Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2020/4496 E. 2021/6402 K. 17.05.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/4496
KARAR NO : 2021/6402
KARAR TARİHİ : 17.05.2021

Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
No : 2019/245-2019/1313
İlk Derece
Mahkemesi : … 1. İş Mahkemesi

Dava, davacının bir kısım hizmet sürelerinin iptal edilmesi ile yaşlılık aylığının kesilmesine ilişkin Kurum işleminin iptali istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince verilen kararına, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 2011/Şubat – 2012/Şubat ayları arasında 4/a kapsamında …’lı olarak çalıştığı işyerlerini de gerçekte çalışmadığı yönünde yapılan Kurum tespitine dayanılarak bu işlemin tesis edildiği ve bu nedenle emeklilik hakkının iptali ve ödenen maaş tutarları toplamının adına borç olarak tahakkuk ettirildiğine ilişkin Kurum işleminin iptalini talep edilmiştir.
II-CEVAP
Davacının, 01.02.2011 – 28.02.2012 tarihleri arasında yapılan sigortalılık bildirimlerinin gerçek olmadığı ve fiili çalışmaya dayanmadığından iptal edilmesi gerektiği, ayrıca davacının yaşlılık aylığı bağlanması için gerekli yasal koşulları yerine getiremediği anlaşıldığından, 01.12.2011 – 07.03.2015 tarihleri arasında ödenen 35.888,35.-TL yaşlılık aylıklarının yersiz olması nedeniyle, borç tahakkukunun yapıldığı, davacının iyi niyetli olmadığını” ileri sürerek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece; “Tüm dosya kapsamının birlikte değerlendirilmesi sonucunda; davanın davacının 01.02.2011 – 28.02.2012 tarihleri arasında yapılan sigortalılık bildirimlerinin iptali nedeniyle bağlanan aylıklar nedeniyle yapılan ödemelerin geri istenmesi işleminin iptali istemine ilişkin olduğu, davacının 01.02.2011 – 29.02.2012 döneminde iptal edilen çalışma süresinde işveren …’e ait işyerinde çalışmalarının geçtiği belirtilmiş ise de, …’in vergi kaydı, yoklama fişleri, Ticaret Sicil kayıtları ve işyeri tescili ile kurucusu ve yetkilisi olduğu …. Tekstil Nak. San. Tic. Ltd. Şti.’deki ortaklığının 11.8.2009 tarihine kadar devam etmiş olması nedeniyle, davacının 01.02.2011 – 29.02.2012 tarihleri arasında iptal edilen çalışma dönemine ilişkin olarak dahili davalı … ile …. Tekstil Nak. San. Tic. Ltd. Şti.’deki çalışma iddiasının yerinde olmadığı, davacı tarafından resmi delillerin aksi yönde somut bir delil sunulamadığı, davacının iptal edilen çalışması sonrası tahsis koşullarını kaybetmiş olması nedeniyle aylığının başlangıç itibarıyla iptal edilmesinde ve geriye istenmesinde yasaya aykırı bir yön bulunmadığı anlaşılmakla, davanın reddine karar” gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
B-BAM KARARI
… 1. İş Mahkemesi’nden verilen 26.12.2018 tarih, 2015/580 Esas ve 2018/480 Karar sayılı kararına yönelik davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine, ” karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davacı vekili tarafından temyizi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının yerinde olmadığı, ilk derece makkeme kararının usul ve kanuna aykırı olması nedeni ile temyizen bozulmasını istemişlerdir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
1- Davacı sigortalının 16/11/2011 tarihli tahsis talebine istinaden 5018 gün üzerinden 5510 sayılı Kanun kapsamında 01/12/2012 tarihinden itibaren aylık bağlandığı, davalı Kurum tarafından yapılan denetim neticesinde,
(S)1352440.35 01.02.2011 – 30.06.2011 150
(K)1356835.35 01.03.2011 – 31.03.2011 30
(S)1314783.35 01.07.2011–31.10.2011 120 günlük, toplamda 241 günlük çalışmanın fiili çalışmaya dayanmadığı ve iptal edilmesi gerektiğine ilişkin tespiti üzerine, yaşlılık aylığı bağlanma şartlarını kaybettiği, neticesinde aylığının iptal edilerek yaşlılık aylığı borç çıkarılarak tahsilinin talep edildiği anlaşılmaktadır.
Sahte sigortalılığa dayanan davalar hizmet tespiti içerikli olmakla, davanın Yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa’nın 79. maddesi ile 5510 sayılı Yasa’nın 86. maddesinde bu tür hizmet tespiti davalarının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında resmi belge ve yazılı delillerin bulunması sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olurlar. Ne var ki bu tür kanıtların bulunmaması halinde somut bilgilere dayanması inandırıcı olmaları koşuluyla bordro tanıkları veya iş ilişkisini bilen komşu işyeri çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen diğer tanıklarla dahi sonuca gitmek mümkündür. Bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunlu olup mahkemece, tarafların sunduğu deliller ile yetinilmemeli, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun ilgili hükümleri esas alınarak kendiliğinden araştırma ilkesi benimsenmeli, sigortalılığın kabulü ve hüküm altına alınabilmesi için hizmet akdinin ve eylemli çalışmanın varlığı ortaya konulmalıdır.
Yukarıda anlatılanlar nazarında Mahkemece, iptale konu 01.02.2011 – 28.02.2012 arasına rastlayan toplam 241 günlük sürenin fiili ve gerçek bir çalışma olup olmadığı hususunda, davalı …’in “işverene ait aracı kullandığı, işçilerin paralarını dağıtığı” anlatımı ile diğer tanıkların beyanları arasında asıl işverenin kim olduğu hususunda çelişkilerin bulunduğu, çelişkinin giderilerek asıl işverenin belirlenmesi gerektiği, vergi ve işyeri dosyasının olmaması nedeniyle davanın reddine kararı verilmesi isabetsizdir.
Mahkemece yukarıda belirtilen hukuki ve maddi olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararı kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1 maddesi gereğince kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi’ne gönderilmesine, 17/04/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.