YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/21814
KARAR NO : 2021/14888
KARAR TARİHİ : 05.10.2021
Hırsızlık ve konut dokunulmazlığını ihlal suçlarından haklarında kamu davası açılan sanıklar …, …, … ve … hakkında … 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 26/06/2008 gün ve 2007/500 esas, 2008/396 karar sayılı kararı ile beraat kararı verildiği, kararın o yer Cumhuriyet Savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 13. Ceza Dairesinin 23/05/2013 gün ve 2011/32385 esas, 2013/15645 karar sayılı kararıyla sanıklar aleyhine bozulduğu, … 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 29/01/2018 tarih ve 2013/594 esas, 2018/57 karar sayılı kararı ile sanıkların hırsızlık ve konut dokunulmazlığını ihlal suçlarından mahkumiyetlerine karar verildiği, bu kararın sanık … tarafından temyiz edildiği, Yargıtay 13. Ceza Dairesinin 22.05.2019 gün ve 2019/1967-8787 sayılı kararı ile konut dokunulmazlığını ihlal suçundan kurulan hükmün sanık lehine bozulduğu ve kararı temyiz etmeyen sanıklar …, … ve …’e sirayetine karar verildiği, bunun üzerine … 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 13/02/2020 gün ve 2019/750 esas, 2020/294 karar sayılı kararıyla kurulan hükmün de haklarında sirayet nedeniyle hüküm kurulan sanıklar tarafından temyiz edildiği, Dairemizin 22/06/2021 gün ve 2020/922 esas, 2021/12055 karar sayılı kararı ile önceki hükmü temyiz etmeyen sanıkların bozma sonrası kurulan hükmü temyiz edebileceği değerlendirilerek verilen onama ilamına, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 30.08.2021 gün ve 2–2020/86197 sayılı yazıları ile itiraz edilmiş olmakla, Dairemize gönderilen dosya okunarak gereği görüşülüp düşünüldü:
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ile Dairemiz arasında somut vak’a bazındaki uyuşmazlık; bozmanın sirayeti sebebiyle mahkemesince kurulan hükümlerin sanıklar … ve … tarafından temyiz edilip edilemeyeceği konusundadır.
Adil yargılanma hakkının en önemli başlıklarından birini oluşturan savunma hakkı, temel bir insanlık hakkı olarak İHAS 6. ve 2709 sayılı Anayasa’mızın 36. maddeleriyle 5271 sayılı CMK’nın çeşitli hükümlerinde güvence altına alınmıştır.
Kanun yoluna başvurma hakkı da, savunma hakkının en önemli bölümlerinden birini oluşturmaktadır.
Kanun yoluna başvurma hakkı, aynı zamanda hak arama özgürlüğü ile erişim hakkının da önemli alt başlıklarından birisidir.
Öte yandan; 7 No.’lu Ek Protokolün “Cezai konularda iki dereceli yargılanma hakkı” başlıklı 2. maddesi uyarınca; kural olarak herkes aleyhine verilen mahkumiyet hükmünü yüksek bir mahkemede yeniden inceletebilme hakkına sahiptir.
CMK’nın 267. maddesi uyarınca, hâkim kararları ile kanunun gösterdiği hâllerde mahkeme kararlarına karşı itiraz kanun yoluna gidilebilir.
Aynı Kanun’un 272 ve devamı maddeleri uyarınca, (Suçluların iadesi ile 5320 sayılı CMK’nın Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 8. maddesinde belirtilen istisnalar dışında) ilk derece mahkemesinden verilen bütün nihai kararlar yâni hükümler, kural olarak istinaf kanunyolu denetimine tâbidir.
(CMK’nın 272/3. maddesinde belirtilen istisna kapsamında kalan hükümler ise; kesindir.)
CMK’nın 286/1. maddesi uyarınca, istinaf mahkemesinin verdiği bozma dışındaki kararlar ile aynı maddenin 2. ve 3. fıkrası kapsamında belirtilen istisnalar dışındaki bütün istinaf mahkemesi kararları temyiz kanun yolu denetimine tabidirler.
CMK’nın 306. (1412 sayılı CMUK’nın 325) maddesi uyarınca, hüküm sanık lehine bozulmuşsa ve bu hususların temyiz isteminde bulunmamış olan diğer sanıklara da uygulanma olanağı varsa, bu sanıklar da temyiz isteminde bulunmuşcasına hükmün bozulmasından yararlanırlar.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 21.05.2019 ve 171-453 sayılı kararında da belirtildiği üzere; önceki hükmü temyiz etmeyen sanığın sirayet üzerine verilen kararı temyiz edilemeyeceği görüşündedir.
Dairemiz ise; yukarıda açıklanan gerekçeler ile Any. m. 36, AİHS m. 6, (7) No.’lu Ek Protokol m. 2/1, 5320 SK m. 8/1 ve 5271 sayılı CMK’nın m. 306, 260 ve devamı hükümleri uyarınca önceki hükmü temyiz etmeyen sanığın sonradan verilen hükmü temyiz edebileceğini kabul etmektedir.
Nihayet Anayasa’mız ve AİHS hükümlerine göre hak ve özgürlükler asıl, kısıtlamalar ise istisnadır. Sınırlama ve kısıtlamalar ise; belli koşularda ve ancak kanunla yapılabilir. Hak arama özgürlüğü ve erişim hakkı kapsamında olduğu tartışmasız olan kanun yoluna başvurma hakkının içtihat yoluyla daraltılması, somut olayda olduğu gibi temyiz hakkının kullanılmasının engellenmesi, 5271 sayılı CMK’nın 289 (1)-h maddesi bağlamında hukuka kesin aykırılık hâlidir.
Bu itibarla önceki hükmü temyiz etmeyen sanıklar … ve …’in bozma sonrası kurulan hükmü temyiz edebileceği değerlendirilmiştir. Bu itibarla Dairemizin 22/06/2021 günlü, 2020/922 esas ve 2021/12055 karar sayılı onama kararımızın kaldırılıp sanıklar … ve …’in temyiz istemlerinin reddine karar verilmesine dair Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazı yerinde görülmemiştir.
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
5271 sayılı CMK’nın 6352 sayılı Yasanın 99. maddesi ile değişik 308. maddesi gereğince yapılan incelemede;
Dairemizin 22/06/2021 gün ve 2020/922 esas, 2021/12055 karar sayılı kararı usul ve yasaya uygun bulunmakla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itiraz sebepleri yerinde görülmediğinden,
CMK’nın 308/2-3. maddeleri gereğince İTİRAZIN REDDİNE, dosyanın itiraz konusunda karar verilmek üzere Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE, 05/10/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.