Yargıtay Kararı 8. Ceza Dairesi 2021/14461 E. 2021/20215 K. 03.11.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/14461
KARAR NO : 2021/20215
KARAR TARİHİ : 03.11.2021

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

Gereği görüşülüp düşünüldü:
Sanığa yapılan tebligat Ş … adresine çıkarılmış ise de, duruşmada sanığın adres numarasını 77 olarak bildirmesi sebebiyle tebligatın geçerli olmadığı, öğrenmekle yapılan temyiz talebinin süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
1-) 25.06.2019 tarih ve 2019/8-249 Esas ve 2019/499 Karar sayılı Ceza Genel Kurulu kararında belirtildiği üzere; TCK.nın 268. maddedeki suçun oluşması için öncelikle, fail tarafından işlenen bir suçun bulunması gerekmektedir.Başka deyişle iftira suçunun aksine, bu madde bakımından gerçek bir suçun işlenmesi ve bu suçun faili ile 268. maddedeki eylemin failinin aynı kişi olması zorunludur.
İşlenmiş olması gereken suçun kasıtla veya taksirli suç olması arasında bir fark bulunmamaktadır.Fakat, maddede yalnızca suçtan söz edilmekle, kabahatler veya disiplin eylemleri madde kapsamında değerlendirilmemektedir.
Maddedeki ifade biçiminin hatalı olduğu söylenebilir ise de, mevcut düzenleme karşısında, failin gerçekte o suçu işlememiş bulunduğunun anlaşılması halinde, başkasının kimlik bilgilerini kullanma eyleminin 268. maddedeki suçu oluşturmadığını kabul etmek, kanunilik ilkesi bakımından zorunlu görülmektedir. Bu tür eylemlerde 206. maddenin uygulanması gereklidir.
Bu açıklamalar ışığında hırsızlık ve mala zarar verme suçlarının şüphelisi olarak yakalanması üzerine sanığın kendisini kardeşi mağdur … adına düzenlenen nüfus cüzdanı ibraz ederek tanıttığı, adı geçen hakkında soruşturma ve kovuşturma yapıldığı, yapılan yargılama neticesinde …’in beraatine karar verilip; sanığın gerçek kimliğinin ortaya çıkartılarak sanık … hakkında suç duyurusunda bulunulmasına karar verildiği ve sanık hakkında temyize konu edilen dava
dosyasında hırsızlık ve mala zarar verme suçlarından beraat kararı verilerek kararın istinaf edilmeksizin 02.01.2015 tarihinde kesinleştiği anlaşıldığından verilen beraat kararları karşısında sanığın “işlediği bir suçtan” söz edilemeyeceği cihetle TCK’nın 268. maddesinde tanımlanan suçun unsurları oluşmayıp sanığın TCK’nın 206. maddesi uyarınca cezalandırılması gerektiği halde yazılı gerekçe ile başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma suçundan cezalandırılmasına karar verilmesi,
2-) Değişen suç vasfına göre; 5271 sayılı CMK’nın 251/1. maddesinde yer alan “Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki hüküm gözetildiğinde; dairemizin 2020/2463 Esas sayılı dosyasında 01.10.2020 tarihli kararla, somut norm denetimi yoluyla iptal istemli başvuru üzerine Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 gün ve 2020/81 Esas, 2021/4 sayılı Kararı ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununa 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanunun 31. maddesiyle eklenen geçici 5. maddesinin “01.01.2020 tarihi itibariyle… hükme bağlanmış ve kesinleşmiş dosyalarda …. basit yargılama usulü uygulanmaz” bölümündeki “hükme bağlanmış” ibaresinin Anayasanın 38. maddesine aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir.
2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 38. maddesinde suçun kanuniliği ve cezanın kanuniliği güvence altına alınmıştır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 7/1. maddesinde de aynı güvencelere yer verilerek “lehe kanunun uygulanması ilkesi” benimsenmiştir.
Maddi ceza hukukuna ilişkin hükümler içeren basit yargılama usulünün “hükme bağlanmış dosyalarda” uygulanmasını engelleyen 5271 sayılı CMK.nın geçici 5. maddesinin (d) bendindeki “hükme bağlanmış” ibaresinin basit yargılama usulü yönünden Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesi nedeniyle temyiz davasına konu dosyalarda lehe hükümler içeren CMK.nın 251/3. maddesinin uygulanması imkanının doğması ve bu konuda mahkemesince yeniden değerlendirme yapılması zorunluluğu,
Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, bozmanın CMUK.nın 325. maddesi uyarınca hükmü temyiz etmeyen sanık …’a sirayet ettirilmesine, 03.11.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.