Yargıtay Kararı 10. Ceza Dairesi 2021/3609 E. 2021/9356 K. 29.09.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/3609
KARAR NO : 2021/9356
KARAR TARİHİ : 29.09.2021

Adalet Bakanlığı’nın, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan sanık … hakkındaki … 16.Asliye Ceza Mahkemesinin 29/01/2020 tarihli ve 2019/504 esas, 2020/114 sayılı kararının kanun yararına bozulması istemi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nca 11/02/2021 tarihli ihbar yazısı ekinde dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşıldı.
Dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
A-)Konuyla İlgili Bilgiler:
1-Şüpheli … hakkında, 19/03/2014 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonucunda, … Cumhuriyet Başsavcılığının 16/05/2014 tarihli ve 2014/68318 soruşturma, 2014/25098 esas, 2014/12502 sayılı iddianamesi ile, sanığın 5237 sayılı TCK’nın 191/1 ve 53.maddeleri uyarınca cezalandırılması talebiyle … 10.Sulh Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı,
2- … 10.Sulh Ceza Mahkemesinin 13/06/2014 tarihli ve 2014/678 esas, 2014/977sayılı kararı ile, sanık hakkında TCK’nın 191/2.maddesi gereğince tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği,
3- … Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce infaz işlemlerine başlandığı, 24/07/2014 tarihli ve 2014/450 DS sayılı çağrı yazısının doğrudan sanığın MERNİS adresine tebliğe çıkarıldığı ve 04/08/2014 tarihinde MERNIS adresinde 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21/2.maddesine göre tebliğ edildiği, müdürlüğe başvurmaması üzerine dosyanın kapatılarak … Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği,
4- … 66.Asliye Ceza Mahkemesinin 26/05/2015 tarihli ve 2014/1272 esas, 2015/863 sayılı kararı ile, sanığın 5237 sayılı TCK’nın 191/1 ve 62.maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5320 sayılı Kanunu’nun geçici 7/2.maddesi yollamasıyla 5271 sayılı CMK’nın 231/5.maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın 16/06/2015 tarihinde itiraz edilmeden kesinleştiği,
5- Sanığın denetim süresi içerisinde 12/05/2016 tarihinde işlediği karşılıksız yararlanma suçundan cezalandırıldığının … 5.Asliye Ceza Mahkemesinin 15/02/2019 tarihli ve 2018/411 esas, 2019/172 sayılı kararı ile ihbar edilmesi üzerine dosyanın devredildiği … 16.Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 29/01/2020 tarihli ve 2019/504 esas, 2020/114 sayılı kararı ile hükmün açıklanmasına,sanığın TCK’nın 191/1 ve 62.maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, karar verildiği, kararın 22/02/2020 tarihinde istinaf edilmeden kesinleştiği,
Anlaşılmıştır.
B-) Kanun Yararına Bozma İstemi:
Kanun yararına bozma istemi ve ihbar yazısında;
“Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek, bulundurmak ve kullanmak suçundan sanık …’nın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/2. maddesi gereğince tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına dair … 10. Sulh Ceza Mahkemesinin 13/06/2014 tarihli ve 2014/678 esas,
2014/977 sayılı kararının 04/07/2014 tarihinde kesinleşmesini müteakip, sanığın denetimli serbestlik tedbirlerine uymaması nedeniyle kamu davası açılması üzerine yapılan yargılama sonunda anılan Kanun’un 191/1 ve 62. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair … 66. Asliye Ceza Mahkemesinin 26/05/2015 tarihli ve 2014/1272 esas, 2015/863 sayılı kararının 16/06/2015 tarihinde kesinleşmesini müteakip, sanığın denetim süresi içerisinde 12/05/2016 tarihinde işlediği kasıtlı suçtan mahkum edildiğinin ihbar edilmesi üzerine hükmün açıklanmasına, 5237 sayılı Kanun’un 191/1 ve 62. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair … 16. Asliye Ceza Mahkemesinin 29/01/2020 tarihli ve 2019/504 esas, 2020/114 sayılı kararı kararını kapsayan dosya incelendi.
Dosya kapsamına göre, denetimli serbestlik müdürlüğü tarafından çıkarılan çağrı kağıdının şüphelinin mernis adresine doğrudan tebliğ edildiği, 7201 sayılı Kanun’un 10/2. madde ve fıkrasının, “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, öncelikle bilinen en son adres esas alınarak, 7201 sayılı Kanun’un 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun’un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 23/1-8 ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği, denetimli serbestlik çağrı yazısının şüphelinin mernis adresine doğrudan 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre tebliğ edilmesi nedeniyle usule aykırı şekilde yapılmış olduğu, denetimli serbestlik tedbirinin ihlal edildiğinden bahisle sanık hakkında kamu davası açılamayacağı, bu nedenle kovuşturma şartının gerçekleşmediği cihetle, sanık hakkında açılan kamu davasında kovuşturma şartı bulunmadığından durma kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde sanığın mahkumiyetine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilerek … 16. Asliye Ceza Mahkemesinin 29/01/2020 tarihli ve 2019/504 esas, 2020/114 sayılı kararının 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca bozulması istenilmiştir.
C-) Konunun Değerlendirilmesi:
Sanık …’nın, 19/03/2014 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, … 10. Sulh Ceza Mahkemesinin 13/06/2014 tarihli ve 2014/678 esas, 2014/977 sayılı kararı ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/2. maddesi gereğince tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına karar verildiği, sanığın denetimli serbestlik tedbirlerine uymaması nedeniyle kamu davası açılması üzerine yapılan yargılama sonunda … 66. Asliye Ceza Mahkemesinin 26/05/2015 tarihli ve 2014/1272 esas, 2015/863 sayılı kararı ile sanığın TCK’nın 191/1 ve 62. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın 16/06/2015 tarihinde kesinleşmesini takiben, sanığın denetim süresi içerisinde 12/05/2016 tarihinde işlediği “karşılıksız yararlanma” suçundan mahkum edildiğinin ihbar edilmesi üzerine … 16. Asliye Ceza Mahkemesinin 29/01/2020 tarihli ve 2019/504 esas, 2020/114 sayılı kararı ile, hükmün açıklanmasına, TCK’nın 191/1 ve 62. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, karar verilmiştir.
1-7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 10/2. maddesinde; “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” düzenlemesi ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsendiği dikkate alındığında; somut olayda kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin kararın şüphelinin doğrudan MERNİS adresine tebliğ edildiği, tebligatın öncelikle bilinen en son adrese, MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun’un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 23/1-8 ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği, bu nedenle somut olayda, Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce çıkarılan çağrı yazısının, şüphelinin doğrudan MERNİS adresine 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre tebliğ edilmesi nedeniyle usule aykırı şekilde yapılmış olduğu, bu nedenle denetimli serbestlik tedbirinin ihlal edildiği gerekçesiyle sanık hakkında kamu davası açılamayacağı, kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden, sanık hakkında açılan kamu davasında “durma kararı” verilmesi gerektiği gözetilmeden, sanığın mahkumiyetine karar verilmesi, kanuna aykırı olduğu gibi,
2- … (Kapatılan) 66. Asliye Ceza Mahkemesinin 26/05/2015 tarihli ve 2014/1272 esas, 2015/863 sayılı kararı ile sanığın , 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/1 ve 62. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 6545 sayılı Kanun’un 85.maddesi ile 5320 sayılı Kanun’a eklenen geçici 7.maddenin 2.fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, beş yıl denetim süresine tabi tutulmasına karar verildiği, sanığın denetim süresi içerisinde işlediği “karşılıksız yararlanma” suçu nedeniyle mahkemesince cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararını veren mahkemeye bildirimde bulunulmasına karar verildiği, bildirim üzerine kanun yararına bozma istemine konu karar ile hükmün açıklanmasına karar verildiği, sanık hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının; 28/06/2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’un 68. maddesi ile değiştirilen 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191. maddesi ve aynı Kanun’un 85. maddesi ile 5320 sayılı Kanun’a eklenen geçici 7. maddenin 2. fıkrası uyarınca, 191. madde hükümleri çerçevesinde verilmesi karşısında,
Her ne kadar sanık hakkında bu suçtan daha önce … (Kapatılan) 10. Sulh Ceza Mahkemesinin 13/06/2014 tarihli ve 2014/678 esas, 2014/977 sayılı kararı ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilmiş olduğundan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 5320 sayılı Kanun’un geçici 7/2.maddesi uyarınca verilemeyeceği, anlaşılmış ise de; mahkemece 5320 sayılı Kanun’un geçici 7/2.maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiğinden bu hukuka aykırılığın sanık lehine olması karşısında bozma nedeni yapılamayacağı, bu nedenle hükmün açıklanması koşullarının da 5271 sayılı Kanun’un 231. maddesine tâbi olmadığı anlaşıldığından; 5237 sayılı Kanun’un 191/4. maddesinde yer alan düzenleme dikkate alınarak , denetim süresi içerisinde yeniden “kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma” suçunu işlemesi halinde hükmün açıklanmasına karar verilebileceği gözetilmeden, sanığın denetim süresi içerisinde işlediği “karşılıksız yararlanma” suçu nedeniyle hükmün açıklanmasına karar verilmesi, de kanuna aykırıdır.
Sonuç olarak yukarıda ( 2 ) numaralı bentte açıklanan nedenlerle;
Sanığın denetim süresi içerisinde yeniden “kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma” suçunu işlemesi halinde hükmün açıklanmasına karar verilebileceği gözetilmeden, sanığın denetim süresi içerisinde işlediği “karşılıksız yararlanma” suçu nedeniyle hükmün açıklanmasına karar verilmesi kanuna aykırı olup kanun yararına bozma istemi değişik gerekçe ile yerinde görülmüştür.
D-) Karar:
Yukarıda ( 2 ) numaralı bentte açıklanan nedenlerle; Sanığın denetim süresi içerisinde yeniden “kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma” suçunu işlemesi halinde hükmün açıklanmasına karar verilebileceği gözetilmeden, sanığın denetim süresi içerisinde işlediği “karşılıksız yararlanma” suçu nedeniyle hükmün açıklanmasına karar verilmesi kanuna aykırı olup kanun yararına bozma istemi değişik gerekçe ile yerinde görüldüğünden … 16. Asliye Ceza Mahkemesinin 29/01/2020 tarihli ve 2019/504 esas, 2020/114 sayılı kararının 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesinin 3. fıkrası gereğince kanun yararına BOZULMASINA, aynı Kanun’un 309. maddesinin 4. fıkrasının ( a ) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için, dosyanın Adalet Bakanlığı’na iletilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilmesine,
29/09/2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.