Yargıtay Kararı 2. Ceza Dairesi 2021/14768 E. 2021/16065 K. 06.10.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/14768
KARAR NO : 2021/16065
KARAR TARİHİ : 06.10.2021

Bina içinde muhafaza altına alınmış olan eşya hakkında hırsızlık ve işyeri dokunulmazlığını ihlal suçlarından sanık …’in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142/2-h, 143/1, 116/4, 119/1-c, 35/1 ve 62/1. (iki kez) maddeleri uyarınca 6 yıl 3 ay hapis ve 1 yıl 8 ay hapis cezaları ile cezalandırılmasına, 1 yıl 8 ay hapis cezasının 5237 sayılı Kanun’un 51. maddesi gereğince ertelenmesine dair Gaziantep 17. Asliye Ceza Mahkemesinin 26/11/2020 tarihli ve 2020/450 esas, 2020/708 sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 23/03/2021 gün ve 94660652-105-27-3542-2021-Kyb sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 15/04/2021 gün ve 2021/42158 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Benzer bir olayla ilgili olarak Yargıtay 13. Ceza Dairesinin 18/03/2020 tarihli ve 2020/107 esas, 2020/4361 karar sayılı ilamında,”…28.06.2014 tarihli 6545 sayılı Yasa ile değişik 5237 sayılı TCK’nın 142/2-h ve 143. maddelerinde öngörülen suçun gerektirdiği cezanın alt sınırı dikkate alınarak, 5271 sayılı CMK’nın 150/3 ve 196/2. maddeleri uyarınca sanıklar ….’e zorunlu müdafii atanması gerektiği gözetilmeden, yargılamaya devam edilerek aynı Kanunun 188/1 ve 289/1-e maddesine aykırı davranılması suretiyle savunma haklarının kısıtlanması…bozulmasına…” şeklinde belirtildiği üzere, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 150/3. maddesinde yer alan, “Alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmada ikinci fıkra hükmü uygulanır” şeklindeki düzenleme nazara alındığında, sanığa yüklenen 28/06/2014 tarihli ve 6545 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun’un 142/2-h ve 143. maddelerinde öngörülen suçun gerektirdiği cezanın alt sınırı dikkate alınarak, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 150/3. maddesi uyarınca, sanığa zorunlu müdafii atanması gerektiği gözetilmeden, savunma hakkının kısıtlanması suretiyle yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 22.11.2016 gün, 2016/950 Esas ve 2016/436 Karar sayılı kararında da belirtildiği gibi 5237 sayılı TCK’nın 142/2-h, 143. maddeleri gereğince cezalandırılması istemiyle yargılanan sanığa, 5271 sayılı CMK’nın 150/3. maddesi uyarınca zorunlu müdafii atanmasına gerek olmadığına karar verilmesi ve 15/06/1949 gün, 1948/4 esas ve 1949/2 karar sayılı İçtihadı Birleştirme kararı uyarınca “ tevhidi içtihat kararlarına dayanılarak daha önce müstekar bir surette tatbik olunan içtihatlar dairesinde muhkem kaziye teşkil etmiş olan kararlar hakkında karar tahsisi yoluna gidilemeyeceği” hükmü uyarınca kesinleşmiş kararlarda geriye yürümeyeceği ilkesi nedeniyle (GAZİANTEP) 17. Asliye Ceza Mahkemesinden verilip kesinleşen 26.11.2020 tarihli ve 2020/450 E., 2020/708 K. sayılı kararına yönelik kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, 06/10/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.