Yargıtay Kararı 2. Ceza Dairesi 2021/14757 E. 2021/16062 K. 06.10.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/14757
KARAR NO : 2021/16062
KARAR TARİHİ : 06.10.2021

Nitelikli hırsızlık suçundan sanık …’nın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142/2-h maddesi uyarınca 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Kadirli 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 30/10/2019 tarihli ve 2019/444 esas, 2019/573 sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 08/03/2021 gün ve 94660652-105-80-911-2021-Kyb sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 06/04/2021 gün ve 2021/38383 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Dosya kapsamına göre, sanıklar … ve …’nın Kadirli İlçesinde bulunan Osmangazi Anadolu Lisesine girip burada bulunan televizyonu çaldıkları iddiası ile haklarında açılan kamu davasının yapılan yargılaması neticesinde, Kadirli 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 30/10/2019 tarihli kararı ile cezalandırılmalarına karar verildiği, sanık …’in meydana gelen zararı kovuşturma başladıktan sonra fakat hüküm verilmeden önce tamamen gidermesi sebebiyle 5237 sayılı Kanun’un 168/2. maddesi uyarınca cezasından indirim uygulandığı, anılan hükmün sanık … yönünden istinaf edilmeksizin kesinleştiği, diğer sanık …’in karara karşı istinaf kanun yoluna başvurması üzerine, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 18/03/2020 tarihli ve 2019/4155 esas, 2020/691 sayılı kararı ile sanık … hakkında verilen karar yönünden “İştirak halinde işlenen suçlarda sanıklardan birisi tarafından zararın tamamen giderilmesi ve tazmin edilmesi gereken zarar kalmaması halinde etkin pişmanlık hükümlerinden zararın giderilmesine açıkca karşı çıkmayan diğer sanığın da faydalanması gerektiği, bu durumun zararı gideren sanığın rızasına bırakılamayacağı anlaşılmakla istinaf dışı sanık … hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması yönünden mahallinde değerlendirme yapılması mümkün görülmüştür.” şeklinde açıklama yapılmak suretiyle sanık …’in istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiğinin anlaşıldığı,
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 168. maddesinde “(1) Hırsızlık, mala zarar verme, güveni kötüye kullanma, dolandırıcılık, hileli iflâs, taksirli iflâs (…)(1) suçları tamamlandıktan sonra ve fakat bu nedenle hakkında kovuşturma başlamadan önce, failin, azmettirenin veya yardım edenin bizzat pişmanlık göstererek mağdurun uğradığı zararı aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen gidermesi halinde, verilecek cezanın üçte ikisine kadarı indirilir. (2) Etkin pişmanlığın kovuşturma başladıktan sonra ve fakat hüküm verilmezden önce gösterilmesi halinde, verilecek cezanın yarısına kadarı indirilir.(4) Kısmen geri verme veya tazmin halinde etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi için, ayrıca mağdurun rızası aranır.” şeklinde düzenlemenin yer aldığı,
Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 23/01/2013 tarihli ve 2012/16851 esas, 2013/829 karar sayılı ilamında da “…suçun iştirak halinde işlenmesi halinde bunlardan birisi veya birkaçı iade veya tazmin yükümlülüğünü yerine getirirse diğer suç ortakları bu yerine getirmeye karşı çıkmadıkları takdirde o kimselerin de etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanabileceklerinden ,somut olayda müştekiye, kısmi iadeye rızasının bulunup bulunmadığı sorularak sonucuna göre sanık Hasan hakkında 5237 sayılı TCK.nun 168/1-4 maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükmünün uygulanıp uygulanmayacağı hususunun değerlendirilmemesi,…” şeklindeki açıklamaların yer alması karşısında, somut olayda, sanık …’nın dosyanın diğer sanığı … ile iştirak halinde işledikleri nitelikli hırsızlık eylemi sebebiyle meydana gelen zararın sanık … tarafından kovuşturma başladıktan sonra fakat hüküm verilmeden önce tamamen giderilmesi sebebiyle sanık hakkında hükmolunan cezadan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 168/2. maddesi uyarınca indirim yapılması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Dosya kapsamına göre, katılan sıfatını alabilecek şekilde atılı suçtan zarar gören ve davaya katılma hakkı bulunan Milli Eğitim Bakanlığı’nın CMK’nın 260/1. maddesi uyarınca yasa yollarına başvurma hakkının bulunduğu, Milli Eğitim Bakanlığı’na kovuşturma evresinde yöntemine uygun şekilde 5271 sayılı CMK’nın 234/1-b-1. maddesi uyarınca duruşma gününü bildiren tebligatın yapılmadığı, bu nedenle sanık hakkında açılan davadan usulüne uygun olarak haberdar edilmediği ve davaya katılabilmesi için olanak tanınmadığının anlaşılması karşısında, yasa yollarına başvurma hakkı bulunan ve yokluğunda hüküm verilen müşteki kuruma hükmün tebliği gerektiğinden hükmün usulüne uygun kesinleşmediği ve kesinleşmemiş kararlara karşı kanun yararına bozma isteminde bulunulamayacağından, Kadirli 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 30.10.2019 tarihli kararının Milli Eğitim Bakanlığı’na usule uygun olarak tebliğ edilerek kesinleştirildikten sonra yeniden kanun yararına bozma isteminde bulunulması mümkün olup, (KADİRLİ) 2. Asliye Ceza Mahkemesinin henüz kesinleşmeyen 30.10.2019 tarihli ve 2019/444 E., 2019/573 K. sayılı kararına yönelik kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, 06/10/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.