YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/352
KARAR NO : 2021/5691
KARAR TARİHİ : 21.04.2021
Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, bozmaya uyularak ilâmında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Mahkemece uyulan bozma ilamımızda, “…Dosya kapsamından; davacı Kooperatif adına site yöneticiliği ve güvenlik işyeri olarak kayıtlı 2 adet işyeri bulunduğu, ödeme emirlerinde güvenlik işyerine ait sicil numarasının yazılı olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece Kurumdan sorulmasına rağmen, ödeme emrine konu prim borçlarının tahakkuk sebepleri hakkında bilgi verilmemiştir. Mahkemece, ödeme emrine konu borçların hangi işyerinden ve hangi işler nedeniyle tahakkuk ettirildiği açık ve net bir biçimde belirlenmeli, kabule göre de inşaat işyerinden kaynaklandığı takdirde, kooperatifin de asıl işveren olacağı gözetilerek karar verilmelidir…” hususları belirtilmiş olup, bozma sonrası yapılan araştırmada, borçların davalı kooperatifin 4 nolu taşeronu … Konut Organize Yapılar ve İnşaatlar Ltd. Şti’ne (inşaat işyerine) ait olduğu anlaşılmasına karşılık, inşaat sözleşmesinin anahtar teslimi şeklinde bir sözleşme olması ve prim borcunun inşaat sözleşmesinden kaynaklanması nedeniyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, söz konusu hüküm eksik incelemeye dayalıdır.
Mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar.
“Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirdiği gibi, mahkemenin kararını bozmuş olan Yargıtay Hukuk Dairesince de, sonradan, ilk bozma kararı ile benimsemiş olduğu esaslara usuli kazanılmış hakka aykırı bir şekilde ikinci bir bozma kararı verilememektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulu’nun 12.07.2006 gün, 2006/9-508 E., 2006/521 sayılı kararı).
Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir. (Prof. Dr. Baki KURU, Usuli Müktesep Hak (Usule İlişkin Kazanılmış Hak) Dr. A. Recai Seçkin’e Armağan, … Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayınları No. 351 …, 1974, sayfa 395 vd.)
Yukarıda belirtilen açıklamalar ışığında somut olaya dönüldüğünde, bozma ilamımızda sonuç olarak “kabule göre de inşaat işyerinden kaynaklandığı takdirde, kooperatifin de asıl işveren olacağı gözetilerek karar verilmelidir…” hususu belirtilmesine, borcun inşaat yerinden kaynaklandığının belirgin olmasına ve mahkemece bozmaya uyulmasına göre, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 21.04.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.