Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2021/11733 E. 2021/10636 K. 20.10.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/11733
KARAR NO : 2021/10636
KARAR TARİHİ : 20.10.2021

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup, hükmün bir kısım davacılar …, …, …, …, …, … ve … vekili ile müdahil Orman İdaresi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Mahkemenin verdiği karar Yargıtay tarafından bozulmuş olup, uyulan bozma ilamında özetle “Çekişmeli taşınmazın eski tarihli belgelerde ne şekilde göründüğü araştırılarak orman tahdidine göre konumunun belirlenmesi, davacıların dayandığı tapu kaydının uygulanması suretiyle tapu kaydı kapsamı dışında kalan bölümler yönünden zilyetlikle iktisap koşullarının oluşup oluşmadığının belirlenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi” gereğine değinilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, davacıların ve müdahil orman idaresinin davalarının reddi ile, dava konusu … İlçesi Dörtkonak Mahallesi 130 ada 32 parsel sayılı taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, bir kısım davacılar …, …, …, …, …, … ve … vekili ile müdahil Orman İdaresi vekilince temyiz edilmiştir.
Mahkemece, dava konusu taşınmazın tespit gibi ham toprak vasfıyla davalı Hazine adına tesciline karar verilmiş ise de, hükmüne uyulmasına karar verilen bozma ilamının gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir. Bozma ilamına uyulmakla taraflar yararına usuli kazanılmış hak oluşacağından, bozma ilamında işaret edilen hususların eksiksiz ve tam olarak yerine getirilmesi zorunludur. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede yapılarak 30.07.1945 tarihinde ilan edilen orman tahdidinde, 1302 tarih ve 18 numaralı tapu kaydının çaykuyu ve kır ve üçpınar ve cebel ile çevrili olan arazinin açık saha hudutlarına uygun olduğu ve ormanla ilgisi bulunmadığından sahiplerine terkedildiği belirtilmiş; yine yörede 1980 yılında ilan edilen aplikasyon ve 2. madde çalışmalarında, taşınmazın tapulu kısımlarının tapu malikinin vereseleri adına orman sınırları dışarısına çıkarıldığından bahsedilerek tapu kaydının uygulamasının yapıldığı ve 2017 ila 2033 ve yine 2017 orman sınır noktaları arasında kalan taşınmazın Osman Fakı vereseleri adına orman sınırları dışarısına çıkarılan tapulu çayırlık olduğu belirtilmiş ve taşınmazın bu haliyle orman içi açıklık vasfındaki yerlerden olmadığı anlaşılmıştır. Mahkemece, bozma ilamında da belirtildiği üzere, davacıların dayandığı tapu kaydının 3402 sayılı Kanun’un 20/C maddesi uyarınca miktarı ile geçerli olacak şekilde uygulanması ve tapu kaydı kapsamı dışında kalan taşınmaz bölümleri yönünden davalı Hazinenin dayandığı tapu kaydının idari yoldan oluştuğu 1982 yılına kadar ziyetlikle mülk edinme koşullarının oluşup oluşmadığının araştırılması ve bu suretle sonuca gidilmesi gerekirken, davacıların dayandığı tapu kaydı, bozma ilamında belirtildiği şekilde usulünce uygulanmamış, kayıt kapsamı dışında kalan taşınmaz bölümleri yönünden eski tarihli belgeler incelenmek suretiyle zilyetlikle mülk edinme koşullarının oluşup oluşmadığı araştırılmaksızın, hatalı gerekçe ile taşınmazın orman içi açıklık vasfında olduğunun kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuştur.
Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için Mahkemece öncelikle, yöreye ait en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarının tamamı ile varsa amenajman planı ve komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri ve tapu kayıtları mahkeme kararı sonucu oluşmuş ise karar örnekleri ilgili yerlerden getirtilip dosya ikmal edildikten sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı üçer kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi bilirkişi, bir ziraat mühendisi bilirkişi, bir fen elemanı ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi aracılığıyla yeniden keşif yapılmalı ve bu keşifte, öncelikle orman sınır noktaları tutanak ve haritalarda yazılı mevki, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6-7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, orman kadastrosu ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeğe çevrilerek, çekişmeli taşınmazın orman kadastro haritasına göre konumu, genel kadastro paftası üzerinde ve aynı ya da yakın orman sınır hatlarında dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilmeli; tutanaklardaki anlatımlar değerlendirilmeli; tutanaklarla tahdit haritası arasında çelişki bulunup bulunmadığı belirlenmeli; çelişki bulunmakta ise çekişmeli parsel yönünden tahdit tutanakları ile haritalar arasındaki çelişki tahdit tutanaklarına değer verilmek suretiyle giderilerek taşınmazın orman tahdidine göre konumu duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmeli; bilahare, getirtilen diğer belgeler çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği tespit edilmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; zilyetlikle veya hukuki değeri kalmamış olan tapu kayıtlarıyla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri ile uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak)denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle çekişmeli taşınmaz, çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli; taşınmazın gerçek eğimi klizimetre aletiyle ölçülerek memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli; hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle üç boyutlu incelemesi yapılarak, temyize konu taşınmazın niteliği ve kullanım durumu ile tasarruf sınırlarının belirgin olarak görünüp görünmediği belirlenmeli; taşınmazın üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı ile taşınmazın imar-ihyaya konu olup olmadığı, olmuş ise imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığı ve imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığı, taşınmazın ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığı hususlarını belirten, müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalı; ayrıca keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazların öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, komşu parsellerin tutanak ve dayanakları uygulanmalı, dava konusu taşınmazları sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı ve böylelikle yerel bilirkişi ve tanık sözleri denetlenmeli; yerel bilirkişiler ve tanıkların sözleri arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı; ziraat bilirkişisinden, taşınmazın evveliyatını, toprak yapısını, niteliğini ve zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; fen bilirkişisinden ise, keşfi takibe ve denetlemeye olanak verir rapor ve kroki düzenlemesi istenilmeli; yine fen bilirkişi eliyle davacıların dayandığı tapu kayıtları tesisinden itibaren tüm tedavülleriyle birlikte okunup sınırlarının bilirkişilerce zeminde tek tek gösterilmesi istenilmeli, bilirkişilerin gösteremediği sınırlar için taraflara tanık dinletme imkanı sağlanmalı; bilirkişi ve tanıklarca gösterilen sınırlar fen bilirkişisi tarafından kroki üzerinde işaretlenmeli; tapu kaydının değişebilir sınırlar içerdiği de dikkate alınıp 3402 sayılı Kanun’un 20/C ve 32/3 maddesi uygulanarak çekişmeli taşınmazların davacıların dayandığı tapu kaydı kapsamında kalıp kalmadığı duraksamasız şekilde saptanılmalı; ayrıca dava konusu taşınmazın tapu kayıt malikleri ile Tatlak ve Eldeler Köy Tüzel Kişilikleri arasında Kızılcahamam Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen dava dosyalarının kapsamında kalıp kalmadığı fen bilirkişisi ve yerel bilirkişiler marifetiyle belirlenmeli; tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri, bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli; 3402 sayılı Kanun’un 14. maddesi uyarınca, adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden zilyetlik yoluyla başkaca taşınmaz mal tesbit ya da tescil edilip edilmediği ilgili tapu müdürlüğü ve kadastro müdürlüğü ile hukuk mahkemeleri yazı işleri müdürlüğünden sorulup, aynı Kanun’un 03.07.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen 14/2. maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanun’un getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanmalı; bu şekilde yapılacak araştırma ve inceleme sonucunda, çekişmeli taşınmazın tapu kaydı kapsamında kalan bölümü yüzölçümüne değer verilmek suretiyle belirlenmeli, tapu kaydı kapsamı dışında kalan taşınmaz bölümleri yönünden ise davalı Hazinenin dayandığı tapu kaydının idari yoldan oluştuğu 1982 yılına kadar ziyetlikle mülk edinme koşullarının oluşup oluşmadığı tespit edilerek toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.
Mahkemece, bu hususlar gözetilmeksizin, hükmüne uyulan bozma ilamında işaret edilen eksiklikler tam olarak yerine getirilmeden, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak hüküm verilmesi usul ve yasaya uygun düşmediğinden, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle bir kısım davacılar …, …, …, …, …, … ve … vekili ile müdahil Orman İdaresi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden bir kısım davacılara iadesine, 20.10.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.