Yargıtay Kararı 2. Ceza Dairesi 2021/15389 E. 2021/17434 K. 25.10.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/15389
KARAR NO : 2021/17434
KARAR TARİHİ : 25.10.2021

Nitelikli hırsızlık suçundan suça sürüklenen çocuk … …’un, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142/1-b, 35, 31/3, 50/1-a ve 52/2. maddeleri gereğince 4.800,00 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Sakarya 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 31/12/2007 tarihli ve 2007/327 esas, 2007/914 sayılı kararının Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 27/06/2013 tarihli ve 2010/22476 esas, 2013/15213 karar sayılı ilâmı ile bozulmasını müteakip, yeniden yapılan yargılama sonunda suça sürüklenen çocuğun, 5237 sayılı Kanun’un 142/2-d, 35, 31/3 ve 62/1. maddeleri gereğince ve önceki hükmün kazanılmış hak teşkil ettiğinden bahisle 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair Sakarya 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 03/06/2014 tarihli ve 2013/912 esas, 2014/788 sayılı kararının 04/09/2014 tarihinde kesinleşmesini müteakip, suça sürüklenen çocuğun 02/09/2016 tarihinde kasıtlı bir suçtan mahkum olduğunun ihbarı üzerine hükmün açıklanması ile suça sürüklenen çocuğun 5237 sayılı Kanun’un 142/2-d, 35, 31/3 ve 62/1. maddeleri gereğince 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Sakarya 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 01/04/2019 tarihli ve 2018/1193 esas, 2019/337sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 12/04/2021 gün ve 3957-2021 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 09/06/2021 gün ve 2021/54900 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Dosya kapsamına göre, suça sürüklenen çocuğun kayden 01/01/1990 doğumlu olup, suçun işlendiği 16/04/2007 tarihinde 15-18 yaş grubu aralığında bulunduğu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 66/1-e maddesi uyarınca olağan dava zamanaşımının 8 yıl, anılan Kanun’un 66/1-e ve 67/4. maddeleri uyarınca da olağanüstü dava zamanaşımı süresinin 12 yıl olduğu, suça sürüklenen çocuğun ise suç tarihinde 15-18 yaş aralığında bulunduğu anlaşıldığından, aynı Kanun’un 66/2. maddesi uyarınca olağan zamanaşımı süresinin 5 yıl 4 ay, olağanüstü zamanaşımı süresinin ise 7 yıl 12 ay olduğu, 17/04/2007 tarihinde sorgusu yapılarak zamanaşımı süresinin kesildiği ve hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği 04/09/2014 tarihinden denetim süresi içerisinde yeniden suç işlediği 02/09/2016 tarihine kadar dava zamanaşımı süresinin 5271 sayılı Kanun’un 231/8-son cümlesi gereğince durduğu, suçun işlendiği 16/04/2007 ile söz konusu kararın verildiği 01/04/2019 tarihe kadar bu sürenin geçtiği gözetilmeden, davanın düşürülmesi yerine yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulmasında,
Kabule göre de, Sakarya 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 31/12/2007 tarihli ve 2007/327 esas, 2007/914 sayılı kararının temyiz edilmesi üzerine suça sürüklenen çocuk lehine bozulduğunun anlaşılması karşısında; 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 326/son maddesi gereğince 4.800,00 Türk lirası adlî para cezasının suça sürüklenen çocuk bakımından kazanılmış hak olduğu gözetilmeden, yeniden yapılan yargılama sonucunda sanık hakkında 8 ay hapis cezasına hükmolunmasında,isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
1- Zamanaşımı yönünden kanun yararına bozma isteminin incelenmesinde;
Suç tarihi itibariyle 15-18 yaş grubunda bulunduğu anlaşılan suça sürüklenen çocuk …(…)’nın, olay günü müştekinin konutunun kapısının kilit aparatını saç tokası ile açmak suretiyle içeriye girip hırsızlık suçuna kalkışması şeklinde gerçekleşen eyleminin, 5237 sayılı TCK’nın 142/2-d, 31/3. maddelerinde tanımlanan hırsızlık suçunu oluşturduğu, suçun daha ağır ceza verilmesini gerektiren nitelikli hâllerinin aynı Kanun’un 66/3. maddesi uyarınca dava zamanaşımı sürelerinin hesabında dikkate alınması gerektiği gözetilerek ve dosya kapsamına göre hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği 04.09.2014 tarihi itibariyle 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesinin 8. fıkrası uyarınca duran zamanaşımı, 05.10.2018 tarihinde kesinleşen sonraki mahkumiyete konu suçun işlendiği 02.09.2016 günü yeniden işlemeye başladığından buna göre oluşan 1 yıl 11 ay 28 günlük durma süresi de dikkate alınarak TCK’nın 66/1-d, 66/2 ve 67/4. maddelerine göre hesaplanan 10 ve 15 yıllık zamanaşımının dolmadığı anlaşıldığından, zamanaşımının dolduğundan bahisle (SAKARYA) 1. Asliye Ceza Mahkemesinden verilip kesinleşen 01.04.2019 tarihli ve 2018/1193 E., 2019/337 K. sayılı karara yönelik kanun yararına bozma isteminin REDDİNE,
2- Kazanılmış hak yönünden kanun yararına bozma isteminin incelenmesinde;
Sakarya 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 31/12/2007 tarihli ve 2007/327 Esas – 2007/914 Karar sayılı kararında, suça sürüklenen çocuk …(…) hakkında hırsızlık suçundan 5237 sayılı TCK’nın 142/1-b, 35, 31/3. maddeleri uyarınca tayin olunan 8 ay hapis cezasının aynı Kanun’un 50/1-a, 52/2. maddelerine göre 4.800,00 TL adli para cezasına çevrildiği ve bu hükmün suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyizi üzerine bozulması nedeniyle, kazanılmış hakkı bulunan suça sürüklenen çocuk hakkında bozma sonrasında hırsızlık suçundan 5237 sayılı TCK’nın 142/2-d, 35, 31/3, 62. maddelerine göre belirlenen 10 ay hapis cezasının, kazanılmış hak gözetilip sonuç olarak 4.800,00 TL adli para cezası üzerinden infazının yapılmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde 8 ay hapis cezası tayin edilmesi nedeniyle kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden, (SAKARYA) 1. Asliye Ceza Mahkemesinden verilip kesinleşen 01.04.2019 tarihli ve 2018/1193 E., 2019/337 K. sayılı kararın, 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesinin 3. fıkrası uyarınca BOZULMASINA, aynı maddenin 4. fıkra (d) bendinin verdiği yetkiyle; suça sürüklenen çocuk …(…) hakkında 5237 sayılı TCK’nın 142/2-d, 35, 31/3, 62. maddelerine göre belirlenen 10 ay hapis cezasının, CMUK’nın 326/son maddesi uyarınca kazanılmış hak gözetilerek, 4.800,00 TL adli para cezası üzerinden infazının yapılmasına, hükmün diğer bölümlerinin aynen korunmasına, 25/10/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.