Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2021/9945 E. 2021/10957 K. 04.11.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/9945
KARAR NO : 2021/10957
KARAR TARİHİ : 04.11.2021

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonucunda Mahkemece verilen davanın kısmen kabulüne ilişkin hükmün davacı vekili ve davalı Hazine tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 25.11.2020 tarihli ve 2017/4448 Esas, 2020/5695 Karar sayılı ilamı ile bozulmasına karar verilmiş olup, davacı vekili tarafından süresinde kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla; dosya incelendi gereği düşünüldü:
K A R A R
Mahkemenin verdiği önceki karar Yargıtay tarafından bozulmuş olup, uyulan bozma ilamında özetle; “Mahkemece çekişmeli taşınmazın hangi tarihte ve hangi sebeple tescil dışı bırakıldığının sorulup saptanması, taşınmazın tespit tarihi olan 2013 yılından 15-20-25 yıl öncesine ait üç ayrı tarihte çekilmiş hava fotoğrafları ile temin edilebilen en eski ve en son tarihli uydu fotoğrafları getirtilerek yeniden keşif yapılması, yapılacak keşifte yerel bilirkişi ve tanıklardan taşınmazın 2013 yılından geriye doğru 20-25 yıl öncesinde kimler tarafından neye istinaden zilyet edildiğine ilişkin maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınması, taşınmazın imar-ihyaya konu edilip edilmediği, imar-ihyaya konu edilmiş ise ihyanın hangi tarihte başlayıp ne zaman bitirildiği hususlarının etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılması, jeodezi veya fotogrametri uzmanı bilirkişiye dava konusu taşınmazın dava tarihine göre 15-20-25 yıl öncesine ait ve üç ayrı tarihte çekilmiş stereoskopik çift hava fotoğrafları üzerinde uygulama yaptırılarak taşınmazın niteliği ile taşınmaz üzerinde imar- ihya işlemlerine başlandığı ve tamamlandığı tarih ile tarımsal amaçlı zilyetliğin başlangıç tarihinin ayrı ayrı saptanması, üç kişilik ziraat mühendisi bilirkişi kurulu tarafından ise taşınmazın öncesi ve zirai faaliyete konu olup olmadığı, hangi tarihte imar-ihyaya başlandığı, tamamlandığı ve zilyetliğin hangi tasarruflar ile sürdürüldüğü hususlarının özellikle irdelenmesi, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek davacı yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile iktisap koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin belirlenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi” gereğine değinilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne, çekişmeli 107 ada 23 parsel sayılı taşınmazın harita mühendisi tarafından hazırlanan 29.05.2017 havale tarihli ek rapor ve eki haritada (A) harfi ile gösterilen 1.333,09 metrekare yüzölçümündeki bölümünün, içinde ev olan tarla vasfı ile davacı … adına tapuya tesciline; aynı rapor ve eki haritada (B) harfi ile gösterilen 509,75 metrekare yüzölçümündeki bölümünün tarla vasfı ile Hazine adına tapuya tesciline, bu bölüm üzerinde bulunan (hüküm yerinde yaş ve cinsleri belirtilen) toplam 34 adet ağacın 3402 sayılı Yasa’nın 19. maddesi uyarınca davacı …’a ait olduğunun tutanağın ve kütüğün beyanlar hanesinde şerh olarak yazılmasına karar verilmiş; hüküm, davacı … vekili ile davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 25.11.2020 tarihli ve 2017/4448 Esas, 2020/5695 Karar sayılı ilamıyla; “(B) harfi ile gösterilen bölümüne ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarını yerinde olmadığı, ancak; (A) harfi ile gösterilen bölümü üzerinde, davacı yararına imar-ihya ve zilyetlik yoluyla iktisap koşullarının gerçekleştiği kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, yapılan değerlendirmenin ve varılan sonucun dosya kapsamına uygun bulunmadığı, taşınmazın zilyetlikle kazanılabilmesi için, öncelikle niteliği itibariyle zilyetlik yoluyla kazanılabilecek yerlerden olması, bundan sonra da 3402 sayılı Yasa’nın 14. ve 17. maddeleri uyarınca, emek ve para harcanmak suretiyle imar-ihya edilerek tarıma elverişli hale getirilmesi ve bu işlemlerin tamamlanmasından sonra kazanmayı sağlayacak zilyetlik süresinin geçmesinin zorunlu bulunduğu, somut olayda; keşif sonrası dosyaya sunulan üç kişilik ziraatçi bilirkişi kurulu ve harita ve kadastro mühendisi bilirkişisi tarafından hazırlanan ortak raporda, soyut olarak taşınmaz bölümü üzerinde imar-ihyanın 21 yıl önce oluştuğu ifade edilmiş ise de, aynı raporda nizalı bölüm üzerinde bulunan zeytin ağaçlarının en büyüğünün 12 yaşında olduğunun belirtildiği, dosyaya getirtilen 1975, 1979 ve 1995 tarihli hava fotoğrafları üzerinde yapılan inceleme neticesi sunulan bilirkişi raporunda da, taşınmaz bölümü üzerinde imar-ihyanın tamamlandığına ve üzerinde uzun süredir tarım yapıldığına dair açıklık bulunmadığı gibi, taşınmaz üzerinde bulunan evin de 1995 tarihli hava fotoğrafında tespit edildiği, bu haliyle; kadastro tespitinin yapıldığı tarih itibariyle dava konusu taşınmaz bölümü üzerinde, davacı yararına 3402 sayılı Yasa’nın 14. ve 17. maddelerinde düzenlenen zilyetlikle iktisap koşullarının oluşmadığı anlaşıldığına göre bu bölüm yönünden de davanın reddine ve taşınmazın Hazine adına tesciline karar verilmesi” gereğine değinilerek hükmün bozulmasına karar verilmiş ve davacı … vekili tarafından karar düzeltme isteminde bulunulmuştur.
1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile tutanaklar münderecatına ve Yargıtay ilâmında açıklanan gerektirici sebeplere göre davacı vekilinin, taşınmazın (B) bölümüne yönelik karar düzeltme talepleri yerinde değildir.
2. Hükme esas alınan bilirkişi raporu ve eki haritada (A) harfiyle gösterilen taşınmaz bölümüne ilişkin bozma ilamına yönelik karar düzeltme itirazlarının incelenmesine gelince; Mahkemece hükme esas alınan 3 ziraat ve 1 harita mühendisi bilirkişi tarafından düzenlenen müşterek raporda, 1995 tarihli hava fotoğrafında güney batı sınırının (B bölümünün olduğu kısım) koyu renkte olup çalılık ve otsu alanlar olduğunun, kalan kısımların ise (A bölümü) açık beyaz renkte olup bitki örtüsü olmayan veya işlenmiş yerler ile ev bulunduğunun, 1997 tarihli memleket haritasında ise parsel olarak belirlenmiş ve beyaz renkte üzerinde zeytinlik rumuzu olan evler bulunan iskan alanı içinde kaldığının görüldüğü bildirilmiş, raporun devamında da, hava fotoğrafları, uydu görüntüleri, gerekse keşifte edinilen bilgiler ışığında, taşınmazın kuzey ile doğu sınırı arasında ev ve dam yapı dahil kısmının (A bölümü) 1979 yılında imar ihyaya başlanıldığı, çalılıklardan temizlendiği, 1982 yılında tamamlanarak ekonomik olarak tarımsal zilyetliğinin tespit tarihine kadar sürdüğü, özellikle kuzey ve doğu sınırı yığma taş duvar ve tel ile çevrilip korumanın yapıldığı, sulanabilir nitelik kazandırıldığı, toprak yapısının korunması ile imar ihyayı gerçekleştirilmiş olduğu bildirilmiştir. Çekişmeli taşınmaz bölümünün bulunduğu yere ilişkin 1975-1995 tarihleri arasında başkaca hava fotoğrafının bulunmadığı, diğer bir anlatımla, bu zaman aralığında yapılan ya da tamamlanan imar ihya faaliyetlerinin hava fotoğraflarıyla denetlenmesinin mümkün bulunmadığı, 1995 tarihli hava fotoğrafı ile tespitin yapıldığı 2013 tarihi arasında 18 yıllık zilyetliğin gerçekleştiği anlaşılmakta olup, eksik kalan 2 yıllık zilyetlik süresinin gerçekleşip gerçekleşmediğinin de yerel bilirkişi, tanık beyanları ile çözümlenmesi gerektiği açıktır. Keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve üç tespit bilirkişisi benzer beyanda bulunarak, taşınmazın öncesinde boş, tepelik bir yer olduğunu, davacının yaklaşık 25-30 yıldır bu taşınmazı temizleyip ev yapıp bahçe olarak kullandığını bildirmişlerdir.
Hal böyle olunca; her ne kadar taşınmaz üzerindeki 6 adet zeytin ağacının 10-12 yaşlarında olduğu anlaşılmakta ise de; yukarıda belirtilen raporlar ve tanık anlatımları karşısında taşınmazın (A) bölümünün davacı tarafından ev ve bahçesi niteliğiyle zilyet ve tasarruf edildiği, tespitin yapıldığı 2013 yılı itibariyle davacı lehine 3402 sayılı Kadastro Kanunu’ nun 14. ve 17. maddesinde öngörülen zilyetlikle iktisap koşullarının oluştuğu bu nedenle hükmün onanması gerekirken sehven bozulduğu anlaşılmaktadır.
SONUÇ: Yukarıda (1) no’lu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin (B) ile gösterilen bölüme yönelen karar düzeltme isteğinin reddine, (A) ile gösterilen bölüme yönelen karar düzeltme isteği (2) no’lu bentte yazılı nedenle yerinde görüldüğünden 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3.maddesi yollamasıyla uygulanacak olan 1086 sayılı HUMK’un 442/3. maddesi gereğince kabulüne; Yargıtay (kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 25.11.2020 tarihli ve 2017/4448 Esas, 2020/5695 Karar sayılı bozma ilamının kaldırılmasına, Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca açıklanan gerekçeler ile ONANMASINA, 04.11.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.