Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2021/2232 E. 2021/14070 K. 11.11.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/2232
KARAR NO : 2021/14070
KARAR TARİHİ : 11.11.2021

Bölge Adliye Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi
No : 2019/850-2020/1820
İlk Derece Mahkemesi : … 19. İş Mahkemesi
No : 2017/255-2019/66

Dava, davacının Kuruma bildirilmeyen hizmet sürelerinin tespiti istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine dair verilen karara karşı, davalı Kurum vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesince verilen kararın davalı Kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 04/10/1994 – 18/09/2004 tarihleri arasında davalı şirkete ait işyerinde kesintisiz çalışmasına rağmen, sigortalı çalışmalarının diğer davalı kuruma eksik olarak bildirildiğini ileri sürerek 04/10/1994 – 18/09/2004 tarihleri arasında davalı şirkette kesintisiz olarak sigortalı çalışmalarının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II-CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı işverenin davacının çalışma süresini fiili çalışma süresine uygun olarak Kuruma bildirdiğini, ayrıca iddiayı kabul etmemekle birlikte davacının talebinin hak düşürücü süre nedeniyle de reddi gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının hizmet tespiti davasında 506 sayılı Yasanın 79/10. maddesinde öngörülen 5 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini, davacının hizmet akdiyle çalışmış olduğunu, tanık beyanları dışında, resmi, yazılı ve sağlıklı deliller ile ispatlanması gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece, “1-Davacının davasının kısmen kabulüne, kısmen reddine,
A-Davacının 04/10/1994 – 02/09/1997, 14/03/2002 – 01/08/2002, 27/03/2003 – 01/04/2004 dönemlerinde davalı ve organik bağ içinde olduğu dava dışı şirketten bildirilen çalışmalarında hukuki yarar bulunmadığı anlaşıldığından bu talebinin reddine,
B-Davacının 02/04/2004 – 18/09/2004 tarihleri arasında davalı işyerindeki çalışmalarının tespiti mümkün görülmediğinden bu talebinin reddine,
C-Davacının 04/10/1994-01/04/2004 tarihleri arasında davalı ve organik bağ içinde olduğu şirkette kesintisiz çalıştığı kanaatine varılarak 1004539.34.02 sicil numaralı davalı şirket ve aralarında organik bağ ilişkisi olan Kurtoğlu Yemek San. Tur. ve Tic. A.Ş. ünvanlı işyerinden;
03/09/1997-31/12/1997 tarihleri arasında 118 gün ve günlük 1.231.371,00 TL Kazançla,
01/01/1998-30/06/1998 tarihleri arasında 180 gün ve günlük 1.668.400,00 TL Kazançla,
01/07/1998-30/09/1998 tarihleri arasında 90 gün ve günlük 2.103.611,00 TL Kazançla,
01/10/1998-31/12/1998 tarihleri arasında 90 gün ve günlük 2.336.625,00 TL Kazançla,
01/01/1999-30/06/1999 tarihleri arasında 180 gün ve günlük 3.112.200,00 TL Kazançla,
01/07/1999-31/12/1999 tarihleri arasında 180 gün ve günlük 3.790.000,00 TL Kazançla,
01/01/2000-31/03/2000 tarihleri arasında 90 gün ve günlük 4.000.000,00 TL Kazançla,
01/04/2000-31/03/2001 tarihleri arasında 360 gün ve günlük 5.000.000,00 TL Kazançla,
01/04/2001-31/12/2001 tarihleri arasında 270 gün ve günlük 7.000.000,00 TL Kazançla,
01/01/2002-13/03/2002 tarihleri arasında 72 gün ve günlük 7.400.025,00 TL Kazançla,
olmak üzere toplam 1.630 gün daha sigortalılığının tespitine,
1054585.34.02 sigorta sicil numaralı … Yemek Paz.San.Tic.Ltd.Şti. Unvanlı davalı işyerinden;
02/08/2002-31/12/2002 tarihleri arasında 149 gün ve günlük 10.919.443,00-TL kazançla,
01/01/2003-26/03/2003 tarihleri arasında 86 gün ve günlük 10.919.443,00-TL kazançla,
olmak üzere toplam 235 gün daha olmak üzere, toplam 1.866 gün daha sigortalılığının tespitine,” karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davalı Kurum vekili; blok çalışma niteliğinde olmayan ve hak düşürücü süre geçmiş olan talepler yönünden davanın reddi gerektiğini, dosya istinaftan ilk karar kaldırılarak gelmesine rağmen kaldırma gerekçeleri tam olarak yerine getirilmeden eksik inceleme ile karar verildiğini, davacının çalışmaları bakımından kurum kayıtlarının esas olduğunu, davacının ileri sürdüğü iddialarını salt tanık anlatımlarına dayalı olarak kanıtlamasına muvafakatlarının olmadığını, kurumun dava açılmasına sebebiyet vermediğini belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
B-BAM KARARI
… Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesince “davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun reddine” karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davalı Kurum vekili, Kurumun davada feri müdahil olarak kabul edilmesi gerektiğini, davacının iddiasını yazılı delil ile ispatlaması gerektiğini, sadece tanık beyanları ile sonuca gidilemeyeceğini, kurum aleyhine vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmemesi gerektiğini beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
Dava ehliyeti, kişinin bizzat veya vekili aracılığıyla bir davayı davacı veya davalı olarak takip etme ve usuli işlemleri yapabilme ehliyetidir. Dava ehliyeti, medeni hakları kullanma ehliyetinin usul hukukunda büründüğü şekildir; dolayısıyla, medeni hakları kullanma ehliyetine (fiil ehliyetine) sahip gerçek ve tüzel kişiler dava ehliyetine de sahiptirler.
Taraf sıfatına gelince; bir hakkı dava etme yetkisi (dava hakkı) kural olarak o hakkın sahibine aittir. Bir hakkın sahibinin kim olduğu, dolayısıyla o hakkı dava etme yetkisinin kime ait olduğu, (o davada davacı sıfatının kime ait olacağı) tamamen maddi hukuk kurallarına göre belirlenir. Ancak, bir davanın davacısının o dava yönünden davacı sıfatına sahip bulunmadığının belirlenmesi halinde, mahkeme dava konusu hakkın mevcut olup olmadığını inceleyemeyeceği ve sıfat yokluğundan davanın reddine karar vermek zorunda olduğu için, taraf sıfatı usul hukukunun da düzenleme alanındadır.
Eş söyleyişle, sıfat, dava konusu subjektif hak (dava hakkı) ile taraflar arasındaki ilişkidir. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu halde, taraf sıfatı dava konusu subjektif hakka ilişkindir (Baki Kuru-Ramazan Arslan-Ejder Yılmaz, Medeni Usul Hukuku, 7. baskı, … 1995, s. 231). Bu nedenle, davanın tarafları, taraf ehliyetine sahip olmalıdır. Yani, bir davada taraf olabilmek için, ya, hakiki şahıs; ya da, hükmi şahıs olmak gerekir. Zira, taraf ehliyeti, medeni hukukun haklardan istifade ehliyetine tekabül eder ( Saim Üstündağ, Medeni Yargılama Hukuku, C. I-II, 7. Baskı, … 2000, s.288).
Ticaret şirketlerinin taraf ehliyetinin son bulması konusuna ilişkin; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun “Tüzel kişiliğinin devamı” başlıklı 269. maddesine göre; “ (1) Tasfiye hâline giren şirket, ortaklarla ilişkilerinde de, 293’üncü madde hükmü saklı kalmak kaydıyla, ehliyeti tasfiye sonuna kadar bu amaçla sınırlı olarak tüzel kişiliğini korur ve ticaret unvanını buna “tasfiye hâlinde” ibaresini ekleyerek kullanmakta devam eder.” yine aynı Kanunun “Tasfiyenin sonu” başlıklı 303. maddesinde; “ (1) Tasfiyenin sona ermesi üzerine, şirketin ticaret unvanının sicilden silinmesi ve bunun tescil ve ilanı için durum, tasfiye memurları tarafından ticaret sicili müdürlüğüne bildirilir.” denilmektedir.
Bir ticaret şirketinin, taraf bulunduğu bir dava devam ederken şirket tasfiye haline girerse, şirketin taraf ehliyeti son bulmaz. Zira, şirketin tüzel kişiliği tasfiye amacıyla sınırlı olmak üzere devam eder. Şirket, davada taraf olarak kalmayı sürdürür; yalnız, şirket davada tasfiye memurları tarafından temsil edilir (Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, C. I, … 2001, s. 935, aynı yönde görüş için bkz. İlhan E. Postacıoğlu, Medeni Usul Hukuku Dersleri, 6. Bası, … 1975, s. 209 ). Ancak ortaklık, ticaret sicilinden kaydı silininceye kadar tüzel kişiliğini korur. Bu nedenle, gerek infisah gerekse fesih kararı, ortaklığın sonunu değil, tasfiye işlemlerinin başlangıcını ifade eder ( Hasan Pulaşlı, Şirketler Hukuku Temel Esaslar, 10. Baskı, 2011, s. 511; İsmail Doğanay, Türk Ticaret Kanunu Şerhi, C. II, 4. Baskı, 2004, s. 1309)
Nitekim, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 10/06/2009 gün ve 2009/11-173 Esas -2009/247 Karar sayılı ve 14/03/2012 tarih ve Esas 2011/12-850 Karar 2012/147 sayılı ilamlarında da; iflas eden şirketin ticaret sicilinden kaydı silinmekle dava ve taraf ehliyetinin sona ereceği kabul edilmiştir.
Eldeki dava dosyasında, davalı … Yemek Pazarlama Sanayi Ticaret Limited Şirketi’nin (429641 ticaret sicil no su ile … Ticaret Sicil Müdürlüğüne kayıtlı) TTK’nın Geçici 7. maddesi gereğince “ münfesih olmasına veya sayılmasına rağmen tasfiye edilmemiş şirketlerin tasfiyelerine ve ticaret sicil kayıtlarının silinmesine ilişkin tebliğ ” kapsamında ticaret sicilinden 07/07/2014 tarihinde resen silindiği anlaşılmakla; adı geçen davalı şirketin ihyasının sağlanması için yasal prosedür işletilmek suretiyle, şirketin ihyasına ve şirkete tasfiye memuru atanmasına dair karar alındıktan sonra usulüne uygun şekilde taraf teşkilinin sağlanması ve sonrasında karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ve infazı mümkün olmayacak şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesinin istinaf isteminin esastan reddine dair kararı kaldırılarak, ilk derece mahkemesince verilen karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, … Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1 maddesi gereği kaldırılarak, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, karardan bir örneğin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine 11/11/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.