YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/20352
KARAR NO : 2021/8863
KARAR TARİHİ : 19.10.2021
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Bilişim sistemleri banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, barka veya kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken krediyi sağlamak amacıyla dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik, özel belgede sahtecilik
…
…
A) Sanık … müdafisinin, sanık … hakkında nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik ve özel belgede sahtecilik suçlarından verilen beraat hükmü nedeniyle vekâlet ücreti verilmesi gerektiğine ilişkin temyiz istemiyle sınırlı olarak yapılan incelemede:
1136 sayılı Kanun’un 168. maddesi ve hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’ne göre, beraat eden ve kendisini vekil ile temsil ettiren sanık lehine maktu avukatlık ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Yasaya aykırı, sanık müdafisinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA; ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususun, aynı Kanun’un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasına “3.000,00 TL maktu avukatlık ücretinin hazineden alınarak beraat eden ve kendisini vekil ile temsil ettiren sanığa verilmesine” cümlesi eklenmek suretiyle, hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
B) Sanık … hakkında nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik ve özel belgede sahtecilik suçlarından verilen mahkumiyet hükümleri nedeniyle sanık … müdafisinin temyizinin incelenmesinde;
1-Sanığın, üzerinde kendi fotoğrafı bulunan katılan …’a ait aslı ele geçirilemeyen nüfus cüzdanı ile … Kömürcülük Ltd Şti., yetkilisi sanık … aracılığıyla kendisini vekil tayin ettirdiği, sanığın sahte vekaletname ile şirkete vekaleten müşteki Bank Asya’dan 2 kez taşıt kredisi çektiği, bu suretle banka veya kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken krediyi sağlamak amacıyla dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda, sanığın 08.02.2010 tarihinde 17.750,00 TL ve 04.11.2010 tarihinde çektiği 30.000,00 TL krediyi katılan adına tanzim ettirdiği sahte vekaletname ile …Kömürcülük Ltd. Şti. adına çektiği, 17.750,00 TL tutarlı kredinin ödendiği, müşteki Asya Bank vekilinin 25.02.2013 tarihli celsede sanığın zararın bir kısmını icra takibi yoluyla bir kısmını da haricen ödediğini beyan ettiğinin anlaşılması karşısında, müşteki bankaya 5237 sayılı TCK’nin 168.maddesi kapsamında kredi bedelinin ödenip ödenmediği, kısmi ödeme varsa bu kısmi ödemeye rızasının olup olmadığı sorularak sanık hakkında TCK’nin 168/4.maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılması gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ile hüküm kurulması,
2-Sanığın, suça konu 30.03.2011 tarihli çeke katılan … ismini yazarak imzalayıp mağdur …Ş.’ye verdiği ve bedelini ödemediği, bu suretle bilişim sistemleri banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği somut olayda; sanığın … A.Ş., … ,… şubesine ait 30.03.2011 keşide tarihli 20.320,00 TL bedelli, keşidecisi …Kömürcülük Ltd Şti.olan çekteki düzenleyicinin adı soyadı kısmına … ismini yazıp imzalayarak mağdur …Ş.’ye verdiği, mağdur şirketin çeki bankaya 30.03.2011 tarihinde ibrazı sonucunda banka görevlisince hesap bakiyesinin yetersizliği beyanı ile cekin arkasına “karşılıksızdır” işleminin yapıldığı, bunun üzerine mağdur şirketin 08.04.2011 tarihinde keşideci şirket …Kömürcülük Ltd. Şti. aleyhine icra takibi başlattığı anlaşılmakla maddi gerçeğin bir kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespiti bakımından; takip sonucunun araştırılarak borcun ödenip ödenmediği, sanığın icra takibinde imza itirazında bulunup bulunmadığının belirlenmesi, çekin ne zaman ve hangi ticari ilişkiye dair verildiğinin mağdur şirketten sorularak çekin önceden doğan borç karşılığında verilip verilmediğinin açıklığa kavuşturulması, sanığın …Kömürcülük Ltd. Şti. adına aldığı çeklere katılan … ismini yazıp imzalayarak piyasaya sürdüğü başka çek olup olmadığı, varsa ödenip ödenmediği, soruşturma yapılmış ise akıbetinin araştırılıp celbedilerek incelenmesi, kamu davası açılmış ise dosyalar arasında fiili ve hukuki irtibat bulunduğu dikkate alınarak tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi bakımından, mümkün olması halinde dosyaların birleştirilmesi, birleştirme imkanı yoksa ilgili dosyanın celp edilerek geldiği son durum itibariyle özetinin duruşma tutanağına geçirilmesi ve bu davayı ilgilendiren begelerin onaylı birer suretinin dosyaya intikalinin sağlanmasından sonra delillerin bir bütün halinde değerlendirilerek, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hükümler kurulması,
3-Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 22.04.2014 tarih, 2013/11-397 E., 2014/202 K. sayılı kararında da belirtildiği üzere, 765 sayılı TCK ile 5237 sayılı TCK’nin “Kamu güvenine karşı suçlar” bölümünde düzenlenen ve belgenin gerçeğe aykırı olarak düzenlenmesi ile kamu güveninin sarsıldığı kabul edilerek suç sayılıp yaptırıma bağlanan “resmi belgede sahtecilik” suçlarının hukuki konusunun kamu güveni olduğu, suçun işlenmesi ile kamu güveninin sarsılması dışında, bir veya birden fazla kişi de haksızlığa uğrayıp, suçtan zarar görmesi halinde dahi, suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamının, diğer bir ifadeyle kamunun olduğuna dair kabulünün etkilenmeyeceği, buna göre sanığın, aslı ele geçirilemeyen sahte nüfus cüzdanı ile …Kömürcülük Ltd Şti yetkilisi olan sanık …’ın … 6. Noterliği’nin 05.01.2010 tarihli düzenleme şeklinde genel vekaletnamesi ile kendisini vekil tayin ettirdiği, aynı noterlikte 19.01.2010 tarihinde … adına imza beyannamesi verdiği, söz konusu belgelerin niteliği itibariyle kanun hükmü gereği sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli belgelerden olduğu sanığın sahte vekaletname ile özel belge niteliğinde olan sahte taşıt rehin sözleşmeleri, kredi kartı sözleşmesi imzaladığı, çek karnesi talep ederek çek koçanları aldığı, 30.03.2011 tarihli çeki de katılan … adına imzalayıp piyasaya sürdüğü anlaşılmakla; sanığın, aynı suç işleme kararıyla, değişik zamanlarda sahte belgeler düzenleme eylemlerinin zincirleme biçimde işlenmiş kanun hükmü gereği sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturacağı ve sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nin 204/1-3-43.maddeleri gereğince hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, belgelerin verildiği mağdur sayısınca suç oluştuğu kabul edilip resmi belgede sahtecilik ve özel belgede sahtecilik suçundan ayrı ayrı hükümler kurulması,
4-Kabule göre de;
a-Sahtecilikte aldatma yeteneği bulunup bulunmadığının takdir ve tayininin hakime ait olduğu dikkate alınarak, adli emanette bulunan belge asılları duruşmaya getirtilip mahkeme heyeti tarafından incelenip özellikleri zapta geçirilmeden, aldatıcılık niteliğinin bulunup bulunmadığı tartışılmadan ve suça konu çekin Türk Ticaret Kanunu’nda öngörülen zorunlu unsurları taşıyıp taşımadığının belirlenmeden aslı ele geçirilemeyen nüfus cüzdanı fotokopisi esas alınarak hükümler kurulması,
b-5237 sayılı TCK’nin 158. maddesinin 1. fıkrasının (e), (f), (i), (k) ve (l) bentlerinde sayılan hallerde adli para cezasının tayininde tespit olunacak temel gün, suçtan elde olunan haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde asgari ve bu miktara yükseltilerek belirlenecek gün sayısı üzerinden arttırma ve eksiltmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı aynı Kanun’un 52. maddesi uyarınca, 20-100 TL arasında takdir olunacak miktarın çarpılması neticesinde sonuç adli para cezasının belirlenmesi gerektiği gözetilmeksizin önce temel cezanın uygulama maddesine göre eksik olarak belirlenmesi, daha sonra, verilecek cezanın haksız menfaatin iki katından az olamayacağı gerekçesiyle, adli para cezasının doğrudan haksız menfaatin iki katı olarak belirlenmesi suretiyle adli para cezası tayini,
Yasaya aykırı, sanık … müdafisinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca hükümlerin BOZULMASINA, aynı yasanın 326/son maddesi uyarınca sanığın kazanılmış hakkının saklı tutulmasına, 19.10.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.