Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2021/1280 E. 2021/5618 K. 28.09.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/1280
KARAR NO : 2021/5618
KARAR TARİHİ : 28.09.2021

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tasarurfun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili, davalı borçlu Mehmet aleyhine takip yapıldığını ve sonuçsuz kaldığını, alacaklılarından mal kaçırmak amacıyla adına kayıtlı dava konusu taşınmazını 12.03.2014 tarihinde diğer davalı …’a sattığını belirterek tasarrufların iptalini istemiş, aynı takip dosyası yönünden bir başka taşınmazını ise 07.01.2014 tarihinde davalı …’ya sattığından bu tasarrufun da iptali istemi ile ayrı bir dava açmış, davalar arasında irtibat bulduğundan birleştirilmiştir.
Mahkeminin davanın kabulüne ilişkin kararı, Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 06.02.2018 tarih 2016/3626 Esas 2018/648 Karar sayılı ilamı ile davalı … vekilinin tüm, davalı … vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, dava konularından 10 nolu bağımsız bölümü davalı …’ın 12.03.2014 tarihinde tapuda 3.000,00 TL bedel üzerinden satın aldığı, bilirkişinin ise gerçek değerini 107.000,00 TL olarak belirlediği , ancak anılan davalının temyiz aşamasında bu taşınmaz satışı nedeni ile borçlunun adına 11.03.2014 tarihinde 45.000,00 TL ödeme yaptığına ilişkin banka dekontu ile 30.06.2013 tarihli 10.000,00 TL’lik çek sunduğu, aynı çekin yargılama sırasında borçlu tarafından da sunulduğu, yine davalı …’ın taşınmazı inşaat halinde iken 27.05.2013 tarihli protokol ile satın aldığını, protokole göre teslimin 30.11.2013 tarihinde yapılacağının kararlaştırıldığına ilişkin belge sunduğundan, borçlu Mehmet ve Sedat tarafından sunulan 30.06.2013 tarihli çek bedelinin kimin tarafından ve ne zaman tahsil edildiği, ödemenin taşınmaz satışına ilişkin olup olmadığı araştırılarak, taşınmaz satışına ilişkin olarak borçluya yapılmış bir ödeme olduğunun tesbiti halinde, 3.000,00 TL tapudaki satış + 45.000,00 TL banka ödemesi ve 10.000,00 TL çek bedeli dikkate alındığında toplam 58.000,00 TL ödemeye göre 107.000,00 TL gerçek değeri arasında fahiş fark bulunmayacağından, davanın bu taşınmaz yönünden reddine aksi halde şimdiki gibi davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğunda bahisle bozulmuş, bozmadan sonra ödemenin dava konusu taşınmaz satışına ilişkin olduğu yönünde bir açıklama olmadığı gerekçesi ile mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava İİK’nın 277 ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan tasarrufun iptali davasına ilişkindir.
Borçlunun aciz ya da iflasından önce yaptığı iptale tabi tasarrufları, üç grup altında ve İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde düzenlenmiştir. Ancak, bu maddelerde iptal edilebilecek bütün tasarruflar, sınırlı olarak sayılmış değildir. Kanun, iptale tabi bazı tasarruflar için genel bir tanımlama yaparak hangi tasarrufların iptale tabi olduğu hususunun tayinini hakimin takdirine bırakmıştır (İİK.md.281). Bu yasal nedenle de, davacı tarafından İİK.nun 278, 279 ve 280.maddelerden birine dayanılmış olsa dahi, mahkeme bununla bağlı olmayıp, diğer maddelerden birine göre iptal kararı verebilir.
Somut olayda, davalı borçlu ile üçüncü kişi arasında iptali gerektirecek tanışıklık veya akrabalık olduğu veya İİK’nın 280/1 maddesi kapsamında üçüncü kişinin borçlunun mali durumunu bilebilecek şahıslardan olduğu iddia ve ispat edilmiş değildir. Tasarrufun iptal gerekçesi ivazlar arasındaki fahiş fiyat farkıdır. Üçüncü kişi tapuda belirtilen satış bedelinden başka bu taşınmaz nedeni ile borçluya ödeme yaptığını ileri sürmüştür.Gerçektende 11.03.2014 tarihinde 10 bağımsız bölüm satış bedeli açıklaması ile üçüncü kişinin akrabası …tarafından borçluya 45.000,00 TL ödeme yapılmıştır. Bunun dışında taşınmazın inşaat halinde iken 27.05.2013 tarihli protokol ile satın aldığını, protokole göre teslimin 30.11.2013 tarihinde yapılacağının belirtilen protokol sunulmuş ve 30.06.2013 tarihli 10.000,00 TL bedelli çek sunulmuştur. Mahkemece, bahsi geçen çekin … Ltd Şti lehine … Ltd Şti tarafından keşide edildiği, daha sonra ciro silsilesi ile … Döküm … sonrasında … -Eylül İnşaat ve nihayetinde Mehmet Emin Temel’e geçtiği tespit edildiği ve taşınmaz satışına ilişkin olduğunun belirtilmediğinden itibar edilmemiş ise de , anılan çek … Döküm …’den üçüncü kişi …’ye onun tarafından da borçlu …’a ciro edilmiştir.Borçlu ile üçüncü kişi arasında taşınmaz satışı dışında başka bir ticari ilişki olduğu iddia ve ispat edilmediğinden bu çekinde taşınmaz satışına ilişkin olduğunun kabulü ile 3.000,00 TL tapudaki satış + 45.000,00 TL banka ödemesi ve 10.000,00 TL çek bedeli dikkate alındığında toplam 58.000,00 TL ödemeye göre 107.000,00 TL gerçek değeri arasında fahiş fark olmayacağından , davanın reddine karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı … vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı …’ye geri verilmesine 28/09/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.