YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/12958
KARAR NO : 2021/11076
KARAR TARİHİ : 09.11.2021
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Mahkemece verilen karar Yargıtay tarafından bozulmuş olup, uyulan bozma ilamında özetle; “Çekişmeli taşınmazın yörede 1943 yılında 3116 sayılı Kanun gereğince yapılan orman tahdidi sırasında Göztepe Devlet Ormanı sınırları içinde orman alanı olarak bırakıldığı, 1972 -1974 yılında yörede yapılan tapulama çalışmaları sırasında orman tahdit sınırları içinde kaldığından tesbit harici bırakıldığı, 1981 yılında yapılan 1744 sayılı Kanun ile değişik 2. madde uygulaması sırasına orman sınırları dışına çıkarıldığı, 1984 yılında orman sınırları dışına çıkarılan yerlerde yapılan tapulama çalışmaları sırasında 7175 parsel numarası ile 28.02.1955 tarih 486 nolu tapu kaydına dayanılarak 420 m2 yüzölçümü ile … (İnal) adına tesbit edildiği, Hazine tarafından … Tapulama Mahkemesinde dava açıldığı, mahkemenin 1984/81 esas sayılı dosyasıyla yapılan tapulamanın 2. tapulama olduğu ve Tapulama Kanunu’nun 46. maddesi gereğince 2. tapulama bütün hüküm ve sonuçlarıyla geçersiz olduğundan mahkemenin görevsizliğine karar verildiği, hükmün Yargıtay 7. Hukuk Dairesince onanarak kesinleştiği, dava dosyasının gönderildiği Üsküdar 2. Asliye Hukuk Mahkemesince 1985/85 Esas, 1987/261 Karar sayılı dosyada, Hazinenin davasının reddine karar verildiği, hükmün Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 10.03.1988 tarihli 1988/13907 – 3832 sayılı kararıyla onanarak kesinleştiği, bu dava dosyasında satış vaadi sözleşmesine dayanan davacı …’in, davalının yanında davaya katıldığı, davalı Aliye Nazlı Ölmez (İnal), 23.01.1955 tarihli cevap dilekçesinde Amerika’da bulunduğu sırada bir iş için verdiği vekaletnameye dayanılarak arsanın satışına teşebbüs edildiğini, vekaletnamede satış yetkisinin bulunmadığını ve daha sonra vekaletnamenin iptal edildiğini bildirdiği açıklanarak, eldeki dosyada davacı, taşınmazın tapu maliki olmayıp 25.06.1980 tarihli ve 22657 yevmiye numaralı noter satış vaadi sözleşmesine dayanarak dava açmış olduğundan, mahkemece davacıya 25.06.1980 tarihli ve 22657 yevmiye numaralı noter satış vaadi sözleşmesine dayanarak tescil davası açması için süre verilmesi ve bu husus bekletici mesele sayılarak bu dava sonucunda satış vaadi sözleşmesi geçerli sayılır ise Üsküdar. 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1985/85 – 1987/261 sayılı kararıyla davacı arasında illiyet bağı kurulmuş olacağından ve bu hüküm davacı yönünden de kesin hüküm oluşturacağından, davanın kabulüyle çekişmeli 610 ada 1 parsel sayılı taşınmazın davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesi, eğer açılacak dava sonucunda 25.06.1980 tarihli ve 22657 yevmiye numaralı noter satış vaadi sözleşmesinin geçersiz olduğuna karar verilir ise Üsküdar 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1985/85 – 1987/261 sayılı kararıyla davacı arasında illiyet bağı kurulamamış olacağından, bu hükmün davacı yönünden kesin hüküm oluşturmayacağı ve çekişmeli 610 ada 1 parsel sayılı taşınmazın beyanlar hanesine …’in bahçe olarak kullanımında olduğu şerh verildiğinden davacının bu davayı açmakta hukukî yararı bulunmadığı gözetilerek, davanın reddine karar verilmesi” gereğine değinilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, 7175 ve 610 ada 1 parsel sayılı taşınmazların aynı taşınmazlar olduğu, 610 ada 1 parsel numarası ile yapılan kadastronun ikinci kadastro olup hükümsüz olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne ve 610 ada 1 parsel sayılı taşınmazın tespitinin iptaline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve uyulan bozma ilâmında açıklandığı üzere işlem yapılıp sonucu dairesinde hüküm tesis edildiğine göre yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddi ile usul, kanun ve bozma gereklerine uygun bulunan hükmün ONANMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, 09.11.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.