YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/23377
KARAR NO : 2021/17925
KARAR TARİHİ : 27.10.2021
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Karşılıksız Yararlanma
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesinin 24/11/2015 tarihinde yürürlüğe giren 08/10/2015 tarihli ve 2014/140 E., 2015/85 K. sayılı kararı nazara alınarak bu maddede öngörülen hak yoksunluklarının uygulanmasının, 15/04/2020 gün ve 31100 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10. maddesi ile TCK’nın 53. maddesinde yapılan değişiklikle birlikte infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüş; dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
1- 6352 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 05/07/2012 tarihi sonrasında işlenen karşılıksız yararlanma suçlarında 5237 sayılı TCK’nın 163/3. ve 168/5. maddelerine göre soruşturma aşamasında Cumhuriyet Başsavcılığınca müşteki kurumun cezasız ve vergili gerçek zararı bilirkişiye hesaplattırılıp, sanığa miktar da belirtilip usulüne uygun süre verilmek suretiyle “bilirkişinin hesapladığı kurumun cezasız ve vergili gerçek zararını soruşturma tamamlanmadan önce tamamen tazmin etmesi durumunda hakkında kamu davası açılmayacağına” dair bildirimde bulunulması gerektiği ve bildirim sonrası verilen sürede kurumun gerçek zararının soruşturma tamamlanmadan önce tamamen tazmin edilmesi halinde bu bir dava şartı olduğundan TCK’nın 168/5. maddesine göre kamu davasının açılamayacağı ve eğer soruşturma aşamasında bu ihtar işlemi yapılmamış olmasına rağmen sanık tarafından kovuşturma aşamasında müşteki kurumun zararının tamamen karşılanması halinde bu ödemenin soruşturma aşamasında yapılmış gibi kabul edilerek sanık hakkında CMK’nın 223/8. maddesi uyarınca kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden düşme kararı verilmesi gerekeceği nazara alınarak;
sanığın karardan sonra sunduğu 18/02/2020 tarihli dilekçesinde oğlu … tarafından su bedelinin ödendiğine dair beyanı da nazara alınarak, öncelikle katılan kurumdan davaya konu tutanağa ilişkin borcun ödenip ödenmediğinin sorulması, tüm borcun ödenmediğinin bildirilmesi halinde, yukarıda açıklanan şekilde katılan kurumun cezasız ve vergili gerçek zararının bilirkişi marifetiyle tespit edilip, sanık tarafından yapılan ödemenin tespit edilecek gerçek zararı karşılayıp karşılamadığının araştırılması, yapılan ödemenin gerçek zararı karşılamadığının tespiti halinde ise kalan miktarı ödemesi için sanığa usulüne uygun bildirimde bulunulması ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
2- Sanığın adli sicil kaydında bulunan ve tekerrüre esas alınan Göksun Sulh Ceza Mahkemesinin 31/01/2013 tarihli, 2012/14 Esas – 2013/65 Karar sayılı ilamıyla sanık hakkında basit yaralama suçundan doğrudan verilen 3.000,00 TL adli para cezasının hüküm tarihinde miktarı itibariyle 1412 sayılı CMUK’nın 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 305. maddesi gereğince kesin nitelikte olduğu ve aynı Kanun’un 305/son maddesi gereğince tekerrüre esas olmayacağı, sanığın suç tarihi itibariyle de adli sicil kaydında başkaca tekerrüre esas olabilecek bir mahkumiyet kaydının bulunmadığı gözetilmeden, 5237 sayılı TCK’nın 58/6. maddesi gereğince sanık hakkında mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve buna bağlı olarak denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün bu sebeplerden dolayı isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 27/10/2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.