YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/5128
KARAR NO : 2021/8080
KARAR TARİHİ : 07.10.2021
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Sahte fatura kullanma
…
…
…
I- Sanık … hakkında kurulan hükme yönelik katılan vekilinin temyizinin incelenmesinde:
Temyize konu dosyada, Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının 02.07.2014 tarihli ve 2014/6438 sayılı iddianamesi ile, Düden Vergi Dairesi Müdürlüğünün … vergi kimlik numaralı mükellefi olan (diğer sanık) …’nun 2009 takvim yılında Antalya Kurumlar Vergi Dairesi Müdürlüğünün … vergi kimlik numaralı mükellefi olan … Turizm … Ltd. Şti’.nden temin ettiği sahte faturaları kullandığı, sanık …’nün ise diğer sanığın sahte fatura kullanma fiiline iştirak ettiği iddiasıyla kamu davası açıldığı; mükerrer olduğu kabul edilen Antalya 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/864 Esas sayılı dosyasında ise, sanık …’nün 2009 takvim yılında … Turizm … Ltd. Şti’.ne ait faturaları sahte olarak düzenlediği, başka firmalardan temin etmiş olduğu sahte faturaları anılan şirketin hesaplarında kullandığı iddiasıyla kamu davası açıldığı; sahte fatura kullanma ve sahte fatura düzenleme suçlarının birbirinden bağımsız ve ayrı suçları oluşturduğu, iki suçun birbirine dönüşmeyeceği de dikkate alındığında, her iki davanın mükerrer olmadığı gözetilerek, yargılamaya devamla davanın esası hakkında hüküm kurulması gerekirken, isabetsiz gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi,
II- Sanık … hakkında kurulan hükme yönelik sanık müdafisinin temyizinin incelenmesinde:
Sanık hakkında 2009 takvim yılında sahte fatura kullanma suçundan açılan kamu davasında; sanığın savunmasında, mükellefiyetin adına tesis edildiğini, ancak resmi işlemler ile babasının ilgilendiğini, suça konu faturaların ne şekilde temin edildiğini bilmediğini savunması karşısında; maddi gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek biçimde belirlenmesi bakımından;
1) Sanığın işletmenin faaliyeti ile ilgili belge düzenleyip düzenlemediğinin araştırılması, 2009 takvim yılı ve öncesinde vergi dairesi ve ilgili kurumlara sunulan tüm belge asılları ile işletmenin faaliyetine ilişkin düzenlenen yoklama fişleri, tebliğ alındı belgeleri, işletme adına basılan faturaların teslimine ilişkin bilgi formları asılları getirtilip, sanığa gösterilerek yazı ve imzaların kendisine ait olup olmadığının sorulması, kendisine ait olmadığını söylemesi hâlinde; belgelerdeki imza ve yazıların sanığa ait olup olmadığı konusunda uzman bir kurum veya kuruluştan rapor alınması,
2) Suça konu faturaları düzenleyen şirket yetkilileri tanık sıfatıyla duruşmaya çağrılarak CMK’nin 48. maddesi uyarınca çekinme hakları hatırlatıldıktan sonra sözü edilen faturaları hangi hukuki ilişkiye dayanarak kime verdikleri, sanığı tanıyıp tanımadıkları ve faturaların düzenlenmesi konusunda sanığın bir iştirakinin bulunup bulunmadığının sorulması,
Sonucuna göre tüm deliller birlikte tartışılarak sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme ile mahkûmiyet hükmü kurulması,
3) Kabule göre de;
a) Suça konu faturaların gelir vergisinde de kullanılması nedeniyle “16.03.2010” olan suç tarihinin, gerekçeli karar başlığında “2009” şeklinde yanlış gösterilmesi yasaya aykırı,
b) 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekili ve sanık müdafisinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca hükümlerin BOZULMASINA, 07.10.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.