YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/3689
KARAR NO : 2021/6564
KARAR TARİHİ : 03.06.2021
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Sanık hakkında;
a-) Resmi belgede sahtecilik suçundan; TCK’nın 204/1, 53 ve 58. maddeleri gereğince mahkumiyet
b-) Nitelikli dolandırıcılık suçundan; TCK’nın 158/1-f,son, 168/1, 52/2-4, 53 ve 58. maddeleri uyarınca mahkumiyet
Nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından sanığın mahkumiyetine ilişkin hükümler sanık tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü;
7201 sayılı Tebligat Kanununun 10/2. madde ve fıkrasının, “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntemin benimsenmiş olması karşısında, önce bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise mernis adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, Tebligat Kanununun 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanunun 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından, tebligata, Tebligat Kanununun 23/1-8 ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanununun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği gözetilmeksizin, sanığın yokluğunda verilen 01/03/2016 tarihli hükmün tebliği için yakalama yoluyla savunması alınırken bildirmiş olduğu en son adresi esas alınarak doğrudan “mernis adresi” ibareleri ile çıkarılan ve Tebligat Kanununun 21/2. maddesi gereğince tebliğ edilmesinin usule aykırı olmasından dolayı adı geçen sanığa yapılan tebligatın geçerli sayılamayacağı, bu nedenle 12/04/2016 tarihli dilekçesi ile yaptığı temyiz talebinin öğrenme üzerine süresinde olduğu kabul edilerek teblliğnamedeki görüşe iştirak edilmeksizin yapılan temyiz incelemesinde;
Sanığın, olay tarihinde katılan …’in internete vermiş olduğu kiralık iş makinası ilanını görmesi üzerine katılan ile irtibata geçtiği, bahse konu iş makinasını üç ay süre ile 13.000 TL+KDV ile katılandan kiraladığı, karşılığında suça konu Garanti Bankası … Şubesine ait 05/12/2014 keşide tarihli 48.000.TL bedelli keşidecisi katılan …’a ait “… Gıda…Ltd. Şti.” olarak gözüken sahte çeki verdiği, katılanın çeki bankaya ibraz ettiğinde çekin sahte olduğunun tespit edildiği, bu surette sanığın nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarını işlediği iddia ve kabul olunan somut olayda,
Sanık savunması, katılan beyanları, alınan uzmanlık raporları, sanığın soruşturma aşamasında alınan ilk savunmasında suça konu çeki kimden aldığını hatırlamadığını belirtmesine rağmen daha sonraki savunmalarında bu çeki adres ve kimlik bilgilerini bilemediği Muammer İnce isimli şahıstan aldığını belirtmiş olması, ancak bu şahsın kimlik ve adresi hakkında bilgi veremediği hususu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde sanığın üzerine atılı suçları işlediğinin sabit olduğu gerekçesine dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sanık hakkında kurulan hükümde tekerrüre esas alınan Konya 7. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2011/265 esas 2012/178 karar sayılı ilamı ile ilgili olarak UYAP kayıtlarında 02/04/2012 tarihli kesinleşme şerhinin düzenlendiği ve infaza gönderildiği, daha sonradan sanığın 11/10/2012 tarihinde hükmü temyiz ettiği, bu nedenle infaza evraklarının iadesi istenerek dosyanın temyiz incelemesi için Yargıtay’a gönderildiği, hükmün Yargıtay 23.Ceza Dairesi’nin 22/06/2016 tarih ve 2015/9037 E. 2016/8064 K. sayılı ilamı ile düzeltilerek onanmasına karar verildiği, ayrıca ilama konu dolandırıcılık suçunun 02/12/2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı kanun ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 253. maddesine göre uzlaşma kapsamına alındığı anlaşılmakla; öncelikle temyiz incelemesi sonucu kararın kesinleşme tarihi kesin olarak belirlenerek tekerrüre esas alınıp alınamayacağının tespiti ile bu suç yönünden uyarlama yargılaması yapılıp yapılmadığı araştırılıp tekerrüre esas olmaması halinde adli sicil kaydındaki diğer ilamlar incelenerek tekerrür hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı hususunun infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüş, ayrıca sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan hüküm yönünden, katılana verilen ve karşılığında iş makinesi kiralanan sahte çek bedeli yani menfaat miktarının 48.000.TL olması ve bu nedenle TCK 158/1-son maddesi gereği adli para cezası belirlenmeye 4.800 gün üzerinden başlanması gerekirken 430 günden başlamak sureti ile eksik ceza tayini aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; sanığın herhangi bir nedene dayanmayan temyiz itirazlarının reddiyle, hükümlerin ONANMASINA, 03/06/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.