Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2021/5429 E. 2021/5964 K. 04.10.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/5429
KARAR NO : 2021/5964
KARAR TARİHİ : 04.10.2021

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davası üzerine, Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından davanın kabulüne ve İtiraz Hakem Heyeti tarafından davalı vekilinin itirazının kabulü ile davanın kısmen kabulüne dair verilen kararın davalı vekili tarafından süresi içinde temyizi istenilmekle, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
-K A R A R-
Davacı vekili; davalının trafik sigortacısı olduğu aracın yaptığı kaza sonucunda araçta yolcu olarak bulunan davacının yaralandığını, alınan raporla maluliyet oranının % 14 olarak saptandığını, davalı tarafından 29.11.2017’de yapılan 46.627,31 TL’lik ödemenin yetersiz olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 100,00 TL. maddi tazminatın avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş; 10.08.2018 tarihli ıslah dilekçesiyle taleplerini 79.645,80 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı vekili; yapılan ödeme ile sorumluluğun son bulduğunu, kusur ve maluliyet ile zarara itiraz ettiklerini, tazminattan müterafik kusur ve hatır taşıması nedeniyle indirim yapılması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından; davanın kabulü ile 79.645,80 TL. tazminatın 15.02.2018 tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline dair verilen karara davalı vekili tarafından yapılan itiraz üzerine, İtiraz Hakem Heyeti tarafından, davalı vekilinin itirazının kısmen kabulü ile UHH kararının kaldırılmasına; davanın kısmen kabulüne ve 4.212,47 TL. geçici işgöremezlik, 45.573,35 TL. sürekli işgücü kaybı, 5.355,45 TL. bakıcı gideri ile 2.000,00 TL. SGK sorumluluğunda olmayan tedavi gideri olmak üzere toplam 57.141,27 TL. tazminatın 15.02.2018 tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazla isteğin reddine karar verilmiş; karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine; özellikle, davalının ödemesi gereken miktar ile ödediği miktar arasında açık yetersizlik bulunduğunun aktüer raporuyla saptandığı dikkate alındığında, 2918 sayılı KTK’nın 111. maddesindeki açık yetersizlik şartının gerçekleştiği anlaşıldığından, davadan önceki ödemeye ilişkin ibranın makbuz hükmünde olmasına; müterafik kusur bulunmadığına ilişkin kabulde bir isabetsizlik görülmemesine; uzman doktor bilirkişi heyetinin düzenlediği raporla saptanan iyileşme süresine ilişkin geçici işgöremezlik tazminatının ve geçici bakıcı ihtiyacından doğan zararın trafik sigortasının teminatı kapsamında olmasına göre, davalı vekilinin diğer tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, trafik kazası sonucu oluşan bedensel zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının doğru biçimde belirlenmesi gereklidir. Sözkonusu belirlemenin ise, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.
Somut olayda; kaza neticesinde davacının maruz kaldığı yaralanmaya ilişkin olarak Necmettin Erbakan Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen 17.07.2018 tarihli raporda, davacının kaza nedeniyle oluşan maluliyeti % 15,2 olarak belirlenmiştir. Anılan bu raporun tanziminde 30/03/2013 tarihli Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümleri ile ekindeki cetvellerin kullanılması gerekirken, 03/08/2013 tarihli Maluliyet Tespit İşlemleri Yönetmeliği ile 11/10/2008 tarihli Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği ekindeki cetveller kullanılmış olup, raporun kaza tarihi itibariyle yürürlükte olan yönetmeliğe göre düzenlenmiş bir rapor olmadığı açıktır.
Açıklanan hukuki ve maddi vakıalar karşısında; davacının kaza nedeniyle maluliyeti oluşup oluşmadığı ve varsa maluliyet oranının, 30/03/2013 tarihli Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümleri ile ekindeki cetvellere göre belirlenmesi için, en yakın üniversite hastanesinin adli tıp anabilim dalı başkanlığından rapor alınıp oluşacak sonuca göre (maluliyet oranı bakımından davalı lehine oluşan usuli kazanılmış haklar dikkate alınarak) karar verilmesi gerekirken, hatalı maluliyet raporuna göre karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Kabule göre; davacı taraf, aldıkları raporla maluliyet oranının % 14 olarak tespit edildiğini, davalının bu maluliyet oranı yerine daha düşük maluliyet oranı üzerinden yaptığı ödemenin yetersiz olduğunu belirterek ve maluliyet oranı konusunda fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmadan tazminat istemiyle dava açmış olup, maluliyet oranı hususunda kendisini sınırlamıştır. Bu itibarla; davacının maluliyet oranı bakımından talebini (% 14 oranı ile) sınırladığı da dikkate alındığında, tahkim yargılaması sırasında aldırılan rapordaki % 15,2 maluliyet oranına göre karar verilmesi, 6100 sayılı HMK’nın 26/1. maddesindeki taleple bağlılık kuralına aykırı olmuştur.
3-Davalı taraf, davacının sigortalı araçta hatır için taşındığı savunmasında bulunarak, bu sebeple tazminattan indirim yapılmasını talep etmiş; İtiraz Hakem Heyeti tarafından, taşımanın sadece davacı yararına yapıldığını ispat yükünün davalı sigortacıda olduğu ve bu hususun ispat edilemediği gerekçesiyle, davalı yanın bu savunmasına itibar edilmemiştir.
Davacı ile araç sürücüsü olan Tevfik Başsız, arkadaş olduklarını ve kurban pazarına giderken kazanın meydana geldiğini ceza soruşturması kapsamında alınan ifadelerinde beyan etmiştir. Taşımanın ticari amaçla (davacı tarafından bir bedel ödenerek) ya da sürücünün bir işinin görülmesi maksadıyla yapıldığına dair dosyada delil bulunmadığı görülmektedir. Sürücü ile arkadaş olan davacının taşımada bir yararı olduğu ve karine olarak davacı yararına hatır taşıması bulunduğunun kabulü hayatın olağan akışına uygun görünmektedir. Bu nedenle de; karineden yararlanan ve taşımanın hatır için yapıldığını savunan davalı taraf ispatla mükellef olmayıp, hatır taşıması bulunmadığını ispat yükünün davacı yanda olduğu gözetilerek değerlendirme yapılması gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle karar verilmesi doğru olmamıştır.
4-5684 sayılı Sigortacılık Kanunu, Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmeliğin 16/13. maddesi ve karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT’nin 17/2. maddesi gereği, davacı yararına hükmedilecek vekalet ücretinin, tarifeye göre belirlenen nisbi vekalet ücretinin 1/5’i tutarında (maktu ücretin altında kalmamak kaydıyla) olması gerektiği gözetilmeden fazla vekalet ücretine karar verilmesi de doğru görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE; (2), (3) ve (4) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA; dosyanın, hakem dosyasının saklanması kararını veren… 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’ne GÖNDERİLMESİNE;
peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 04/10/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.