Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2021/2014 E. 2021/4459 K. 19.04.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/2014
KARAR NO : 2021/4459
KARAR TARİHİ : 19.04.2021

Dolandırıcılık suçundan sanık … …’in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 157/1 ve 53. maddeleri gereğince 1 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Antalya 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 06/05/2018 tarihli ve 1992/299 esas, 1993/352 sayılı kararının kesinleşmesini müteakip, hükümlünün 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 34. maddesiyle uzlaşma hükümlerinde yapılan değişiklik nedeniyle, lehe hükümlerin uygulanması talebi üzerine, taraflar arasındaki uzlaşmanın sağlanamadığından bahisle talebinin reddine, anılan hükmün aynen infazına ilişkin aynı Mahkemenin 16/01/2018 tarihli ve 1992/299 esas, 1993/352 sayılı ek kararına karşı yapılan itirazın reddine dair Antalya 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 10/04/2018 tarihli ve 2018/347 değişik iş sayılı kararı aleyhine, Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 13/01/2021 gün ve 94660652-105-19-12562-2020 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 29/01/2021 gün ve 2021/7048 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
02/12/2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 253. maddesinin 6. fıkrasında yer alan, “Resmi mercilere beyan edilmiş olup da soruşturma dosyasında yer alan adreste bulunmama veya yurt dışında olma ya da başka bir nedenle mağdura, suçtan zarar görene, şüpheliye veya bunların kanunî temsilcisine ulaşılamaması halinde, uzlaştırma yoluna gidilmeksizin soruşturma sonuçlandırılır.” şeklindeki,
Ceza Muhakemesinde Uzlaştırma Yönetmeliğinin 7/12. maddesinde yer alan, “Resmi mercilere beyan edilmiş olup da soruşturma veya kovuşturma dosyasında yer alan adreste bulunmama veya yurt dışında olma ya da başka bir nedenle mağdura, suçtan zarar görene, şüpheliye, sanığa veya kanunî temsilcisine ulaşılamaması hâlinde soruşturma veya kovuşturma konusu suçla ilgili uzlaştırma yoluna gidilmez.” şeklindeki,
Aynı Yönetmeliğin 29/7. maddesinde yer alan, “Uzlaşma teklifinde bulunmak için çağrı; telefon, telgraf, faks, elektronik posta gibi araçlardan yararlanılmak suretiyle de yapılabilir. Ancak, bu çağrı uzlaşma teklifi anlamına gelmez.” şeklindeki,
Anılan Yönetmeliğin 29/6. maddesinde yer alan, “uzlaştırmacının uzlaşma teklifinde bulunacağı şüpheli, sanık, katılan, mağdur veya suçtan zarar gören ya da kanunî temsilcilerine iletişim araçlarıyla ulaşılamaması hâlinde açıklamalı uzlaşma teklifi büro aracılığıyla yapılır.” şeklindeki,
Bahsi geçen Yönetmeliğin 29/5. maddesinde yer alan, “Uzlaştırmacı, uzlaşma teklifini büro aracılığıyla açıklamalı tebligat, istinabe veya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) yoluyla da yapabilir.” şeklindeki,
7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 10/1. maddesinde yer alan, “Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır.” şeklindeki,
Aynı Kanun’un 21/1-2. maddesinde yer alan, “Kendisine tebligat yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza mukabilinde teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirilir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır. Gösterilen adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup, muhatap o adreste hiç oturmamış veya o adresten sürekli olarak ayrılmış olsa dahi, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza karşılığında teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırır. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır.” şeklindeki düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde;
Kendisine uzlaştırma işlemlerini gerçekleştirmek üzere dosya tevdi edilen uzlaştırmacının öncelikle uzlaştırma teklifi yapılacak ilgililere telefon, telgraf, faks, elektronik posta gibi araçlardan yararlanılmak suretiyle uzlaştırma teklifi yapmak üzere çağrı yapması, şayet belirtilen şekilde çağrı yapılamaz ise bu defa uzlaştırmacının ilgili savcılık nezdinde kurulmuş uzlaştırma bürosundan uzlaşma teklifi yapılmasını talep etmesi gerektiği, böyle bir taleple karşılaşan büronun da muhatabına ulaşamaması durumunda öncelikle muhatabın bilinen son adresine tebliğ yapması, tebligatın iade gelmesi durumunda bu defa muhatabın mernis adresinin tespitini yaparak, mernis adresi ile bilinen en son adresin aynı olduğunun anlaşılması halinde 7201 sayılı Kanun’un 21/2. maddesi gereğince işlem yapılması, mernis adresinin farklı bir adres olduğunun anlaşılması durumunda ise mernis adresine aynı Kanun’un 10/1. maddesi gereğince tebligat yapılması gerektiği,
Somut olayda; uzlaştırmacı tarafından PTT marifetiyle müşteki …’a gönderilen uzlaşma teklif formunun da içerisinde olduğu zarf incelendiğinde üzerinde ”bekleme müddeti bitti iade” şeklindeki ibarenin yer aldığı, sanığa ise teklif için çağrı yapmak amacıyla PTT marifeti ile “Sincan 1 Nolu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu” adresine davetname gönderildiği ve davetiyenin tebliğ edilemediği, müşteki ve sanığa ulaşılamaması nedeniyle uzlaşma davetiyesinin teslim edilemediğinden bahisle uzlaşma sağlanamadığı belirtilmiş ise de; uzlaştırmacının müştekinin ve sanığın bilinen adreslerine gönderilen davetiyenin iade gelmesi üzerine yukarıda açıklandığı üzere, uzlaştırmacı tarafından uzlaştırma bürosu aracılığıyla usulüne uygun bir uzlaşma teklifi yapılmasını sağlamak üzere büroya teklif formları tevdi edilmediği, büro tarafından da açıklandığı üzere usulüne uygun teklif formlarının müştekiye ve sanığa tebliğ edilmediği, bu nedenle yapılan uzlaştırma işleminin usul ve yasaya uygun olmadığı gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Ceza Muhakesinde Uzlaştırma Yönetmeliği’nin 7/12 ve 31/7 maddeleri uyarınca; ”Resmî mercilere beyan edilmiş olup da soruşturma veya kovuşturma dosyasında yer alan adreste bulunmama veya yurt dışında olma ya da yapılan araştırma yarağmen adresin belirlenememesi gibi başka bir nedenle mağdura, suçtan zarar görene, şüpheliye, sanığa, katılana veya bunların kanunî temsilcisine ulaşılamaması hâlinde bu hususun tutanakla tespit edilmesinin ardından uzlaştırmacı tarafından uzlaştırma işlemlerine son verilir.” hükmü nazara alındığında; uzlaştırmacı tarafından her ne kadar sanığın mevcut adresi olarak tebliğ tarihinde bulunmadığı Sincan 1 Nolu L tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’na çıkarılan ve iade dönen tebliğ usulsüz ise de; müştekinin beyan ettiği adrese uzlaştırma teklif formunun tebliğe çıkarıldığı ancak iade olduğu, müştekinin başkaca resmi mercilere bildirdiği son beyan adresi de bulunmadığından, Antalya 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 10/04/2018 tarihli ve 2018/347 değişik iş sayılı kararına yönelik yapılan kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, 19/04/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.