Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2021/13126 E. 2021/10728 K. 01.11.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/13126
KARAR NO : 2021/10728
KARAR TARİHİ : 01.11.2021

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece verilen davanın reddine ilişkin kararın davacı … ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesi’ nin 06.11.2020 tarih ve 2020/8545 Esas, 2020/5207 Karar sayılı ilamı ile hükmün onanmasına karar verilmiş olup, davacı … ve arkadaşları vekili tarafından süresinde kararın düzeltilmesi istenmiş olmakla; dosya incelendi gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, … İli … İlçesi … Mahalle çalışma alanında bulunan 400 ada 86 parsel sayılı 31.455,08 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, özel siciline kaydedilmek üzere mera vasfıyla tespit edilmiştir.
Davacı … Belediye Başkanlığı, bir kısım taşınmazlarla birlikte 400 ada 86 parsel sayılı taşınmazın mera olmadığını ileri sürerek, dava konusu taşınmazların kadastro tespitlerinin iptali ve adına tescili istemiyle dava açmış; davacı … tarafından, 400 ada 86 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ve taşınmazın adına tescili istemiyle davalı Hazine aleyhine Sulh Hukuk Mahkemesinde açılan ve görevsizlik kararıyla Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilen dava dosyasının davaya konu taşınmazın kadastro tespitinin kesinleşmediğinin anlaşılması nedeniyle, görevsizlik kararı verilerek Kadastro Mahkemesine gönderilmesi üzerine davalar birleştirildikten sonra, 400 ada 86 parsel sayılı taşınmaz hakkındaki dava tefrik edilip Mahkemenin 2014/94 Esas sırasına kaydedilmiş ve bu esas üzerinden yapılan yargılama sonunda, davacıların davasının reddine, dava konusu 400 ada 86 parsel sayılı taşınmazın tespit gibi mera niteliği ile sınırlandırılarak özel siciline kaydına karar verilmiş; hüküm, davacı … mirasçısı … ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesi’ nin 16.11.2020 tarih ve 2020/8545 Esas, 2020/5207 Karar sayılı ilamı ile onanmış, davacı … mirasçısı … ve arkadaşları vekili süresi içinde kararın düzeltilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, çekişmeli taşınmazın kadim mera – otlak vasfında kullanılageldiğinin, bu sebeple özel mülkiyete konu olabilecek vasıf ve özellikler taşımadığının, teknik bilirkişi raporlarından ve keşif bulgularından anlaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş
ise de, yapılan araştırma ve incelemenin hüküm vermek için yeterli olmadığı anlaşılmaktadır. Şöyle ki; görevsizlik kararı öncesinde 17.06.2010 tarihinde aldırılan ziraat bilirkişi raporunda, çekişmeli taşınmazın mera vasfında olmadığı belirtilmesine rağmen, hükme esas alınan bilirkişi raporunda taşınmazın mera vasfında olduğu belirtilmek suretiyle, taşınmazın niteliği hususunda çelişki yaratılmasına rağmen, bu çelişki giderilmemiş; yöntemince mera araştırması yapılarak taşınmazın öncesinin ne olduğu, mera olup olmadığı kesin olarak saptanmamış; taşınmazın niteliğine, kullanım durumuna, üzerinde sürdürüldüğü iddia olunan zilyetliğin şekline ve süresine ilişkin olarak somut verilere dayalı bilgi içermeyen tek ziraatçi bilirkişi tarafından hazırlanan zirai raporla yetinilmiş ve bir arazinin niteliğini, üzerinde sürdürülen zilyetliğin şeklini ve süresini en iyi belirleme yöntemi hava fotoğraflarının incelenmesi olduğu halde, hava fotoğraflarından da yararlanılmamıştır. Bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilemez.
Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için Mahkemece öncelikle, çekişmeli taşınmaza ait temin edilebilen en eski ve yeni tarihli ortofoto ve uydu fotoğrafları ile Harita Genel Müdürlüğünün web sitesinin harita sorgulama sayfasına girilerek, taşınmazın bulunduğu köyü/mahalleyi kapsayacak şekilde hangi yıllara ait hava fotoğrafı bulunduğu araştırılıp belirlenmek ve (denetimin sağlanması bakımından) ilgili sayfanın çıktısı dosya içerisine konulmak suretiyle, buradan elde edilen verilere göre tespit tarihinden 15-20-25 yıl öncesini ilişkin farklı dönemlerde çekilmiş en az üç adet stereoskopik hava fotoğrafı tarihleri açıkça yazılmak suretiyle Harita Genel Müdürlüğünden getirtilerek dosya arasına konulmalı, taşınmaza komşu durumunda bulunan taşınmazların kadastro tespit tutanakları ile varsa dayanakları olan kayıt ve belgeler celbedilerek dosya ikmal edildikten sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı 3’er kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile 3 kişilik ziraatçi bilirkişi kurulu, jeodezi ve fotogrametri mühendisi ve fen bilirkişisi hazır olduğu halde yeniden keşif icra edilmeli ve bu keşif sırasında dinlenilecek mahalli bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazın kime ait olduğu, öncesinde kim tarafından kullanıldığı, kimden kime ne şekilde intikal ettiği, öncesinin mera, yaylak, kışlak ya da genel harman yeri olup olmadığı, taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olması halinde imar-ihyaya konu edilip edilmediği, imar-ihyaya konu edilmiş ise ihyanın hangi tarihte başlayıp ne zaman bitirildiği etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı; bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanak ve dayanakları ile denetlenmeli; yargılama boyunca dinlenen bilirkişi ve tanık beyanlarının çelişmesi halinde yüzleştirme yapılmak suretiyle çelişki giderilmeye çalışılmalı; fen bilirkişisine, keşfi takibe ve dinlenilen tanık ve bilirkişi sözlerini denetlemeye elverişli rapor ve harita düzenlettirilmeli; ziraat mühendisi bilirkişi kurulundan, taşınmazın değişik yönlerden çekilmiş fotoğraflarının da yer aldığı, taşınmazı komşu parsellerle birlikte ele alan, mera ile arasında ayırıcı unsur bulunup bulunmadığını, taşınmazın öncesini ve mevcut niteliğini açıklayan, somut verilere ve bilimsel esaslara dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişisinden, hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle incelenmesi suretiyle, taşınmazın sınırlarını ve niteliğini, öncesinin ne olduğunu, imar-ihyaya konu edilip edilmediğini, imar-ihyası tamamlanmış ise tamamlandığı tarih ile üzerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıcını, şeklini ve süresini belirtir şekilde rapor düzenlenmesi istenilmeli ve bundan sonra, taşınmazın öncesinin mera olduğunun anlaşılması halinde, meralar üzerinde sürdürülen zilyetliğin hukukça değer taşımayacağı hususu göz önünde bulundurulmak suretiyle, tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir.
Mahkeme hükmünün, açıklanan nedenlerle bozulmasına karar verilmesi gerekirken, bu hususlar gözden kaçırılarak sehven onandığı anlaşıldığından, karar düzeltme isteminin kabulüne karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 442/3. maddesi gereğince, davacılar vekilinin karar
düzeltme isteğinin kabulüne, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesi’ nin 16.11.2020 tarihli ve 2020/8545 Esas, 2020/5207 Karar sayılı ONAMA İLAMININ KALDIRILMASINA, Yerel Mahkeme hükmünün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde karar düzeltme istelene iadesine, 01.11.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.