YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/9713
KARAR NO : 2021/13292
KARAR TARİHİ : 02.11.2021
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi …Hukuk Dairesi
Dava, iş kazasından kaynaklanan sigortalının sürekli iş göremezliği nedeniyle hak sahiplerinin maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davacı ve davalı vekillerinin istinafa başvurması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi …. Hukuk Dairesince istinaf istemlerinin kısmen kabulüne kısmen reddine, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi …. Hukuk Dairesince verilen kararın davalı vekili tarafından süresi içerisinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I- İSTEM:
Davacı vekili 01.10.2009 tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 07.12.2006 tarihinde iş kazası geçirmesi nedeniyle fazlaya ilişkin talep hakkı saklı olmak üzere 1.000 TL maddi ve 70.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili 05.12.2016 tarihli ıslah dilekçesiyle; maddi tazminat istemini 146.000 TL olarak artırmıştır.
II- CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; kazada kusurun davacıya ait olduğunu, müvekkilinin kusuru bulunmamasına rağmen davacıyı hastaneye götürerek tüm tedavi masraflarını karşıladığını, maddi ve manevi tazminat koşullarının oluşmadığını, davacının kötü niyetli olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III- MAHKEME KARARI:
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesince; “1-Davacının maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 123.678,70 TL’nin kaza tarihi olan 07.12.2006 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
2-Davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile; 45.000,00 TL ‘nin kaza tarihi olan 07.12.2006 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,” karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI:
Bölge Adliye Mahkemesince “1-Davalı tarafın ileri sürdüğü istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden reddine,
2-Davacı tarafın istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan yönlerden kısmen kabulü ile;
a-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 11.693,50 TL istinaf karar harcından davalı tarafından yatırılan 2.880,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 8.812,60 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
b-Davacı tarafından yatırılan 44,40 TL istinaf karar harcının istemle birlikte iadesine,
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b.2 maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına,
3-Davacının maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile; 126.182,96 TL ‘nin kaza tarihi olan 07.12.2006 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
4-Davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile; 45.000,00 TL ‘nin kaza tarihi olan 07.12.2006 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,” karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle: Tanık … ve … beyanlarına göre davacının makinenin bozuk olduğunu bildiği halde çalıştırdığını ve bu hususu beyanlarında da dile getirdiğini o halde iş kazasında müvekkillinin kusuru olmadığının açık olduğunu, ayrıca davacının kendi hatasından dolayı kazanın meydan geldiğini beyan ddip bu beyanını imzaladığını tedavi masraflarının karşılandığını, maddi ve manevi tazminat miktarlarının fahiş olduğunu, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı tarafından açılan rücu davası çerçevesinde davacı zararının giderildiğini beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
1- Dava iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi zararlarının giderilmesine ilişkindir
2- Davanın Yasal dayanağı; zararlandırıcı sigorta olayının meydana geldiği 07.12.2006 tarihinde yürürlükte bulunan 4857 sayılı İş Kanunu’nun 77’nci maddesidir.
4857 sayılı Kanun’un 77. maddesi uyarınca, işverenler iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak, işçiler de iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlüdürler. İşverenler alınan iş sağlığı ve güvenliği önlemlerine uyulup uyulmadığını denetlemek, işçileri karşı karşıya bulundukları mesleki riskler, alınması gerekli tedbirler, yasal hak ve sorumluluklar konusunda bilgilendirmek ve gerekli iş sağlığı ve güvenliği eğitimini vermek zorundadırlar. Anılan madde ile, işverenlere, işçi sağlığı ve iş güvenliği kavramından kapsamlı olarak, her türlü önlemi almak yanında, bir anlamda objektif özen yükümlülüğü de öngörülmektedir. Bu itibarla işverenin, mevzuatın kendisine yüklediği tedbirleri, işçinin tecrübeli oluşu veya dikkatli çalıştığı takdirde gerekmeyeceği gibi bir düşünce ile almaktan sarfınazar etmesi kabul edilemez.
Diğer taraftan, işçilerin beden ve ruh sağlığının korunmasında önemli olan yön, iş güvenliği tedbirlerinin alınmasının hakkaniyet ölçüleri içinde işverenlerden istenip istenemeyeceği değil, aklın, ilmin, fen ve tekniğin, tedbirlerin alınmasını gerekli görüp görmediği hususlarıdır. Bu itibarla işverenler, mevzuatın kendisine yüklediği tedbirleri, işçilerin tecrübeli oluşu veya dikkatli çalıştığı taktirde gerekmeyeceği gibi düşünceler ile almaktan çekinemeyeceklerdir. Çalışma hayatında süre gelen kötü alışkanlık ve geleneklerin varlığı da, işverenlerin önlem alma ödevini etkilemez. İşverenler, çalıştırdığı sigortalıların bedeni ve ruh bütünlüğünü korumak için yararlı her önlemi, amaca uygun biçimde almak, uygulamak ve uygulatmakla yükümlüdürler.
Tazminat davalarının özelliği gereği İş Kanunu’nun 77. maddesinin öngördüğü koşullar gözönünde tutularak ve özellikle zararlandırıcı olayın niteliğine göre, İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliğinin ilgili maddelerini incelemek suretiyle, işverenin, zararlandırıcı sigorta olayı yönünden alması gerekli önlemlerin neler olduğu, hangi önlemleri aldığı, hangi önlemleri almadığı gibi hususlar ayrıntılı bir biçimde incelenmek suretiyle işveren ve işçi yönünden kusurun aidiyeti ve oranı, olayın meydana gelmesinde üçüncü kişinin eyleminin bulunup bulunmadığı hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanmalıdır.
Somut olayda, davacı sigortalının davalıya ait işyerinde enjeksiyon preste çalışırken iş kazası geçirdiği, tek iş güvenliği uzmanından alınan her iki raporda da davalı işverene %70 ve davacı sigortalıya %30 oranında kusur verilmiş ise de; kusur raporlarında olayın tam olarak ne şekilde meydana geldiğinin ortaya konulmadığı anlaşılmaktadır. Öte yandan davacı işçinin imzasını taşıyan iş kazası tutanağında da “işçinin makineyi otomatiğe aldığını, makine otomatikteyken içinde ürün var mı diye operasyon bölgesini açtığını, manivela kullanmayı unuttuğunu ve operasyon bölgesini eliyle kontrol ederken kazanın gerçekleştiğini” beyan eder şekilde tespitin yer aldığı gözetilerek, iş bu tutanak altında imzaları bulunan davacı ve tanıklardan tutanağa karşı diyecekleri sorulmak bu surette kazanın ne şekilde meydana geldiğini açıklığa kavuşturduktan sonra, işverenin işyerinde hangi önlemleri aldığı hangi önlemleri almadığı noktasında somut tespitlere yer verecek şekilde A sınıf iş güvenliği uzmanı bilirkişilerden oluşturulacak üçlü heyetten kusur raporu almak, davacının iş bu kararı temyiz etmemesi nedeniyle davalı lehine davacının %30 düzeyindeki kusur oranı üzerinden oluşan usuli kazanılmış hakkı da gözeterek kusur oranlarının aidiyetini belirlemek suretiyle sonucuna göre tazminat miktarları noktasında davalı lehine oluşan usuli kazanılmış hakkı gözeterek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekmektedir.
Mahkemece, yukarıda belirtilen hukuki ve maddi olgular göz önünde bulundurulmaksızın eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde karar verilmiş olması, usûl ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne ilişkin kararı bozulmalıdır.
SONUÇ: … Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesi kararının yukarıda açıklanan nedenlerle HMK’nın 373/2 maddesi gereği BOZULMASINA, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 02.11.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.