YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/37445
KARAR NO : 2021/8156
KARAR TARİHİ : 11.10.2021
Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 12.07.2021 tarih ve 2020/4879 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 06.09.2021 tarih ve KYB-2021/93927 sayılı ihbarname ile;
Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan şüpheli … hakkında yapılan soruşturma evresi sonunda Samsun Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 29.01.2020 tarihli ve 2019/41943 soruşturma, 2020/1166 esas, 2020/94 sayılı seri muhakeme usulüne tabi talepnamenin kabulüne ve sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 206/1 ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 250/4. maddeleri gereğince 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Samsun 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 29.01.2020 tarihli ve 2020/142 esas, 2020/161 sayılı kararının “1)Sanık hakkında verilen mahkumiyet kararında, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6/1, 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 141/3, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 34/1 ve 230/1-c maddeleri uyarınca mahkeme kararlarının denetimine olanak verecek biçimde açık ve gerekçeli olması, gerekçede iddia ve savunmada ileri sürülen görüşlerin açık olarak belirtilmesi, mevcut delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterilmesi ve delillerle sonuç arasında bağ kurulması gerektiği gözetilmeden, Anayasa ve 5271 sayılı Kanun’un amir hükümlerine aykırı şekilde gerekçesiz karar verilmesinde,
2)Benzer bir olayda Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 27.02.2020 tarihli ve 2018/2864 esas, 2020/10596 karar sayılı ilamında, “5237 sayılı TCK.nın 268/1. maddesinde düzenlenen başkalarına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma suçunun oluşabilmesi için işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılarak soruşturma ve kovuşturma işlemlerinin kimlik bilgileri verilen mağdur hakkında yapılmasına neden olunması gerekir. Bir adli soruşturma ya da kovuşturma işlemi olmaksızın kimlik bilgilerinin gizlenmesi amacıyla başkalarına ait kimlik bilgilerinin kullanılması ve verilen kimlik bilgilerine göre resmi belge düzenlenmesi halinde TCK.nın 206. maddesinde düzenlenen resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunma suçu, bir resmi belge düzenlenmemiş olması halinde ise 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 40/1. maddesinde düzenlenen kimliği bildirmeme kabahati oluşur…” belirtildiği üzere; somut olayda, sürücü belgesi bulunmayan sanığın sevk ve idaresindeki araç ile başka bir araca çarpıp kaçtıktan sonra, sanığın kullandığı aracın tespit edilmesi üzerine durdurulmasını takiben, kendisini olay anında yanında bulunan ve ehliyeti olan arkadaşı …’in sürücü belgesi ile kimlik bilgilerini kullanarak tanıtan sanığa kolluk görevlileri tarafından sistemdeki fotoğrafın kendisine benzemediğinin söylenmesinin ardından sanığın ikrarda bulunması sonucu maddi gerçeğin ortaya çıktığının anlaşılması karşısında, sanığın işlediği trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu nedeniyle karşı karşıya kalacağı soruşturma ve kovuşturmadan kurtulmak maksadıyla kendi kimliği yerine başkasının kimlik bilgilerini vermek suretiyle 5237 sayılı Kanun’un 268. maddesinde düzenlenen “Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması” suçunun unsurlarının oluştuğu gözetilmeden, anılan Kanun’un 206. maddesindeki “Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan” suçundan hüküm kurularak hukuki nitelendirmede hataya düşülerek, yazılı şekilde karar verilmesinde, isabet görülmediğinden” bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca, bozulması istenilmiş olmakla,
Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
İncelenen dosya içeriğine göre; sanığın suç oluşturduğu kabul edilen fiilleri, bunların nitelendirilmesi ve maddi olayın oluş şekli ile elde edilen kanıtlara göre mahkemenin ulaştığı sonuçlar ortaya konulmadan, gerekçesiz hüküm kurulmak suretiyle Anayasa’nın 141 ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 34 ve 230. maddelerine muhalefet edildiğinin anlaşılması karşısında; kanun yararına bozma istemine atfen düzenlenen ihbarnamedeki (1) numaralı düşünce yerinde görüldüğünden, Samsun Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından düzenlenen 29.01.2020 tarihli, 2019/41943 Soruşturma ve 2020/1166 Esas sayılı talepnamenin kabulü ile sanığın TCK‘nin 206/1 ve CMK‘nin 250/4. maddeleri uyarınca 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Samsun 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 29.01.2020 tarihli, 2020/142 Esas ve 2020/161 Karar sayılı kararının, 5271 sayılı CMK’nin 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre (2) numaralı istem hakkında bu aşamada karar verilmesine yer olmadığına, müteakip işlemlerin mahallinde yerine getirilmesine, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE, 11.10.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.