Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2019/4728 E. 2021/25166 K. 21.10.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/4728
KARAR NO : 2021/25166
KARAR TARİHİ : 21.10.2021

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

KARAR

Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve belgeler ile gerekçe içeriğine göre, mahkemenin delilleri takdiri, suç vasfının tayini ve gerekçesinde bir isabetsizlik bulunmadığı kanaatiyle tebliğnamedeki bozma isteyen görüşe iştirak edilmeyerek yapılan incelemede;
Sanığa yükletilen şantaj eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tipine uyduğu,
Cezanın kanuni bağlamda uygulandığı,
Anlaşıldığından, sanık … müdafisinin ve katılan … vekilinin ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla, tebliğnameye aykırı olarak, TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE HÜKMÜN ONANMASINA, 21.10.2021 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Dosya içeriğine göre sanığın 06/04/2015 günü katılanın ikametinin giriş kapısının önüne “ne istiyorsun benden seni ne kadar çok sevip sensiz nefes alamadığımı haykırmamımı peki bu sesi ananda duysun mu, gidip anana seni ne kadar sevdiğimi mi anlatmam istiyon emrin olur be sevdam bişeyi çok merak ediyom seni bu kadar çok koruyom bunu çok merak ediyom bu gece kapıyı kırmıyorsam bir sebebi var sütlaç yapıp evine almam var kek yapıp çağırmam var bensiz hayat sana zindan demen var ama insanız sonuçta,” biçiminde sözler içeren not bırakmak suretiyle cinsel taciz ve şantaj suçlarını işlediği iddiasıyla kamu davasının açıldığı, Yerel Mahkemece yapılan yargılama sonunda, sanığın bıraktığı notun içerisinde yer alan “bu sesi anan da duysun mu, gidip anana seni ne kadar sevdiğimi mi anlatmam istiyon” şeklindeki sözlerinin TCK’nın 107/2.maddesinde düzenlenen şantaj suçunu, diğer ifadelerin ise cinsel taciz suçunu oluşturduğu kabul edilerek her iki suçtan da mahkumiyetine karar verildiği, cinsel taciz suçundan tayin edilen hükmün kesin nitelikte olduğu, şantaj suçundan verilen mahkumiyet hükmünün sanık ve katılanın temyizi üzerine Özel Dairece usul ve yasaya uygun görülerek oy çokluğuyla onanmasına karar verildiği olayda; sanığın eyleminde cinsel taciz yanında ayrıca şantaj suçunun yasal unsurlarının gerçekleşmediği kanaatinde olduğumuzdan sayın çoğuluğun düşüncesine iştirak edilmemiştir. Şöyle ki;
Dosyada yer alan nüfus kayıtlarına göre 16/05/1981 doğumlu olan katılan suç tarihinde 33 yaşındadır. Yine beyanlara ve mahkemenin kabulüne göre sanık ve katılanın bir süre duygusal beraberlik kurmalarından sonra pişmanlık duyan katılanın bu ilişkiye son vermek istediği, sanığın ise kabul etmeyerek ilişkiyi sürdürmek istediği, bunu temin amacıyla ika ettiği eylemler nedeniyle şantaj ve huzur ve sükunu bozma suçlarından iki dava açıldığı halde eylemlerini sürdürerek evinin giriş kapısı önüne not bırakmak suretiyle iş bu yargılamaya konu eylemi gerçekleştirdiği anlaşılmaktadır.
Konunun açığa kavuşması için şantaj suçuna ilişkin açıklamalara yer verilmesi gerekmektedir.
Şantaj suçu, 5237 sayılı TCK’nun 107. maddesinde “Hakkı olan veya yükümlü olduğu bir şeyi yapacağından veya yapmayacağından bahisle, bir kimseyi kanuna aykırı veya yükümlü olmadığı bir şeyi yapmaya veya yapmamaya ya da haksız çıkar sağlamaya zorlayan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır” şeklinde düzenlenmiş iken, 08/07/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5377 sayılı Kanun ile maddeye; “Kendisine veya başkasına yarar sağlamak maksadıyla bir kişinin şeref veya saygınlığına zarar verecek nitelikteki hususların açıklanacağı veya isnat edileceği tehdidinde bulunulması halinde de birinci fıkraya göre cezaya hükmolunur” biçiminde ikinci fıkra eklenmiştir. Değişikliğe ilişkin gerekçede de; “Kişinin yarar sağlamak maksadıyla bir başkasının şeref veya saygınlığına zarar verecek nitelikteki hususları açıklayacağı veya isnat edeceği tehdidinde bulunması halinin tehdit suçuna ilişkin ‘sair kötülük’ kapsamında değerlendirilmesinin daha az cezayı gerektireceği eleştirisi karşısında, madde metnine söz konusu fıkra eklenmiştir” denilmektedir.
Maddenin uyuşmazlık konusunu ilgilendiren ve birinci fıkrasından farklı unsurlar içeren ikinci fıkrasına göre, kendisine ya da başkasına yarar sağlamak için kişinin şeref ve saygınlığına zarar verecek nitelikteki hususları açıklayacağı veya isnat edeceği tehdidinde bulunan fail, maddenin birinci fıkrasında öngörülen hapis ve adli para cezası ile cezalandırılacaktır. Tehdit suçunun özel bir görünüm şekli olan bu suçtaki seçimlik hareketler, mağdurun şeref ve saygınlığına zarar verecek nitelikteki hususların açıklanacağı veya isnat edileceği tehdidinde bulunulmasıdır. Fail, mağduru, ona zarar verebilecek bir durumu açıklama tahdidiyle istediği yararı elde etmeye zorlamaktadır. Failin eylemi sonucunda mağdur bildirilen kötülüğe katlanmak veya kötülüğün gerçekleşmemesi için failin isteğini yerine getirme arasında tercihte bulunmaya zorlanmaktadır.
Türk Dil Kurumu Türkçe sözlüğünde şeref; “başkasının, birine gösterdiği saygının dayandığı kişisel değer” şeklinde tanımlanmıştır. Saygınlık ise, “saygı görme, değerli, güvenilir olma durumu, itibar, prestij” anlamlarına gelmektedir. Söz konusu suçta açıklanacağı veya isnat edileceği ifade edilen hususların, kişinin şeref ve saygınlık değerlerine zarar verecek nitelikte olması gerekmektedir. Açıklanacağı tehdidinde bulunulan hususun suçtan önce gerçekleşmiş, diğer bir deyişle geçmişte kalmış olması fiilen zorunlu olmakla birlikte, mağdurun bu duruma düşmesinde failin etkisinin olup olmamasının veya açıklanacağı tehdidinde bulunulan durum itibarıyla mağdurun meşru zeminde olup olmamasının suçun oluşumu bakımından bir önemi bulunmamaktadır. Açıklanacağı bildirilen hususların herkes tarafından bilinmeyen olgular olması da zorunludur, zira herkesin bildiği bir durum yeteri kadar korkutuculuk sağlamayacağından, suçu oluşturmaya elverişli olmayacaktır
Öte yandan tehdit edilen mağdurdan sanığa veya başkasına bir yarar sağlamasının istenilmesi bu suçun oluşumu için şarttır. Talep edilen yararın failin zaten hakkı olan bir hususa ilişkin olması durumunda şantaj suçu oluşmayacaktır. Elde edilmek istenilen yarar; para, mal veya bir hizmet sağlanması gibi maddi bir değer olabileceği gibi örneğin cinsel ilişkiye girmeyi temin etme gibi maddi değer dışında başka bir fayda da olabilir. Ayrıca yararın elde edilmiş olması suçun tamamlanması bakımından gerekli olmayıp yarar sağlamak maksadıyla şeref ve saygınlığa zarar verebilecek nitelikteki hususların açıklanacağı veya isnad edileceğine ilişkin tehdidin mağdura ulaştırılması suçun tamamlanması açısından yeterlidir, ayrıca bir neticenin gerçekleşmesi gerekli değildir. Suçun tamamlanabilmesi için failin amacına ulaşmış olması şart değildir. Mağdurun iradesinin gerçekten etkilenip etkilenmediği araştırılmaksızın zorlamaya elverişli hareketlerin gerçekleştirilmesiyle suç tamamlanacaktır. Önemli ve gerekli olan tehdidin objektif olarak zorlamaya elverişli olmasıdır.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde:
Olayımızda, sanığın katılan ile olan ilişkisini sürdürmek biçiminde bir yarar elde etmek amacıyla durumu annesine bildirme tehdidinde bulunduğu ve tüm bunları kasten gerçekleştirdiği hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Ancak, yukarıdaki açıklamalarda belirtildiği üzere suçun oluşumu için şeref veya saygınlığa zarar verebilecek bir hususun açıklanacağı yönündeki herhangi bir tehdidin varlığı yeterli olmayıp, bu tehdidin belli bir boyuta ulaşarak, objektif olarak mağdurun iradesini etkilemeye ve zorlamaya elverişli olması da gerekmektedir. Sanığın şantaj kabul edilen eylemi, katılanın evinin önüne bıraktığı notun bir bölümünde “bu sesi anan da duysun mu, gidip anana seni ne kadar sevdiğimi mi anlatmam istiyon” şeklinde bir ifadeye yer vermekten ibarettir. Notta yer alan açıklamaya göre sanığın tehdit sayılabilecek tek eylemi, onu sevdiğini katılananın annesine bildireceğini belirtmesidir. Katılanın annesi dışındaki kişilere duyuracağına dair bir tehdidi olmadığı gibi bu yönde bir imada dahi bulunmamıştır. Dosyadaki bilgi ve belgelerden görüldüğü üzere katılan 33 yaşında bir kadındır ve aşamalardaki beyanlarında sanığın anılan sözlerini tehdit olarak algıladığı veya üzerinde zorlayıcı etki yarattığına ilişkin hiçbir anlatımı bulunmamaktadır. Sanığın yetişkin bir kadın olan katılanı sevdiğini annesine bildireceğini söylemekten ibaret eylemi rahatsız edici bir davranış olarak kabul edilebilir ise de, katılanın şeref ve saygınlığına zarar verecek nitelikte veya iradesini etkilemeye ve zorlamaya elverişle boyuta ulaşmış bir tehdit olmadığından, kanaatimizce TCK’nın 107/2.maddesinde düzenlenen şantaj suçunu oluşturmaz.
Açıklanan nedenlerle, sanığın katılanın evinin önüne bıraktığı notta yazılan sözlerin bütün halinde cinsel taciz suçunu oluşturacağı, unsurları oluşmadığından ayrıca şantaj suçundan cezalandırılmasına yasal olanak bulunmadığından Yerel mahkemenin mahkumiyet hükmünün bozulması gerektiği kanaatinde olduğumuzdan, sayın çoğunluğun hükmün onanması yönündeki görüşüne iştirak edilememiştir.