YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/7657
KARAR NO : 2013/12052
KARAR TARİHİ : 11.12.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Rüşvet almak, suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve kurulan örgüte üye olma, görevi kötüye kullanmak
…
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Dairemizce de benimsenen Yargıtay CGK’nın 18/09/2012 gün ve 2012/420 Esas, 2012/1771 sayılı Kararı da nazara alınarak 6352 sayılı Yasanın geçici 2. maddesinin sadece karşılıksız yararlanma suçlarını kapsadığı anlaşılmakla, anılan Yasanın rüşvet suçu yönünden getirdiği düzenlemeler ve … hakkında suç işlemek için kurulan örgüte üye olmak fiilinden açılmış bir kamu davası bulunmadığı gözetilerek yapılan incelemede;
Sanıklar …, …, … ve … hakkında suç işlemek için kurulan örgüte üye olmak suçundan verilen beraet hükümlerinin yapılan temyiz incelemesinde;
Bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda delilleri takdir ve gerekçesi gösterilmek suretiyle verilen beraet hükümleri usul ve kanuna uygun olduğundan yerinde görülmeyen O yer Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA,
Sanıklar …, …, …, … ve … hakkında rüşvet almaya teşebbüs etmek suçundan verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz incelemesinde;
Bozmaya uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Aydın 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2006/104 Esas sayılı dosyasında müşteki … aleyhine açılan tazminat davasının yapılan yargılaması sırasında Ankara 10. Asliye Hukuk Mahkemesi aracılığıyla yaptırılan bilirkişi incelemesinde, talimat mahkemesince bilirkişi olarak görevlendirilen sanık …’un 19/09/2007 tarihinde dosyayı teslim aldığı, dosyanın uzun süre elinde kaldığı, 28/03/2008 tarihinde
…/…
-2-
diğer iki bilirkişinin de imzaladığı raporu mahkemeye teslim ettikten hemen sonra bu raporun imzalı suretini uzun süredir tanıdığı arkadaşı …’a verdiği, dosyanın rapor için uzun süre bekletilmesi sonrasında raporun verilmesinden on gün önceki süre içerisinde sanıklar …, …, … ve …’ın da olaya dahil olup, bilirkişi raporunun lehe düzenlenmesi karşılığında menfaat talebini irtibat kurdukları müştekiye ilettikleri, 19/03/2008 tarihinde müştekinin Aydın Cumhuriyet Başsavcılığına müracaat etmesi üzerine başlayan soruşturma sırasında CMK’nın 135 ve 140. maddeleri gereğince Mahkemece verilen teknik izleme kararı kapsamında … ve …’ın 20/03/2008-22/03/2008-31/03/2008 tarihli görüşmelerinin ve 20/03/2008 tarihinden itibaren telefon iletişimlerinin tespit edilip kayda alındığı, son olarak 31/03/2008 tarihinde müştekinin verdiği 300.000 TL’nin … ve … üzerinde ele geçtiği anlaşılan olayda,
Bilirkişi olarak görevlendirilen ve bu kapsamda kamu görevlisi kabul edilen sanık …’un düzenleyeceği rapor için diğer sanıkların da katılımı ve aracılığı sonrasında müştekiden 300.000 TL talep edildiği, teklifi kabul etmiş gibi görünen müştekinin son olarak sanıklar … ve …’ın para ile yakalanmasını sağladığı, … tarafından hazırlanan raporun Aydın 2. Asliye Hukuk Mahkemesince bu konudaki adli soruşturmaya bağlı olarak yeterli görülmemesi sonrasında bir başka bilirkişi kurulundan rapor alınması yoluna gidildiği, bu raporun ve daha sonra Mahkemece verilen kararın … tarafından düzenlenen 28/03/2008 havale tarihli raporu teyit ettiği anlaşılmakla; müştekinin baskıdan kolayca kurtulma imkanı bulunması ve hemen Cumhuriyet Başsavcılığına başvurması karşısında olayda irtikap suçu unsurlarının bulunmadığı, bilirkişi … tarafından aleyhe şekilde verileceği belirtilen ikinci bir raporun varlığının ve buna bağlı olarak bu yöndeki anlatımların kanıtlanamadığı, bu itibarla bilirkişi sanığın yapmaması gereken bir işi yapmak karşılığında menfaat temin etme şeklinde suç tarihi itibariyle rüşvet alma suçu için aranan unsurun da tam olarak gerçekleşmediği, suç tarihinde yapılması gereken bir işin yapılması için menfaat temin edilmesinin rüşvet olarak düzenlenmediği, sanıkların inkara yönelik savunmalarının hayatın olağan akışına ve dosya kapsamındaki delillere aykırı bulunduğu gözetildiğinde, eylemlerin suç tarihinde yürürlükte bulunan TCK’nın 257/3. maddesi kapsamında “görevi kötüye kullanma” suçu ve bu fiile iştirak niteliğinde olduğu, 19/12/2010 tarihinde yürürlüğe giren 6086 sayılı Yasayla TCK’nın 257/3. maddesinde yapılan değişiklik sonrasında bu fiilin müstakil suç haline getirilerek yaptırıma para cezası eklendiği, 05/07/2012 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanunun 105/5-6. maddesi ile 5237 sayılı TCK’nın 257/3. maddesi yürürlükten kaldırılmış ise de aynı Yasanın 87. maddesi ile TCK’nın 252’nci maddesinin yeniden düzenlenmesi ve bu eylemin rüşvet olarak tanımlanması karşısında daha sonraki yasal düzenlemelerin aleyhe hükümler içermesi nedeniyle …’un TCK’nın 257/3. maddesinin 6086 sayılı Kanun ile değiştirilmeden önceki ilk haline göre, …, …, … ve …’ın ise özgü suç niteliğindeki görevi kötüye kullanma suçuna TCK’nın 40/2. maddesi uyarınca azmettiren veya yardım eden sıfatıyla sorumlu tutulmaları gerektiği gözetilmeden suç vasfında yanılgılı değerlendirmeler ile yazılı şekilde rüşvet almaya teşebbüs suçlarından mahkumiyet hükümleri kurulması,
…/…
-3-
Kabule göre de;
TCK’nın 252/2. maddesine göre sadece rüşvet alan, talepte bulunan veya bu konuda anlaşmaya varan bilirkişi hakkında uygulanması gereken nitelikli halin kanun metninde açıkça rüşvet almaya iştirak edenleri kapsadığının da belirtilmemesi nedeniyle rüşvet almaya fail olarak katıldıkları kabul edilen diğer sanıklar hakkında da uygulanması suretiyle fazla ceza tayini,
TCK’nın 40/2. maddesine göre kamu görevlisi olmayan kişilerin suç tarihi itibariyle özgü suç niteliğinde olan rüşvet almak fiiline ancak azmettiren veya yardım eden olarak iştirak edebilecekleri gözetilmeden …, …, … ve …’ın oluşa uygun düşmeyen gerekçelerle fiili birlikte gerçekleştirdikleri kabul edilerek aynı Yasanın 37/1. maddesi gereğince cezalandırılmaları,
Yüklenen suçu TCK’nın 53/1-a maddesindeki hak ve yetkilerin kötüye kullanılması suretiyle işleyen sanık … hakkında aynı Yasanın 53/5. maddesi uyarınca “cezanın infazından sonra işlemek üzere hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar 53/1-a maddesindeki hak ve yetkileri kullanmaktan yasaklanması” şeklinde hak yoksunluğuna hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Sanık … hakkında görevi kötüye kullanma suçundan açılan kamu davası ile ilgili O yer C.Savcısının temyiz itirazlarının incelenmesinde ise;
Bu sanık hakkındaki son soruşturma kararında TCK’nın 257/1. maddesine yer verilmesine, bu suçtan kamu davası açılmasına ve sorgusunun yapılmasına rağmen mahkemece CMK’nın 223. maddesi uyarınca hüküm kurulması zorunluluğuna uyulmaması,
Kanuna aykırı, sanıklar müdafiileri ve O yer C.Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gözetilerek CMUK’nın 321 ve 326. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 11/12/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
…