Yargıtay Kararı 12. Hukuk Dairesi 2021/3438 E. 2021/7895 K. 23.09.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/3438
KARAR NO : 2021/7895
KARAR TARİHİ : 23.09.2021

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki davacı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
1- Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere göre, davacı-borçlu Vekilinin aşağıdaki bendin dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2- 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Hükmün Kapsamı” başlıklı 297. maddesinin “hüküm sonucunun” nasıl oluşturulacağına ilişkin 2. fıkrasında;
“(2)Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” şeklinde düzenleme getirilmiştir.
Kısa karar, bir davayı sona erdiren, aleyhine kanun yoluna başvurulabilecek ( Niha-i ) son kararlardandır.
Bu kararla mahkeme davadan elini çeker ve davayı sona erdirmiş olur. Asıl olan kısa karardır.
Bu gibi hallerde de 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297. maddesine uygun olarak tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkça gösteren kısa karar ile daha sonra yazılan gerekçeli kararında buna uygun olarak düzenlenmesi gereklidir. (10.04.1992 gün ve 7/4 sayılı içtihadı birleştirme kararı) Nitekim aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulunun istikrarlı kararlarında da benimsenmiştir.
Somut uyuşmazlıkta, Mahkemece duruşmada tefhim edilen ve hükmün esasını teşkil eden 22.12.2020 tarihli kısa kararın 1 numaralı bendinde;
” 1- Davanın REDDİNE,
-16/11/2020 tarihli bilirkişi raporunun kararın eki sayılmasına, ” karar verilmiştir.
Yukarıda açıklandığı üzere 6100 sayılı HMK. nın 297/2. maddesinde hüküm sonucunda nelerin gösterileceği açıkça ve emredici bir şekilde düzenlenmiştir.
Bu yasal düzenleme karşısında, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 32/son maddesindeki gibi özel kanununda açıkça düzenlenmedikçe bilirkişi raporu, harita vb. belgelerin hükmün eki sayılmasına karar verilemeyeceğinden, Mahkemece “-16/11/2020 tarihli bilirkişi raporunun kararın eki sayılmasına,” şeklinde hüküm oluşturulması hatalı olup, bozma sebebi ise de, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, Bölge Adliye Mahkemesi’nin kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
Sonuç:
1- Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozularak ortadan kaldırılmasına,
2- İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının 1 numaralı bendinin “-16/11/2020 tarihli bilirkişi raporunun kararın eki sayılmasına,” şeklindeki 2. satırının hükümden çıkartılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK’nun 364/2. maddesinin göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK’nun 370/2. maddesi uyarınca bu şekli ile DÜZELTİLEREK ONANMASINA, harç alınmasına yer olmadığına, 23/09/2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.