YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/4665
KARAR NO : 2021/5898
KARAR TARİHİ : 26.04.2021
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
Dava, kurum işleminin iptali ile menfi tespit istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın reddine dair verilen karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi …. Hukuk Dairesince davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesince verilen kararın, tüm taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM
Davacılar vekili; davacıların murisi ….’nun SSK’lı hizmetleri üzerinden 01.02.2000 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı almaya başladığını, 14.10.2003 tarihinden ölüm tarihi olan 14.06.2014 tarihine kadar MEB’e bağlı okullarda memur olarak görev yaptığını ve SSK’dan yaşlılık aylığını almaya devam ettiğini, ölümünden sonra eşi ve çocuklarına SSK’dan ölüm aylığı bağlandığını, daha sonra ise ölüm aylığının iptal edilerek, borç çıkarıldığını, ölenin 01.02.2000 tarihinden önceki hizmetleri ile 14.04.2003-14.06.2014 tarihleri arasındaki memur hizmetlerinin Emekli Sandığı tarafından birleştirilerek, sadece tek bir dosyadan 5434 sayılı yasa kapsamında dul ve yetim aylığı bağlandığını, SSK’dan aldığı yaşlılık aylıklarının 5335 sayılı kanunun 30. maddesi uyarınca ayrıca borç çıkarıldığını, Ordu SGK İl Müdürlüğü’ne yapılan 20.07.2015 tarihli dilekçe ile çalışmaların SGK’nın bilgisi dahilinde olduğunu ve borcun tamamına itiraz ettiklerini, 5510 sayılı yasanın 96/I-b maddesi kapsamında kabul edilerek, borcun yeniden hesaplanmasını talep ettiği, Emekli Sandığı ve SSK hizmetlerinin ayrı ayrı değerlendirilerek 2829 sayılı yasa kapsamında birleştirilmeyerek, 2 ayrı ölüm aylığı bağlanmasının talep edildiğini, ancak Kurum tarafından taleplerinin reddedildiğini belirterek, SSK yaşlılık aylığı alırken 2003 yılında memur olan 2014 yılında ölen …nun hak sahiplerinin 5434 sayılı yasa kapsamında bağlanan dul ve yetim aylığı dışında 2829 sayılı yasaya göre hizmet birleştirmeye zorunlu olmaksızın SSK yaşlılık aylığı dosyasından bağlanan ve kesilen ölüm aylığının kesme işleminin iptali ile aylığının bağlanması gerektiğinin tespitine, 5335 sayılı Kanunun 30. maddesi öncesinde memur olan ve ölen …nun kazanılmış hakkı nedeniyle 5335 sayılı yasa kapsamında aylığı kesilerek, borç çıkarılamayacağının, bunun kabul edilmemesi halinde kendisinden borç istenen davacı eşin, 5510 sayılı kanunun 96/I-b bendi uyarınca 5 yıldan eski borçlardan sorumlu olmayacağının ve faiz alacağının da b bendi kapsamında hesaplanması gerektiğinin tespitine, Kurumun artan zarar ölçüsünde istemde bulunamayacağının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II-CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesi ile; zamanaşımı, hak düşürücü süre, derdestlik, husumet, görev ve yetki itirazında bulunduklarını, çalışanların prim ödeme gün sayıları ile sigorta primlerini gösteren kayıt ve belgelerin kuruma bildirilme yükümlülüğünün işverene ait olduğunu, davacının talebi ile ilgili Kurumun yaptığı işlemin doğru olduğunu, herhangi bir eksiklik bulunmadığını bu nedenle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece, “..Tüm dosya kapsamının birlikte değerlendirilmesi sonucunda; dava, davacılar murisine 4/1-a maddesi kapsamında bağlanan yaşlılık aylığının geri istenip istenemeyeceği, davacılara muris nedeniyle hizmet birleştirmesi olmaksızın SSK kapsamında aylık bağlanması gerekip gerekmediği, davacılara borç çıkarılıp çıkarılamayacağı ve 5510 sayılı yasanın 96/b fıkrasının uygulanıp uygulanamayacağına ilişkin olduğu, davacılar murisinin 14/10/2003 tarihinden itibaren 5434 sayılı kanuna tabi olarak öğretmen sıfatı ile çalışmaya başladığı, bu çalışmanın 14/06/2014 tarihli vefata kadar devam ettiği, 5335 sayılı yasa gereğince davacılar murisinin 506 sayılı yasa gereğince yaşlılık aylığı aldığı dönemde çalışması nedeniyle fiilen çalıştığı dönemdeki aylıklarının kesilmesi ve istirdadı gerektiği, davacılar murisinin kendi sigortalılık durumunu bilmesi nedeniyle yersiz ödemelerin 5510 sayılı yasanın 96/a maddesi çerçevesinde iadesi gerektiği, davacılar murisinin hizmet süresinin sonuncusu dikkate alındığında ölüm aylığının 5434 sayılı yasa gereğince bağlanmış olması usule uygun olup ayrıca SSK yaşlılık aylığı bağlanmasının mümkün olmadığı gerekeçsiyle, davanın reddine karar verilmiştir
B-BAM KARARI
Davacılar vekilinin istinaf isteminin 6100 sayılı HMK 353/1-b.2 maddesi uyarınca kabulü ile,
… 16. İş Mahkemesinin 11/01/2018 gün ve 2015/721E., 2018/21 K.sayılı kararının kaldırılmasına, yerine, davacının davasının kısmen kabulü ile davalı Kurumun davacıya 17.04.2005-16.07.2014 tarihleri arasında yersiz olarak ödenen aylık sosyal yardım zammı tutarının 5510 sayılı Yasanın 96/1-a bendi doğrultusunda tahsiline ilişkin işlemin iptaline, tahsilin 5510 sayılı yasanın 96/1-b bendi doğrultusunda yapılması gerektiğinin tespitine,
Çift ölüm aylığı bağlanması yönündeki talebin reddine, karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davacılar vekili tarafından; yersiz ödemelerin mirasçılardan geri istenmemesi gerektiği, borçtan asıl sorumlu tutulabilecek kişinin, SSK’dan yaşlılık aylığı alıp aynı zamanda memur olarak olarak görev yaptığı dönemde öldüğü, geri istenen tutarların sigortalının yaşamında harcandığı, zor durumda olan ve ancak kendi geçimlerini sağlayacak düzeyde geliri olan mirasçı eş ve kızlardan ölenin sağlığında aldığı aylıkların geri istenilmemesi gerektiği, davacıların tüm koşulları oluşmakla hem Emekli Sandığından dul/yetim aylığı, hem de SSK ölüm aylığı almaya hak kazandığı,davacılar murisinin tüm hizmetlerini son Kurumda birleştiren ve aylık bağlayan Kurum işleminin isabetli olmadığı,bu nedenlerle mahkemece verilen halen almakta oldukları dul yetim aylığı yanında SSK kapsamında ayrıca ikinci bir ölüm aylığına ölüm tarihini takip eden aybaşından itibaren hak kazanıldığının tespitine yönündeki talebin reddine ilişkin kararın bozularak bağlanan 5434 dul-yetim aylıklarının dışında, ölümü tarihi takip eden aybaşından itiraz en davacıların ayrıca SSK kapsamında aylığa hak kazandıklarının tespitine karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir.
Davalı Kurum vekili tarafından; Müteveffa …nun yaşlılık aylıkları ödenmekte iken, Sayıştay Başkanlığı Denetçileri tarafından yapılan inceleme ve araştırma sonucunda tespit edilen ve 5510 sayılı kanunun 4/1-a kapsamında yaşlılık aylığı almakta iken 4/1-c’ye tabi 5335 sayılı Kanun 30’ uncu maddesi kapsamında 14.10.2003-03.07.2006 tarihleri arasında… Lisesinde, 03.07.2006-24.06.2010 tarihleri arasında Kocaeli İl Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı… Lisesinde ve 29.06.2010-14.06.2014 süresinde…İl Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı … …Teknik ve Meslek lisesinde 5434 sayılı kanuna tabi olarak çalıştığının tespit edildiği,
Bilindiği üzere, 5277 sayılı 2005 Mali Yılı Bütçe Kanununun 25 inci maddesinin (f) fıkrasını yürürlükten kaldıran ve 27/04/2005 tarihli ve 25798 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak aynı tarih itibariyle yürürlüğe giren 5335 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 30 uncu maddesi gereğince, herhangi bir sosyal güvenlik kurumundan emeklilik veya yaşlılık aylığı almakta olanların Kanunda belirtilen kurum ve kuruluşlarda aylıkları kesilmeksizin çalıştırılamayacakları öngörüldüğünden, bunların söz konusu kurum ve kuruluşlarda çalışmaları halinde aylıklarının kesilmesi sosyal güvenlik kurumlarına bildirilmeleri şartıyla mümkün olduğu,
Bununla birlikte, Müteveffa …’nun gerek çalıştığı kurum, gerekse de tarafınca müvekkil Kuruma anılan kanun çerçevesinde herhangi bir bildirimde bulunulmadığı, söz konusu kanun gereğince aylıkların bildirimde bulunulmaması nedeniyle kesilememesine karşın …nun hesabına gönderilen hak etmediği aylıkların yersiz olarak tahsil edildiğinin anlaşıldığı, müvekkil kurumun işleminin usul ve yasaya uygun olduğu belirtilmiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, tarafların, sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297’nci maddesinde; “… Taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir” hükmüne yer verilmiştir. Hükümlerin çelişkiden uzak ve infaza elverişli olması, gerçeğe ve hukuka uygun bir karar verilmesi gerekir. Hükümlerin çelişkiden uzak ve infaza elverişli olması kamu düzeniyle ilgilidir.
Dava dosyası incelendiğinde, Bölge Adliye Mahkemesince; “…davalı Kurumun davacıya 17.04.2005-16.07.2014 tarihleri arasında yersiz olarak ödenen aylık sosyal yardım zammı tutarının 5510 sayılı Yasanın 96/1-a bendi doğrultusunda tahsiline ilişkin işlemin iptaline, Tahsilin 5510 sayılı yasanın 96/1-b bendi doğrultusunda yapılması gerektiğinin tespitine…” denilmek suretiyle, davalı Kurumun davacılara yönelik borç tahakkunun 5510 sayılı Yasanın 96/1-b bendi doğrultusunda tahsil edilmesi gerektiğine dair yaklaşımı isabetli olmakla birlikte, bahse konu borcun, 5510 sayılı Yasanın 96/1-b kapsamındaki dönem ve bu dönemdeki tutar ve faiz başlangıcının anılan madde kapsamında infaza elverişli biçimde belirlenip, hüküm tesis edilmemiş olması isabetsiz bulunmuştur.
O halde, taraf vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli … Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun kabulüne ilişkin kararı bozulmalıdır.
SONUÇ: … Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi kararının yukarıda açıklanan nedenlerle HMK’nın 373/2. maddesi gereği BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacılara iadesine, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 26.04.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.