YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/30155
KARAR NO : 2021/25641
KARAR TARİHİ : 27.10.2021
KARAR
Çevreyi kasten kirletmek suçundan sanık …’nın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunun 181/1, 62 ve 52. maddeleri uyarınca 3.000,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına, mala zarar verme suçundan beraatine dair Dinar Asliye Ceza Mahkemesinin 05/05/2016 tarihli ve 2014/40 esas, 2016/497 sayılı kararının temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 15/02/2018 tarihli ve 2017/25666 esas, 2018/1605 karar sayılı ilâmı ile bozulmasına karar verilmesini müteakip, yeniden yapılan yargılama sonunda, sanık …’nın, çevreyi kasten kirletmek ve mala zarar verme suçlarından 5237 sayılı Kanun’un 151/2, 21/2, 181/1, 62 ve 52/2. maddeleri uyarınca 2.000,00 Türk lirası adli para ve 6 ay hapis cezaları ile cezalandırılmasına, çevreyi kasten kirletme suçu yönünden verilen hükmün 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesi gereğince açıklanmasının geri bırakılmasına ve 5 yıl süre ile denetimli serbestlik tedbirine tâbi tutulmasına; dair Dinar Asliye Ceza Mahkemesinin 27/02/2020 tarihli ve 2018/322 esas, 2020/84 sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Dinar Ağır Ceza Mahkemesinin 22/06/2020 tarihli ve 2020/159 değişik iş sayılı kararı ile;
Çevreyi kasten kirletmek suçundan sanık …’in 5237 sayılı Türk Ceza Kanunun 181/1, 62 ve 52. maddeleri uyarınca 3.000,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve 5 yıl süre ile denetimli serbestlik tedbirine tâbi tutulmasına, mala zarar verme suçundan beraatine dair Dinar Asliye Ceza Mahkemesinin 05/05/2016 tarihli ve 2014/40 esas, 2016/497 kararına karşı hükmün açıklanmasının geri bırakılması yönünden yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Dinar Ağır Ceza Mahkemesinin 07/06/2016 tarihli ve 2016/168 değişik iş sayılı kararı ile beraat kararının temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 15/02/2018 tarihli ve 2017/25666 esas, 2018/1605 karar sayılı ilâmı ile bozulmasına karar verilmesini müteakip, yeniden yapılan yargılama sonunda, sanığın 5237 sayılı Kanunun 151/2, 21/2, 62 ve 52. maddeleri uyarınca 2.000,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına dair Dinar Asliye Ceza Mahkemesinin 27/02/2020 tarihli ve 2018/322 esas, 2020/84 sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
İstem yazısında; “Sanıklar hakkında verilen karar, cezanın miktar ve nev’i itibarıyla kesin nitelikte ise de, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 04/10/1993 tarihli ve 2-187/222 sayılı kararı ile 10/03/2009 tarihli ve 2009/2-43 esas, 2009/56 sayılı kararında belirtildiği üzere, tür ve miktarı itibarıyla kesin olan kararların dahi suç vasfına yönelik temyizi halinde maddi gerçeğin ortaya çıkarılması amacıyla ve bu hususla sınırlı olarak Yargıtay denetimine tabi olacakları nazara alındığında,
Ayrıca Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10/04/2018 tarihli ve 2014/15-487 esas, 2018/151 sayılı kararında belirtildiği üzere, temyiz ve istinaf kanun yollarından geçmeksizin kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararların ülke sathında uygulama birliğine ulaşmak ve ciddi boyutlara ulaşan hukuka aykırılıkların toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi amacıyla olağanüstü bir kanun yolu olan kanun yararına bozma konusu yapılabileceği nazara alınarak yapılan incelemede,
Dosya kapsamına göre, Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 15/02/2018 tarihli ve 2017/25666 esas, 2018/1605 karar sayılı ilâmında yer alan, “1-Gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde ortaya çıkarılması açısından, dosyanın, üniversitelerin su ürünleri,çevre mühendisliği, kimya mühendisliği bölümlerinde çalışan öğretim üyesi bilirkişileri ile veterinerlik fakültesi öğretim üyelerinden oluşan heyetlere ayrı ayrı tevdi edilerek, Sanık … ‘ya yüklenen eylemde TCK’nın 181/1. maddesi uyarınca ilgili kanun ve yönetmeliklerle belirlenen hangi teknik usullere aykırı olarak atıkların suya kasten verildiğinin ve olay kapsamında atık su dahilindeki KOİ değerlerinin yüksek çıkması sebebinin belirlenmesi suretiyle, sanık …’nın yüklenen eyleminden kast ya da taksir şeklindeki kusurluluk türlerinden hangisinden sorumlu olacağının tartışılması, sonucuna göre hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik incelemeyle karar verilmesi,
2- Mala zarar verme suçu açısından, katılana ait balık çiftiliğinde meydana gelen toplu balık ölümleri ile su kirliliği arasında uygun illiyet bağı bulunup bulunmadığı hususunda rapor alındıktan sonra, sonucuna göre sanıklar … ve …’in hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, konusunda uzman olmayan bilirkişi heyetinden alınan bilirkişi raporuna dayanılarak noksan inceleme ile hükümler kurulması” şeklindeki gerekçelerle bozma kararı verilmesi üzerine yeniden yapılan yargılamada mahkemece … Üniversitesi Rektörlüğünde görevli bilirkişiler tarafından ortak şekilde tek bir bilirkişi raporu düzenlenmiş olduğu, dosyanın anılan Yargıtay bozma ilamı gereğince ayrı ayrı bilirkişi heyetlerine tevdi edilmediği gibi meydana gelen zarar ile sanıkların eylemleri arasında illiyet bağının bulunduğuna ilişkin yeterli değerlendirmenin yapılmadığının anlaşılması karşısında, sanıklar hakkında çevreyi kasten kirletmek ve mala zarar verme suçlarından yazılı şekilde sanıkların mahkumiyetine karar verilmesinde ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararlara yönelik itirazların kabulü yerine, reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilmektedir.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Kanun yararına bozma talebinin kapsamı ile tebliğname tarihine göre, 6572 sayılı Kanun’un 27. maddesi ile değişik Yargıtay Kanunu’nun geçici 14. maddesi uyarınca oluşturulan Büyük Genel Kurulunca kabul edilen işbölümü kararına göre işin incelenmesi Yüksek (2.) Ceza Dairesi’nin görevine girdiğinden Dairemizin GÖREVSİZLİĞİNE, dosyanın ilgili daireye gönderilmesine, 27/10 /2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.