YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/4461
KARAR NO : 2021/5659
KARAR TARİHİ : 22.09.2021
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Trabzon Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 02.10.2019 tarih ve 2018/527 E. – 2019/361 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi’nce verilen 14.01.2020 tarih ve 2019/156 E. – 2020/32 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı banka ile davalı arasında genel kredi sözleşmesi imzalandığını, davalının sözleşme öncesi bilgi formunu bankadan teslim alarak incelediğini, komisyonlara ilişkin banka personelinden bilgi alarak belirlenen tüm hususlarda davacı bankayla mutabık kaldığını ve sözleşmeyi imzaladığını, davalının kredi borçlarını ödemekte temerrüde düştüğünü, borçluya 25/07/2018 tarihli ihtarname gönderilmesine rağmen davalının borcu ödemediğini, davacı banka tarafından davalıya gönderilen ihtarname ile “söz konusu alacakların temerrüt faizi ve gider vergisi ile birlikte işbu ihtarnamenin tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde banka veznesine ödenmesi, aksi halde faiz ve ferileriyle birlikte tahsili için yasal yollara başvurulacağı, icra masraf ve vekalet ücretinin muhataba ait olacağı” hususlarının belirtildiğini, ödemelerin yapılmaması üzerine davalı aleyhine Trabzon İcra Müdürlüğünün 2018/24139 Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu ileri sürerek, haksız itirazın iptali ile takibin devamına ve alacağın %20’si oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının muaccel olmayan alacağı ihtarname çekerek talep ettiğini, müvekkilinin alacakların faizlerini ve ödenmesi gereken tutarları düzenli olarak ödediğini, davalının davacı tarafça gönderilmiş olan ihtarnameye cevaben gönderdiği ihtarnamesi ile borç tutarını kabul etmediğini, davacının mükerrer takip yaparak müvekkilinden fazla talepte bulunduğunu, rehinle teminat altına alınan alacağı bulunduğunu, davacı bankanın öncelikle rehin takibi yapması gerekirken rehin takibi yapmadığını, ayrıca borcun çok üzerinde miktar üzerinden ilamsız takip yaptığını, sonrasında rehnin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi yaptığını, davacının Trabzon İcra Müdürlüğü’nün 2018/24139 Esas sayılı dosyasından 14/08/2018 tarihinde davaya konu icra takibi başlatıldığını, daha sonra da 28/09/2018 tarihinde Trabzon İcra Müdürlüğü’nün 2018/27103 Esas sayılı dosyasından 38.046,41 TL tutarında rehnin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı takip başlattığını, iki takip dosyasının da mesnedinin aynı olduğunu, müvekkilinin iki takip dosyası kadar borcu bulunmadığını, davacının mükerrer takip yaptığını belirterek, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesi, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; İİK’nın 45. maddesi hükmüne göre rehinli alacaklar için önce rehne başvurma zorunlu bulunmakta olup, dava konusu olayda da davalı tarafça 26/11/2015 tarihli sözleşmeye konu 500.000,00 TL için 23/03/2017 tarihli araç rehni sözleşmesi tesis edildiği, bu durumda davacı tarafın alacağın rehinle temin edilen bölüm için öncelikle rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takibe girişmesi ve şayet alacak rehin bedelini aşıyor ise kalan bölüm için de ilamsız takip yapması gerektiği, oysa dava konusu olayda davacı taraf önce Trabzon İcra Dairesi’nin 2018/27103 Esas sayılı dosyası ile taşınır rehninin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı takip yapmış, şikayet üzerine takibin ilamlı yapılması nedeniyle takibin iptaline karar verilmiş, mahkememizde itirazın iptaline konu Trabzon İcra Dairesi’nin 2018/24139 Esas sayılı icra dosyası yönünden her ne kadar bu dosyada tahsilde tekerrür etmemek kaydıyla takip yapılmış ve bu icra takibinden sonra Trabzon İcra Dairesi’nin 2019/12091 Esas sayılı dosyasıyla taşınır rehninin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapmış ise de önce rehne başvurulması kuralını yine de yerine getirmediği ve bu durumun belirtilen usulsüzlüğü ortadan kaldırmadığı gerekçesiyle, davacının davasının reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince tüm dosya kapsamına göre yapılan istinaf incelemesi sonucunda; incelenen kredi sözleşmeleri ve ipotek belgesi incelendiğinde Toyota Avansis 2.0 marka araç üzerine taşınmaz rehni konduğu, rehin miktarının belirlenmediği, rehinle temin edilmiş bir alacak için doğrudan ilamsız takip yapılamayacağı, rehne konu aracın değerinin tüm alacağı karşılayıp karşılamadığının belirgin olduğundan bahsedilemeyeceği gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından temyiz kanun yoluna başvurulmuştur.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 4,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 22/09/2021 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Somut uyuşmazlıkta; davacı tarafından davalı aleyhinde Trabzon İcra Müdürlüğünün 2018/24139 Esas sayılı takip dosyasında, 14.08.2018 tarihinde başlatılan ilamsız icra takibinde 77.584,92 TL asıl alacağın fer’ileri ile birlikte, tahsilde tekerrür etmemek kaydıyla tahsili istenmiş, davalı borçlunun süresinde vaki itirazı üzerine takibin durdurulmasına karar verilmiştir.
Aynı İcra Müdürlüğü’nün 2018/27103 sayılı dosyasında da aynı alacaklı tarafından aynı borçlu aleyhine, tahsilde tekerrür etmemek kaydıyla 36.428,00 TL asıl alacak ve fer’ilerinin taşınır rehninin paraya çevrilmesi yolu ile ilamlı icra takibi 18.09.2018 tarihinde başlatılmış olup borçlunun Trabzon İcra Hukuk Mahkemesinin 2018/597 Esas sayılı dosyasında açtığı dava sonucunda Mahkemenin 2019/145 karar sayı 19.02.2019 tarihli kararı ile şikayetin kabulü ile 2018/27103 sayılı takibin iptaline karar verilmiş, bu karar üzerine bu kez 2019/12091 Esas sayılı dosyada, 08.04.2019 tarihinde tahsilde tekerrür etmemek kaydıyla 36.428,00 TL asıl alacak ve fer’ilerinin tahsili istemi ile taşınır rehninin paraya çevrilmesi ile yapılan takibe borçlunun süresinde itirazı üzerine İcra Müdürlüğünce takibin durdurulmasına karar verilmiştir.
Eldeki dava, Trabzon İcra Müdürlüğünün 2018/24139 sayılı dosyasında icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Görüldüğü üzere öncelikle davacı tarafından rehnin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibi yapılmış, daha sonra da davacı alacağının bakiyesi için 2018/24139 sayılı dosyada icra takibine geçilmiştir.
Alacaklının, rehinli maldan ancak sınırlı ölçüde yararlanabileceği için teminattan karşılanamayacağı önceden anlaşılan alacak miktarı bakımından rehinli takip devam ederken dahi diğer takip yollarına başvurmak mümkündür (Prof. Dr. Saim Üstündağ – İcra Hukukunun Esasları İst. 2004. shf. 312).
Takip konusu alacağın rehin tutarı ile karşılanamayacağının belirgin olması karşısında tüm alacak için tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla haciz yolu ile de takip yapılabilir (Oskay-Koçak – Degnekli-Doğan-İİK Şerhi 1. Cilt. 2007 Shf. 854).Doktrindeki bu görüşlere paralel olarak, Hukuk Genel Kurulu’nun 2001/12-354-367 sayı 18.04.2001 tarih, 12. H.D 2008/17504-20776 sayı 24.11.2008 tarih), 12. H.D 2006/10539-13274 sayı 20.06.2006 tarih ve 19. H.D 2005/1457-12131 sayı 13.12.2005 tarihli kararlarında da değinildiği üzere, rehnin paraya çevrilmesi yolu ile başlatılan takip yanında, alacaklının rehin tutarı ile karşılanamayacağı anlaşılan bakiye alacağı için tahsilde tekerrür etmemek kaydı ile haciz yolu ile de takip yapması mümkündür.
Uyuşmazlıkta, taraflar arasında 500.000,00 TL bedelli genel kredi sözleşmesi imzalanmış olup, borçlu-davalının borcunu ödemediği iddiası ile hesap kat edilmiş, 25.07.2018 tarihli ihtarname ile toplam 77.590,92 TL alacak davalı borçludan istenmiş, İcra Müdürlüğünün 2018/27103 sayılı dosyasında rehinli aracın kasko değeri olan 36.428,00 TL üzerinden takip yapılmış, bakiye alacak için de eldeki itirazın iptali davasına konu genel haciz yolu ile icra takibine geçilmiştir.
Takip konusu alacağın rehin tutarı ile karşılanamayacağının belirgin olması, haciz yolu ile başlatılan takipte “tahsilde tekerrür olmama” kaydına yer verilmesi karşısında alacaklı rehnin paraya çevrilmesi seçeneği yanında, alacağını diğer haciz yolu ile talep etmesinde yasal bir engel bulunmadığından İlk Derece Mahkemesince, taraflar arasındaki ilişkiden kaynaklanan davalı borcunun bilirkişi marifetiyle tesbiti ve borcun, rehnin paraya çevrilmesi ile yapılan takipten fazla çıkması durumunda artan bu kısım yönünden itirazın iptaline karar verilmesi gerekir.
Açıklanan nedenlerle, henüz davacı alacağı bilirkişi marifeti ile tesbit edilmeden davayı red eden ilk derece mahkemesi kararına vaki istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile kararın onanmasına ilişkin sayın çoğunluk görüşüne karşıyım.