YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/15765
KARAR NO : 2021/17884
KARAR TARİHİ : 27.10.2021
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Karşılıksız yararlanma
HÜKÜM : Esastan ret – beraat – temyiz isteminin reddi
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
1-Sanık … hakkında karşılıksız yararlanma suçundan kurulan hükme yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
Mahkemenin 2018/2531 Esas sayılı dosyası ile ilgili olarak sanığa yüklenen karşılıksız yararlanma suçu için 5237 sayılı TCK’nın 163/3. maddesinde öngörülen cezanın türü ve miktarı gözetildiğinde, 5271 sayılı CMK’nın 286/2-g maddesi uyarınca, on yıl veya daha az hapis cezasını veya adlî para cezasını gerektiren suçlardan ilk derece mahkemelerince verilen beraat kararına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararının temyizi mümkün olmadığından, katılan vekilinin temyiz isteminin 5271 sayılı CMK’nın 298. maddesi uyarınca istem gibi REDDİNE,
2-Sanık … hakkında (02/10/2009, 19/11/2009, 30/11/2009 tarihli tutanaklar sebebiyle) karşılıksız yararlanma suçundan kurulan hükmün incelemesinde;
Hükmolunan cezaların miktar ve türü gözetildiğinde, 5271 sayılı CMK’nın 286/2-a maddesi uyarınca, ilk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adli para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararlarının temyizi mümkün olmadığından,katılan vekilinin temyiz itirazının reddiyle, temyiz isteminin reddine dair ek kararın istem gibi ONANMASINA,
3-Sanık … hakkında (14/12/2009, 27/03/2010 tarihli tutanaklar sebebiyle) karşılıksız yararlanma suçundan kurulan hükmün incelemesinde;
5271 sayılı CMK’nın 288. maddesinin “Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.” ve aynı Kanun’un 294. maddesinin ise; “Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.” şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, katılanın temyiz isteminin beraat gerekçesinin ve TCK’nın 43. maddesi uygulamasının hatalı olduğuna ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Sanık hakkında 02/10/2009, 19/11/2009, 30/11/2009, 14/12/2009 ve 27/03/2010 tarihli kaçak su tespit tutanakları düzenlendiği, sanık hakkında bu tutanaklara ilişkin açılan davaların iddianame tarihleri incelendiğinde tüm bu suç tutanaklarının TCK’nın 163, 43. maddeleri kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, ilk derece mahkemesince de 02/10/2009, 19/11/2009 ve 30/11/2009 tarihli tutanaklara konu eylemler hakkında TCK’nın 163 ve 43. maddeleri uyarınca hüküm kurulduğu ancak 14/12/2009 ve 27/03/2010 tarihli tutanaklar hakkında da teselsül içinde kaldıkları gözetilmeden ayrı ayrı mahkumiyet hükümleri kurulduğu, ancak Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesi kararında tüm bu suç tutanaklarının tek bir zincirleme suç oluşturduğundan bahisle 14/12/2009 tarihli suç ile 27/03/2010 tarihli suç hakkında beraat kararı verildiği; ancak unsurları oluşan bu suçlar yönünden beraat kararı değil, eylemin zincirleme tek bir suç oluşturması ve ilk derece mahkemesince de zincirleme suçtan hüküm kurulmuş olması nedeniyle hüküm verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz nedeni bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin açıklanan nedenlerle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 5271 sayılı CMK’nın 304/2. maddesi uyarınca bozma nedeni de dikkate alınarak yeniden incelenmek ve hüküm verilmek üzere dosyanın Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesine gönderilmesine, 27/10/2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.