YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/21681
KARAR NO : 2021/16440
KARAR TARİHİ : 26.10.2021
İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇLAR : Nitelikli yağma, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi
Bölge Adliye Mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
1-Sanık …’in vekaletnameli müdafii Av. …’ın temyiz itirazının; 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun 291/1. maddesi gereğince yasal süresinden sonra yapıldığının anlaşılması karşısında, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi aracılığıyla 1412 sayılı CMUK’nın 318. maddesi gereğince REDDİNE,
2-Diğer sanık … yönünden ise, “kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” suçundan kurulan hükme yönelik olarak; 01.02.2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanunun 94. maddesi ile değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun 299. maddesi gereğince takdiren duruşmasız; “nitelikli yağma” suçundan kurulan hükme yönelik olarak ise; hükmolunan ceza miktarına göre 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi aracılığıyla 1412 sayılı CMUK’nun 318. maddesi gereğince duruşmasız olarak yapılan incelemede;
5271 sayılı CMK’nın 288. maddesinin ”Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.”, aynı Kanunun 294. maddesinin ”Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.” ve aynı Kanunun 301. maddesinin ”Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usule ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar.” şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanık … müdafiinin temyiz isteminin sanığın üzerine atılı suçların talimat yasağı kapsamında kalması sebebiyle bizzat duruşmada hazır edilmesi gerektiğine, katılan …’ın ilk ifadesinde silahtan bahsetmemiş olmasına rağmen yerleşik uygulamanın aksine sonradan alınan beyanına itibar edildiğine, suçun nitelikli halleri nedeniyle cezada artırım yapıldığına ancak alt sınırdan uzaklaşma gerekçesinin açıklanmadığına, sanığın uzun süre tutuklu kalması sebebiyle etkin pişmanlık kapsamında herhangi bir ödemede bulunamadığına, sanığın tahliyesine karar verilmesi gerektiğine; sanık … müdafiinin temyiz isteminin somut olayda silah kullanıldığına ilişkin katılan …’in iddiası dışında delil bulunmadığına, sanıkların kendilerini polis olarak tanıtmaları sebebiyle inandırıcı olması sebebiyle plastik kelepçe kullandıklarına, bu nedenle tehdit ve cebir kullanıldığına dair katılanın herhangi bir beyanının bulunmadığına, katılana herhangi bir zarar verilmeden katılan serbest bırakılmasına rağmen TCK’nın 110. maddesinin uygulanmadığına, sanık …’ın tüm zararı tek başına karşılamasına rağmen sanığa en üst sınırdan ceza verilmesinin hakkaniyete aykırı olduğuna, sanık hakkında tüm lehe hükümlerin uygulanmasını talep ettiklerine ve sanığın tahliyesine karar verilmesine; sanık … müdafiinin temyiz isteminin somut olayda cebir ve tehdit kullanılmadığı gibi katılanın altınlarının alınması hususunda da rızasının bulunduğuna, silah kullanıldığına ilişkin katılan …’in iddiası dışında delil bulunmadığına, gerekçede belirtilen hususlar suçun nitelikli halini oluşturduğundan aynı hususlara dayanılarak alt sınırdan uzaklaşılmasının usul ve yasaya aykırı olduğuna, katılanın çelişkili beyanlarına hangi gerekçelerle üstünlük tanındığı açıklanmadan sanığa en üst hadden ceza verildiğine, cebir ve tehdit olmadığından ancak dolandırıcılık ya da hırsızlık suçunun tartışılabileceğine, katılana herhangi bir zarar verilmeden katılan serbest bırakılmasına rağmen TCK’nın 110. maddesinin uygulanmadığına, katılanların zarar miktarının belirlenmesinden sonra zararın giderildiğine, ancak sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmadığına, sanığın beraatine karar verilmesine, olmadığı takdirde sanık hakkında tüm lehe hükümlerin uygulanmasını talep ettiklerine ve sanığın tahliyesine karar verilmesine yönelik olduğu belirlenerek anılan sebeplere yönelik yapılan incelemede;
I-Sanıklar hakkında nitelikli yağma suçundan kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanıklardan …’in tekerrüre esas alınan ve 10.09.2019 tarihinde kesinleşen … 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 16.07.2019 tarih, 2019/191 Esas ve 2019/385 Karar sayılı ilamına konu 5237 sayılı TCK’nın 106/1.c.1 maddesinde düzenlenen “vücut bütünlüğüne yönelik tehdit” suçunun, 02.12.2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 34. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK’nın 253. maddesi ve maddeye eklenen fıkraya göre uzlaştırma kapsamına alındığının anlaşılması karşısında, anılan hükme ilişkin uyarlama yargılaması yapılıp yapılmadığı araştırılarak sonucuna göre tekerrür hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
Oluş ve dosya içeriğine göre; olay tarihinde silahla, birden fazla kişi tarafından birlikte, konutta beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı nitelikli yağma suçunu gerçekleştiren sanıklar hakkında atılı suçun işlendiğinin sabit olduğu, somut olayda katılanların uğradığı zararın sanıklardan … tarafından karşılandığı ve tüm sanıklar hakkında 5237 sayılı TCK’nın 168/3. maddesinin uygulandığı, hükmolunan ceza miktarları itibariyle de TCK’nın 50 ve 51. maddeleri ile CMK’nın 231. maddesinin uygulanma şartlarının oluşmadığı, bu itibarla sanıklar hakkında nitelikli yağma suçundan kurulan hükümlerde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır.
Ayrıca dosyada CMK’nın 289. maddesinde sayılan hukuka kesin aykırılık hallerinin herhangi birinin varlığı da tespit edilememiştir.
Yapılan yargılamaya, dosya içeriğine göre, sanıklar …, … ve … hakkında nitelikli yağma suçundan kurulan hükümlerde ileri sürülen temyiz sebepleri yönünden bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, 5271 sayılı CMK’nın 302/1. maddesi uyarınca, sanıklar müdafiilerinin yerinde görülmeyen TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ ile tebliğnameye uygun olarak HÜKÜMLERİN ONANMASINA,
II-Sanıklar hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulu’nun takdiri ile Bölge Adliye Mahkemesi’nin kararına göre; suçun sanıklar tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-Olay günü, temyiz dışı sanık … aracılığıyla katılan …’in evden uzaklaşmasını sağlayan sanıklar … ve …’ın diğer sanık … ile birlikte katılanların evinin bulunduğu apartmana geldikleri, sanık …’in apartmana girmeyip dışarıda beklediği, sanıklar … ve …’ın ise katılanların evine gittikleri ve evde tek başına bulunan katılan …’in kapıyı açması sonrasında sanıkların kendilerini polis olarak tanıtıp evde arama yapacaklarını söyledikleri ve eve girdikleri, daha sonra sanık …’ın katılan …’in ellerini plastik kelepçe ile bağladığı, sesini çıkartması halinde koli bandı ile ağzını bantlayacağını söyleyerek astım hastası olan katılanı tehdit ettiği, ayrıca belinde bulunan tabancayı katılana gösterdiği, diğer sanık …’in ise bu arada evi aramaya başladığı, yaklaşık 150.000 TL değerindeki ziynet eşyalarını bulduğu, sanıkların evde yaklaşık bir saat boyunca kaldıkları, ziynet eşyalarını aldıktan sonra da katılan …’in ellerini çözerek evden ayrıldıkları olayda; temel cezanın bir miktar alt sınırdan uzaklaşılarak tayini yerinde ise de, 5237 sayılı TCK’nın 61. maddesindeki ölçütler ve aynı Kanun’un 3. maddesindeki “fiilin ağırlığı ile orantılı ceza verilmesi ilkesi” gereğince hakkaniyete aykırı biçimde kanunda öngörülen en üst sınırdan ceza tayini,
2-Sanıklardan …’in tekerrüre esas alınan ve 10.09.2019 tarihinde kesinleşen … 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 16.07.2019 tarih, 2019/191 Esas ve 2019/385 Karar sayılı ilamına konu 5237 sayılı TCK’nın 106/1.c.1 maddesinde düzenlenen “vücut bütünlüğüne yönelik tehdit” suçunun, 02.12.2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 34. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK’nın 253. maddesi ve maddeye eklenen fıkraya göre uzlaştırma kapsamına alındığının anlaşılması karşısında, anılan hükme ilişkin uyarlama yargılaması yapılıp yapılmadığı araştırılarak sonucuna göre tekerrür hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar …, … ve … müdafiilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan nedenlerle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, 5271 sayılı CMK’nın 304/2. maddesi uyarına yeniden incelenmek ve hüküm verilmek üzere dosyanın … 4. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine, 26.10.2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.