YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/5188
KARAR NO : 2021/10199
KARAR TARİHİ : 16.11.2021
MAHKEMESİ :İcra Ceza Mahkemesi
ŞİKAYETÇİ : …
SUÇ : Gerçeğe aykırı beyanda bulunmak
…
Yerel Mahkemece bozma üzerine verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
1 ) “Gerçeğe aykırı beyanda bulunmak” suçuna ilişkin olarak kurulan hükme yönelik yapılan incelemede;
Sanığın eyleminin 2004 sayılı İİK’nın 338. maddesi kapsamında olduğu, şikayet tarihinin 29/05/2013 tarihi olduğu, suçun gerektirdiği cezanın türü ve üst sınırına göre davanın 5237 sayılı TCK’nın 66/1-e ve 67. maddelerinde öngörülen 8 yıllık olağan zamanaşımı süresine tabi bulunduğu, zamanaşımını kesen herhangi bir hüküm ve işlem bulunmaması nedeniyle, 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin 29/05/2021 tarihinde inceleme sırasında gerçekleşmiş bulunduğunun anlaşılması,
Bozmayı gerektirmiş, şikayetçi vekilinin temyiz nedenleri ile tebliğnameye uygun olarak hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, aynı kanunun 322.maddesi uyarınca, sanık hakkındaki kamu davasının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 5271 Sayılı CMK’nın 223/8. maddesi uyarınca DÜŞÜRÜLMESİNE,
2-) Tazminata ilişkin olarak kurulan hükme yönelik yapılan incelemede;
Mahkemece her ne kadar tazminat talebi hakkında 2 haftalık kesin süre içinde başvurularak harcının ve masrafının karşılanması halinde mahkemenin hukuk esasına kaydedilip bu talep hakkında yargılamaya devam edilmesine dair karar verildiği anlaşılmış ise de;
HMK’nun 297/2. maddesi; “Hükmün sonuç kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir” hükmünü içermektedir.
Öte yandan, yargılamaya hakim olan ilkelerden sayılan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun ”Taleple Bağlılık İlkesi” başlıklı 26. maddesinin birinci fıkrasında; ”Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir” hükmüne yer verilmiştir.
Somut olayda, dava dilekçesinde alacaklı tarafından İİK’nun 338. Maddesi gereğince cezalandırma isteminin yanı sıra tazminata da hükmedilmesi talep edildiği halde, alacaklının bu istemi konusunda taleple bağlılık ilkesi gereği, mahkemece olumlu ya da olumsuz bir karar verilmeksizin harcın tamamlatılmasına dair süre verilmesine yönelik karar verilmesi doğru görülmemiş olup, mahkemece nispi harca tabi olan tazminat davası için birinci haciz ihbarnamesinde belirtilen borç miktarı üzerinden hesaplanacak nispi harcın hesaplanılarak, harcın ilgili tarafça tamamlanması hususunda ihtaratlı olarak iki haftalık kesin süre verilmesi gerektiği, ihtarata uygun hareket edilmemesi halinde, hangi hukuki sonuçla karşılaşılacağının belirtilerek, harcın tamamlanıp tamamlanması durumuna göre nihai bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde harcın ve masrafın karşılanması hususunda süre verilmesine dair hüküm kurulması,
Yasaya aykırı, şikayetçi vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan HÜKMÜN bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, 16/11/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
…