YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/33820
KARAR NO : 2021/10143
KARAR TARİHİ : 10.11.2021
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Bedelsiz senedi kullanma
HÜKÜM : Mahkumiyet
A) Sanığın yargılama konusu eyleminin, 5237 sayılı TCK’nin 155/1. maddesi kapsamında yer alan “Bedelsiz senedi kullanma” suçuna ilişkin olduğu ve bahse konu eylem yönünden öngörülen ceza miktarının “altı aydan iki yıla kadar hapis ve adli para cezası”na ilişkin olduğu anlaşılmakla; 17/10/2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesi ile yeniden düzenlenen 5271 sayılı CMK’nin 251/1. maddesine göre, “Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir” şeklindeki hükme, 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesinde yer alan geçici 5/1-d. maddesi ile “01/01/2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz” şeklinde sınırlama getirilmiş ise de, Anayasa Mahkemesi’nin, 19/08/2020 tarih ve 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 25/06/2020 tarihli, 2020/16 Esas ve 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile “…kovuşturma evresine geçilmiş…” ibaresine ilişkin esas incelemenin aynı bentte yer alan “…basit yargılama usulü…” yönünden Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği, böylece “kovuşturma evresine geçilmiş basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden iptal kararı” verildiği anlaşılmakla; her ne kadar Anayasa Mahkemesi kararları geriye yürümez ise de, CMK’de yapılan değişikliklerin derhal uygulanması ilkesi geçerli olsa da, iptal kararının sonuçları itibariyle Maddi Ceza Hukukuna ilişkin olduğu, zira CMK’nin 251/3. maddesinde “Basit yargılama usulü uygulanan dosyalarda sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir” şeklindeki düzenleme gereği maddi ceza hukuku anlamında sanık lehine sonuç doğurmaya elverişli olduğundan TCK’nin 7. ve CMK’nin 251. maddeleri uyarınca dosyanın “Basit Yargılama Usulü” yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
B) Sanığa yüklenen bedelsiz senedi kullanma suçu nedeniyle 5271 sayılı CMK’nin 2253 ve 254. maddeleri gereğince uzlaştırma işlemleri yapılmasında sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri zorunluluğu,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafisinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 10.11.2021 tarihinde Üye …’ın sanığın eyleminin basit yargılama ve uzlaştırma kapsamında kalmayan TCK 209/2 ve 158/1-d kapsamında düzenlenen suçları oluşturduğu, hükmün tüm yönleri ile incelenerek bozulması gerektiğine ilişkin değişik gerekçesi ile oy çokluğuyla karar verildi.
DEĞİŞİK GEREKÇE
Sayın çoğunluk ile aramızdaki görüş ayrılığı; sanığın eyleminin “Bedelsiz senedi kullanma” suçunu mu yoksa “Hukuka aykırı olarak elinde bulundurduğu senedi hukuki sonuç doğuracak şekilde doldurmak sureti ile sahtecilik ve Nitelikli dolandırıcılık” suçunu mu oluşturduğuna ve bununla bağlantılı olarak hükmün diğer yönleri ile incelenmesi gerekip gerekmediğine ilişkindir.
Bedelsiz Senedi Kullanma suçu: 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun156. Maddesinde “Bedelsiz kalmış bir senedi kullanan kimseye, şikâyet üzerine, altı aydan iki yıla kadar hapis ve adlî para cezası verilir” şeklinde düzenlenmiştir.
Buna göre, borçlusunca ödenmiş ve bir şekilde elde kalmış senedi, kısmen veya tamamen ödenmemiş gibi kullanan, örneğin ödenmesi için icraya başvuran veya başkasına devreden kimse cezalandırılmakta olup, senedin borçlusu tarafından kısmen veya tamamen ödenmiş olması suçun unsurlarındandır.
Burada suçun konusu bedelsiz kalmış senettir. Senet ise hukuki bir işlemi veya olayı belgelemek için yazılmış ,resmi makam tarafından onaylanmış veya kendisine karşı delil oluşturulan kimse tarafından imza edilmiş belgedir. Yazılı belgenin imzalayan aleyhine sonuç doğuracak olması yeterlidir.
Senedin fail lehine sonuç doğuracak şekilde işleme konulması ( İcra takibi, başkasına devretme , senedin bankaya verilmesi, ciro edilmesi, dava konusu yapılması, takas ve mahsuba konu edilmesi) ile suç tamamlanır.
Başlangıçtan itibaren belge vasfı taşıyan senet, üzerinde bir değişiklik veya ilave yapılarak işleme konursa artık bedelsiz senedi kullanma suçu değil, belgede sahtecilik suçu oluşur.
Hukuka aykırı olarak ele geçirilen imzalı kağıdı hukuki sonuç doğuracak şekilde doldurmak sureti ile sahtecilik suçu : 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 209/2. Maddesinde “İmzalı ve kısmen veya tamamen boş bir kağıdı hukuka aykırı olarak ele geçirip veya elde bulundurup da hukuki sonuç doğuracak şekilde dolduran kişi, belgede sahtecilik hükümlerine göre cezalandırılır.” şeklinde tanımlanıp yaptırıma bağlanmıştır.
Maddenin 1.fıkrasında fail; geri verilmek veya üzerinde kararlaştırılan bir hukuki işlemi yazmak üzere kendisine teslim edilen ve önceden imzalanan ve o anda belge niteliği de taşımayan kısmen veya tamamen boş kağıdı verilme nedeninden farklı bir şekilde doldurmakta,
2. Fıkrada düzenlenen “İmzalı ve kısmen veya tamamen boş bir kağıdı hukuka aykırı olarak ele geçirip veya elde bulundurup da hukuki sonuç doğuracak şekilde doldurma” eylemi yönünden ise imzalı boş kağıt faile iradi olarak verilmemekte, hukuki ilişkiye dayanan bir teslim bulunmamaktadır.
Özetle; fail imzalı boş kağıdı hukuka aykırı olarak elinde bulundurmakta, bertakrip ele geçirilen imzalı yazısız kağıt, imza sahibinin istek ve iradesi dışında doldurulmaktadır. (CGK-01.05.2001 -6/70-77 )
İmzalı kağıdın elde bulundurulmasını sağlayan neden sonradan ortadan kalkmış , kağıdın iadesi istenilmiş ve iade edilmemiş ise hukuka aykırı elde bulundurma söz konusu olur.
İmzalı boş kağıdın teslim edildiği kişinin zilyetlikten vazgeçerek kağıdı başkasına devretmesi ve devralan kişinin de kağıdı doldurması durumunda teslim alan kişi hukuka aykırı ele geçirmiş sayılır.
” imza sahibinin tevdi ettiği kişinin kağıdın zilyetliğinden vazgeçerek bunu yazdırması halinde kağıdın yeni zilyedi açısından “esasen kendisine tevdi ve teslim olunmayan kağıdı bertakrip (hukuka aykırı) ele geçirme” keyfiyetinin gerçekleşmiş olacağı, açığa imza atandan kağıdı alan sanığın eyleminin de “bertakrip ele geçiren failin” fiiline iştirak niteliğini kazanacağı,” (11.CD-23.01.2019-2018/6893- 2019/854)
Somut olay ve Kanaatimiz:
… Minübüsçüler Otobüsçüler Motorlu Taşıyıcılar Kooperatifi’nin 1998-2010 yılları arasında başkanlığını yapan temyiz dışı sanık …’ün Kooperatifin Başkanlığını yaptığı dönemde kooperatife üye olan katılanlar …, …, … ve diğer bir kısım üyelerden başka kooperatife gitmelerini engellemek amacıyla yalnızca bedel ve imza kısmı dolu diğer kısımları ise boş olan teminat senetleri aldığı, ancak Kooperatif Başkanlığını devrederken söz konusu senetleri iade etmeyip diğer sanık …’ya verdiği, sanık …’nun ise fiili ve hukuki sebebi belli olmaksızın ve nedenini açıklayamadan almış olduğu bu senetlerin diğer tüm kısımların doldurup, lehdar-alacaklı kısmına da kendi ismini yazmak sureti ile icra takibine koyduğu iddia ve kabul edilen olayda ;
Suça konu senetlerin,temyiz dışı sanık …’e başkanlığını yaptığı kooperatifin üyesi olan katılanlar tarafından güven ilişkisine dayalı olarak kısmen boş olarak verildiği, bunun haricinde katılanlar ile sanıklar arasında borç alacak ilişkisi veya senet verilmesini gerektiren herhangi bir hukuki olayın bulunmadığı, sanık …’nun ise fiili ve hukuki sebebi belli olmaksızın ve nedenini açıklayamadan almış olduğu bu senetlerin diğer tüm kısımlarını doldurup icra takibine koyduğu kabul edilmesine rağmen suçu vasfında hatalı değerlendirme yapılarak bedelsiz senedi kullanma suçundan mahkumiyet kararı verilirken bir yönden de eylem ikiye bölünerek “hukuka aykırı olarak ele geçirilen belgeyi hukuki sonuç doğuracak hale getirme(resmi belgede sahtecilik)” suçundan beraat kararı verilmesi yasaya aykırıdır.
Temyiz dışı sanık …’ün imza sahibi katılanlar tarafından güven ilişkisine dayanarak kendisine tevdi edilen kısmen dolu kısmen boş imzalı kağıtları diğer sanık …’ya devretmesi, …’nun da “esasen imza sahipleri katılanlar tarafından kendisine tevdi ve teslim olunmayan bu kağıtları diğer tüm kısımların doldurup, lehdar-alacaklı kısmına da kendi ismini yazmak sureti ile hukuki sonuç doğuracak bono vasfında düzenleyip icra takibine koyması eylemleri 52371 sayılı TCK’nin 209/2 maddesinde düzenlenen “Hukuka aykırı olarak ele geçirilen imzalı kağıdın hukuki sonuç doğuracak şekilde doldurmak sureti ile sahteçilik ” suçu ile 5237 sayıl TCK’nin 158/1-d maddesinde düzenlenen “Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Araç Olarak Kullanılması Suretiyle Dolandırıcılık” suçunu oluşturacaktır.
Öte yandan Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.12.2002 gün ve 293-417 sayılı kararında açıklandığı üzere eyleme ilişkin birden fazla vasıflandırmayı içeren hükmün de bir bütün halinde temyize konu olduğu kabul edilmeli ve “hukuka aykırı olarak ele geçirilen belgeyi hukuki sonuç doğuracak hale getirme(resmi belgede sahtecilik)” suçundan verilen beraat kararı da dahil olmak üzere hüküm tüm yönleri ile incelenmelidir.
Ancak hükmün yalnız sanık tarafından temyiz edilmiş olması nedeniyle 1412 sayılı CMUK’nun 326/son maddesi uyarınca cezanın tür ve miktarı yönünden kazanılmış hakkın korunmalıdır.
Kanaatimce; sanık …’nun eylemleri basit yargılama ve uzlaştırma kapsamında kalmayan 52371 sayılı TCK’nin 209/2 maddesinde düzenlenen “Hukuka aykırı olarak ele geçirilen imzalı kağıdın hukuki sonuç doğuracak şekilde doldurmak sureti ile sahteçilik ” suçu ile 5237 sayıl TCK’nin 158/1-d maddesinde düzenlenen “Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Araç Olarak Kullanılması Suretiyle Dolandırıcılık” suçunu oluşturduğundan hükmün tüm yönleri ile incelenmek sureti ile Bozulmasına karar verilmesi, CMK 251 maddesinde düzenlenen “Basit Yargılama Usulü”, 253 . maddesinde düzenlenen “Uzlaştırma İşlemleri” yapılmasına ilişkin bozma ve ayrıca bedelsiz senedi kullanma suçunda bedelinin ödendiğine ilişkin yazılı bir delile dayanmayan iddianın kabul edilmesinin kabule göre bozma olarak yazılması gerektiği düşüncesi ile sayın çoğunluğun hükmün diğer yönleri incelenmeksizin yalnızca “Basit Yargılama Usulü” ve “Uzlaştırma İşlemleri” uygulanması gerektiğine ilişkin bozma düşüncesine katılmıyorum.10.11.2021