Yargıtay Kararı 8. Ceza Dairesi 2020/16128 E. 2021/20675 K. 10.11.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/16128
KARAR NO : 2021/20675
KARAR TARİHİ : 10.11.2021

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Başkalarına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması
HÜKÜM : Mahkumiyet

Gereği görüşülüp düşünüldü:
Oluşa ve tüm dosya kapsamına göre sanık hakkında düzenlenen iddianamede; sanığın işlediği haksız eylem nedeniyle kendisi hakkında idari yaptırım uygulanmamasını sağlamak amacıyla müştekiye ait kimliği ve sürücü belgesini kullanması nedeniyle iftira suçunu işlediği iddia edilerek kamu davası açıldığı, sanığın 22.10.2015 tarihinde Babaeski ilçesinde parada sahtecilik suçundan yakalandığı sırada, kendisini … olarak tanıttığı olayla ilgili sanık hakkında Babaeski 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/877 Esas sayılı dava dosyasında kamu davası açıldığı, temyiz incelemesine konu iş bu dava dosyasına ilişkin yargılama konusunun sanığın, mağdur … Akkuş’un kimlik bilgileri ile trafik idari para cezası tutanağı düzenlettirmesi olduğu anlaşılmakla;
5237 sayılı TCK.nın 268/1. maddesinde düzenlenen başkalarına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma suçunun oluşabilmesi için işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılarak soruşturma ve kovuşturma işlemlerinin kimlik bilgileri verilen mağdur hakkında yapılmasına neden olunması gerekir. Bir adli soruşturma ya da kovuşturma işlemi olmaksızın kimlik bilgilerinin gizlenmesi amacıyla başkalarına ait kimlik bilgilerinin kullanılması ve verilen kimlik bilgilerine göre resmi belge düzenlenmesi halinde TCK.nın 206. maddesinde düzenlenen resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunma suçu, bir resmi belge düzenlenmemiş olması halinde 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 40/1. maddesinde düzenlenen kimliği bildirmeme kabahati oluşur.
Somut olayda; trafik uygulaması sırasında mağdura ait kimlik bilgilerini kullanılması suretiyle mağdur hakkında trafik ceza tutanağı düzenlenmesini sağlayan sanığın eyleminin TCK.nın 206. maddesinde düzenlenen resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunu oluşturacağı gözetilmeden suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması,
Suç vasfinın değiştiği gözetilerek,
Dairemizin 2020/2463 Esas sayılı dosyasında 01.10.2020 tarihli kararla, somut norm denetimi yoluyla iptal istemli başvuru üzerine Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 gün ve 2020/81 Esas, 2021/4 sayılı Kararı ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununa 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanunun 31. maddesiyle eklenen geçici 5. maddesinin “01.01.2020 tarihi itibariyle… hükme bağlanmış ve kesinleşmiş dosyalarda …. basit yargılama usulü uygulanmaz” bölümündeki “hükme bağlanmış” ibaresinin Anayasanın 38. maddesine aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir.
2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 38. maddesinde suçun kanuniliği ve cezanın kanuniliği güvence altına alınmıştır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 7/1. maddesinde de aynı güvencelere yer verilerek “lehe kanunun uygulanması ilkesi” benimsenmiştir.
Maddi ceza hukukuna ilişkin hükümler içeren basit yargılama usulünün “hükme bağlanmış dosyalarda” uygulanmasını engelleyen 5271 sayılı CMK.nın geçici 5. maddesinin (d) bendindeki “hükme bağlanmış” ibaresinin basit yargılama usulü yönünden Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesi nedeniyle temyiz davasına konu dosyalarda lehe hükümler içeren CMK.nın 251/3. maddesinin uygulanması imkanının doğması ve bu konuda mahkemesince yeniden değerlendirme yapılması zorunluluğu,
Kabul ve uygulamaya göre de;
a- Gerekçeli karar başlığında ve hüküm kısmında suç adının “başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması” yerine “iftira” olarak yazılması suretiyle CMK.nın 232/6. maddesine aykırı davranılması,
b- Sanık hakkında TCK.nın 267/1. maddesi gereğince hapis cezası tayini sırasında uygulamanın yasal dayanağı olan ”TCK.nın 268/1. maddesi delaletiyle” ibaresinin yazılmaması suretiyle CMK.nın 232/6. maddesine aykırı davranılması,
c- Sanık hakkında 5237 sayılı TCK.nın 269. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı tartışılması gerekirken uygulama yeri olmayan TCK.nın 269/4-b maddesi uyarınca sanığın cezasından indirim yapılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 10.11.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.