Yargıtay Kararı 13. Ceza Dairesi 2011/30295 E. 2012/9353 K. 17.04.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/30295
KARAR NO : 2012/9353
KARAR TARİHİ : 17.04.2012

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre; suçun sanık … tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- Sanıklar … ve …’in, yüklenen suçu işlediğine ilişkin diğer sanık …’ın soruşturma aşamasındaki suç atma niteliğinde kalan anlatımı dışında, hükümlülüklerine yeterli hukuka uygun, kuşkudan uzak, kesin, yeterli ve inandırıcı kanıt bulunmadığı gözetilmeden, beraatları yerine yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi,
2- Sanık …’ın ve kabule göre de diğer sanıkların hakkında;
a- 5237 sayılı TCK.nun 7/2 ve 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddesi uyarınca sanıklar yararına olan hükmün önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümlerinin olaya uygulanarak ortaya çıkacak sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağı gözetilip, anılan Yasanın 141 ve 142. maddelerinde tanımlanan hırsızlık suçu ile 765 sayılı TCK’nın 493/1-son, 522. (normal) maddelerinde yer alan suçun öğelerinin farklı olduğu; sanıkların eyleminin, 5237 sayılı TCK’nın 142/1-b, maddesine uyan hırsızlığın yanı sıra, aynı Yasanın 116/2, 119/1-c, 53 ve 151/1, 53. maddelerine uyan işyeri dokunulmazlığını bozma ve mala zarar verme suçlarını da oluşturduğu ve bu suçlar yönünden 5271 sayılı CMK’nın 253 ve 254. maddelerinde öngörülen uzlaşma hükümlerinin uygulanma olanağı değerlendirilip sonucuna göre, 765 sayılı TCK ile 5237 sayılı TCK’nın ilgili maddeleri uyarınca denetime olanak verecek şekilde ayrı ayrı uygulamalar yapılıp, cezalar belirlenip, sonuç cezaların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle lehe olan Yasanın belirlenmesi zorunluluğu,
b- Aralarında menfaat çatışması bulunan sanıkların ayrı müdafiler tarafından savunulması gerektiği halde, sanıklara Baro tarafından aynı avukatın müdafi olarak atanması, aynı avukatın sanıkların müdafii olarak oturuma katılıp esas hakkında savunma yapması suretiyle 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 38 ve 5271 sayılı CMK’nın 152. maddelerine aykırı davranılması,
c- Sanıklar hakkında 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesi ile uygulama yapılmaması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar …, … ve … müdafiinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 17.04.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.