Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2021/9795 E. 2021/9084 K. 16.09.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/9795
KARAR NO : 2021/9084
KARAR TARİHİ : 16.09.2021

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup,hükmün müdahil … vekili, müdahil … vekili ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Mahkemenin verdiği önceki karar Yargıtay tarafından bozulmuş olup, bozma ilamında özetle; ” yapılan araştırma ve incelemenin hüküm vermek için yeterli olmadığı açıklanarak, dava konusu taşınmazların tespitlerine esas tapu kayıtlarının getirtilerek revizyon durumlarının sorulması, daha sonra yöreyi iyi bilen yerel ve uzman bilirkişi, tutanak bilirkişilerinin tümü, taraf tanıklarının katılımıyla mahallinde yeniden keşif yapılması, keşifte davacı ve müdahillerin dayandığı tapu kayıtlarının mahalline uygulanıp kapsamlarının belirlenmesi, tapu kayıtlarının taşınmazları kısmen yada tamamen kapsamadığının anlaşılması halinde taşınmazların üzerindeki zilyetliğin başlandığı, süresi ve sürdürülüş biçimi hakkında yerel bilirkişi ve tanıklardan bilgi alınarak sonucuna göre karar verilmesi” gereğine değinilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, davanın kısmen kabulüne, çekişmeli 12 parselin doğu kısmında 26.12.1977 tarihli ve 1713 nolu komisyon kararına ekli fen bilirkişisi … tarafından hazırlanan krokide (A) harfi ile gösterilen ve Hazine adına tespit edilen 100.000 metrekarelik yere ilişkin tespitin iptali ile fen bilirkişisi İzzet Yıldız’ ın 06.11.2017 tarihli bilirkişi raporunda 12A-1 harfi ile gösterdiği 50.000 metrekarelik yerin müdahil … adına, aynı raporda 12A-2 harfi ile gösterdiği 50.000 metrekarelik yerin Maliye Hazinesi adına son parsel numarası verilmek suretiyle tapuya kayıt ve tesciline, çekişmeli 13 parselin kuzey kısmında 26.12.1977 tarihli ve 1713 nolu komisyon kararına ekli fen bilirkişisi … tarafından hazırlanan krokide (A) harfi ile gösterilen ve Hazine adına tespit edilen 200.000 metrekarelik yere ilişkin tespitin iptali ile fen bilirkişisi … ‘ ın 06.11.2017 tarihli bilirkişi raporunda 13A-1 harfi ile gösterdiği 50.000 metrekarelik yerin müdahil … adına, aynı raporda 13A-2 harfi ile gösterdiği 150.000 metrekarelik yerin Maliye Hazinesi adına son parsel numarası verilmek suretiyle tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, müdahil … vekili, müdahil … vekili ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, davacı ve müdahil tarafın dayandığı tapu kayıtlarının 8,9,10,11 ve 12 parsellere revizyon gördüğü ve tapu kayıtlarının gayrisabit sınırlı olduğu da belirtilerek dayanılan tapu kayıtlarının miktarından fazla yere uygulanması nedeniyle dava konusu taşınmazların dayanılan tapu kaydı kapsamında kalmadığı ve dava konusu taşınmazların bir kısmı üzerinde zilyetlikle kazanma koşullarının mevcut olduğu kabul kabul edilmek suretiyle, yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermek için yeterli bulunmamaktadır. Mahkemece Yargıtay bozma ilamına uyulduğuna göre, bozma ilamında işaret edilen hususların eksiksiz ve tam olarak yerine getirilmesi gerekir. Bozma ilamına uyulmakla, taraflar yararına usuli müktesep hak oluşacağı gibi bozma gereklerinin yerine getirilmesi bakımından mahkeme için de zorunluluk doğar. Mahkemece davacı tarafın dayandığı Mart 1932 tarihli ve 7, 16, 17 sıra numaralı tapu kayıtlarının tesisinden itibaren tüm tedavülleri, varsa haritaları ve tüm oluşum belgeleri, çekişmeli taşınmazı dıştan çevreleyen tüm komşu parsellerin kadastro tutanak suretleriyle dayanağı olan belgeler, dayanılan tapu kayıtlarının kadastro sırasında revizyon gördüğü taşınmazların bulunup bulunmadığı araştırılıp varsa bu taşınmazların kadastro tutanaklarının onaylı suretleri ile oluşmuş ise tapu kayıtlarının tamamı getirtilmediği gibi davacıların tutunduğu tapu kayıtları tüm tedavülleriyle birlikte getirtilerek mahallinde yöntemine uygun şekilde uygulanmak suretiyle kapsamları belirlenmemi ve ayrınca taşınmazın evveliyatını bilebilecek yaşta olmayan mahalli bilirkişiler dinlenerek hüküm kurulması cihetine gidilmiştir. Bu şekilde eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulamaz.
Hal böyle olunca; doğru sonuca varılabilmesi için Mahkemece öncelikle, dava konusu taşınmazlara ait en eski ve yeni tarihli ortofoto ve uydu fotoğrafları ile Harita Genel Müdürlüğü web sitesinin harita sorgulama sayfasına girilerek, taşınmazların bulunduğu köyü/ mahalleyi kapsayacak şekilde hangi yıllara ait hava fotoğrafı bulunduğu araştırılıp belirlenmek ve (denetimin sağlanması bakımından) ilgili sayfanın çıktısı dosya arasına konulmak suretiyle, buradan elde edilen verilere göre tespit tarihinden 15-20-25 yıl öncesine ilişkin farklı dönemlerde çekilmiş stereoskopik hava fotoğraflarının en az üç tanesi tarihleri açıkça yazılmak suretiyle Harita Genel Müdürlüğü’nden getirtilerek dosya arasına konulmalı; davacı ve müdahillerin dayandığı yukarıda anılan tapu kayıtları tesisinden itibaren tüm tedavülleri ile birlikte Tapu Müdürlüğünden getirtilmeli; dayanılan tapu kayıtlarının dava dışı başka taşınmaz yada taşınmazlara revizyon görüp görmediği Tapu ve Kadastro Müdürlüğünden ayrı ayrı sorulmak suretiyle belirlenmeli; özellikle davacı ve katılanların dayandığı Mart 1932 tarihli ve 7, 16 ve 17 sıra numaralı tapu kayıtlarının dava dışı 8, 9 ve 11 parsel sayılı taşınmazlara, Nisan 1334 tarihli ve 25 sıra numaralı sicilden gelen K.Sani 1340 tarihli ve 46 sıralı ve sözü edilen kayıttan tedavül eden Mart 1972 tarihli ve 9 sıralı tapu kayıtlarının ise dava dışı 4 ila 7, 14 ila 18 ve 20 ila 27 parsel sayılı taşınmazlara revizyon gördüğü dikkate alınarak davacı ve müdahillerin tutunduğu tapu kayıtlarının sözü edilen taşınmazlar dışında kalan başka taşınmaz yada taşınmazlara revizyon görüp görmediği Tapu ve Kadastro Müdürlüklerinden ayrı ayrı sorulup saptanmalı; bundan sonra dava konusu taşınmazlar ile dayanılan tapu kayıtlarının revizyon gördüğü dava dışı taşınmazlar ve bu taşınmazlara dıştan komşu taşınmazları da bir arada gösterecek şekilde geniş kapsamlı birleşik harita kadastro müdürlüğünden getirtilmeli; bundan sonra dıştan komşu taşınmazların tespit tutanakları ve dayanakları kayıtlar davalı iseler dava dosyaları getirtilmeli; dayanılan tapu kayıtlarının dava dışı başka taşınmazlara revizyon gördüğü dikkate alınmalı; davalı olduğu saptandığı takdirde dava dosyalarının birleştirtilmesi düşünülmeli; dayanılan tapu kaydının geldisi olan Nisan 1334 tarih 105 sıra numaralı tapu kaydında yüzölçümünün 450 dönüme çıkarıldığı dikkate alınarak, sözü edilen tapu kaydındaki yüzölçüm artmasının haklı hukuksal bir neden dayanıp dayanmadığı üzerinde durulmalı; ardından mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler ve taraf tanıkları ile üç kişilik ziraat bilirkişi kurulu, jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi ve teknik bilirkişinin katılımı ile keşif yapılmalı ve yapılacak bu keşifte, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 20. maddesi hükmü uyarınca tarafların dayandığı tapu kaydının dayanağı harita mevcut ise, yerel bilirkişi yardımı ve uzman teknik bilirkişi eliyle yöntemince yerine uygulanmalı, uygulama yapılırken haritası bulunan kayıtlarının kapsamlarının öncelikle haritasına göre belirlenmesi gerektiği gözetilmeli, haritası bulunmayan kayıtlardaki sınırların tespiti bakımından mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarına başvurulmalı; kayıtlarda yazılı hudutlar yerel bilirkişilere zeminde göstertilmeli, kayıtlarda yazılı olup yerel bilirkişilerce zeminde gösterilemeyen hudutların tespiti için taraflara tanık dinletme imkanı sağlanmalı, yerel bilirkişi ve tanıkların kayıtların uygulanması hususundaki beyanları, komşu ve yakın komşu parsel tutanakları ve dayanakları kayıtlarla denetlenmeli; bu kapsamda özellikle tapu kaydında tarif edilen şahısların yerleri olarak gösterilen taşınmazların tutanak ve dayanakları getirtilerek bu belgelerden yararlanılmalı; teknik bilirkişiden, tapu kaydının varsa revizyon gördüğü parsellerin de dikkate alındığı, komşu parsellerin dayanağı kayıtların dava konusu taşınmazlar yönünü ne okuduğunun belirlendiği ve kroki üzerinde işaretlenmek suretiyle tapu kaydının sınır denetiminin yapıldığı ve kaydın kapsamının kesin olarak gösterildiği keşfi izlemeye imkan veren, ayrıntılı ve gerekçeli rapor ve kroki alınmalı; tapu kaydının haritasının bulunmaması ya da uygulama kabiletinin bulunmaması ve hudutlarında tarif edilen sınır yerlerinin belirlenmesi halinde, sınırları itibari ile gayri sabit sınırlı olması nedeni ile, tapu kaydına sabit sınırlardan başlanarak kapsam tayin edilmesi gerektiği düşünülmeli, bu yolla tapu kaydının çekişmeli taşınmazları kapsayıp kapsamadığı duraksamasız belirlenmeli; taşınmazların tümünün ya da bir kısmının tapu kaydının kapsamı dışında kalması veya dayanılan tapu kayıtlarının dava dışı parsellere miktarından fazla revizyon gördüğünün anlaşılması halinde, yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazların öncesinin ne olduğu, kim tarafından, hangi tarihten beri, ne şekilde kullanıldığı, taşınmazlarda imar – ihya yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığı hususlarında olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı; yerel bilirkişi ve tanık sözleri arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle yöntemince giderilmeli; tespite aykırı sonuca ulaşılması halinde tüm tespit bilirkişileri tanık sıfatıyla taşınmaz başında dinlenilmeli; ziraatçi bilirkişi kurulundan, taşınmazların toprak yapısını ve niteliğini, zirai durumunu, üzerinde sürdürülen zilyetliğin şeklini ve süresini, taşınmazların üzerindeki bitki örtüsünü, taşınmazların imar- ihyaya konu olabilecek yerlerden olmaları halinde imar-ihyaya konu olmaya başladıkları ve imar-ihyanın tamamlandığı tarihi bildirir, komşu parsellerle karşılaştırmalı değerlendirmeyi ve taşınmazın değişik yönlerden çekilmiş fotoğraflarını da içerir ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişiden ise yukarıda belirtilen tarihlerde çekilmiş stereoskopik üç adet hava fotoğrafının stereoskop aletiyle incelenmesi neticesinde, taşınmazların sınırlarını ve niteliğini, taşınmazlarda imar-ihya tamamlanmış ise tamamlandığı tarih ile üzerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıcını, şeklini ve süresini belirtir şekilde rapor alınmalı; ayrıca davacı ve müdahiller adına aynı kadastro çalışma bölgesi içerisinde senetsizden zilyetliğe dayalı olarak tescil edilen taşınmaz bulunup bulunmadığı Adliye Yazı İşleri Müdürlüğü, Kadastro ve Tapu Müdürlüklerinden ayrı ayrı sorularak varsa bu şekilde tespit edilen taşınmazların kadastro tespitlerinin kesinleşme durumlarını da gösterir biçimde tespit tutanaklarının onaylı örnekleri, kesinleşmiş olanların kadastro sonucu oluşan tapu kayıtları getirtilerek dosyasına konulmalı ve bundan sonra da toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Mahkemece, bu yönler göz ardı edilerek, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi isabetsiz olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda anılan nedenlerle, müdahil … vekili, müdahil … vekili ile davalı hazine vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK’un 440/I. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 16.09.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.