YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/18928
KARAR NO : 2012/10504
KARAR TARİHİ : 07.05.2012
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlığa teşebbüs ve bu suça iştirak
HÜKÜM : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Sanık …’nün yakınana ait aracı durdurup hastasının olduğunu söyleyerek yakınanı oyaladığı esnada diğer sanık …’ın aracın kapısını açarak arka koltuğa binip yakınana hissettirmeden pantolonunun cebinde bulunan 1.150.00 TL’yi aldıktan sonra her iki sanığın yakınanın yanından uzaklaşarak minibüse bindiği, yakınanın parasının alındığını anladığı ve önce sanıkların bindiği minibüsü sonra da ticari taksiyi takibe başladığı fakat ticari taksiyi gözden kaybettiği, sanıkların polisler tarafından öncesinde ihbarda bulunulduğu için kesintisiz takip olmaksızın yakalandığı, buna göre sanıkların eylemi birlikte gerçekleştirdiğinin anlaşılması karşısında sanık … hakkında diğer sanık …’a yardım ettiğinden bahisle cezasından 5237 sayılı TCK’nın 39. maddesi uyarınca indirim yapılması, eylem tamamlanmış olmasına rağmen kalkışma aşamasında kaldığının kabulü ile aynı yasanın 35. maddesinin uygulanması, sanık …’ın rızai iadesi olmamasına rağmen her iki sanık hakkında aynı yasanın 168. maddesi gereği cezalarından indirim yapılması ve sanık …’nün adli sicil kaydında tekerrüre esas ilamı bulunduğu halde TCK’nın 58. maddesinden uygulama yapılmaması aleyhe temyiz olmadığından, dosya içinde bulunan nüfus kaydına göre, sanıkların baba adı … olduğu halde karar başlığında yazılı şekilde gösterilmesi ise yerinde düzeltilebilir yazım hatası olarak görüldüğünden bozma nedeni yapılmamıştır.
Sanıklar hakkında 5237 sayılı TCK’nın 35. ve 168. maddelerinin ve sanık … hakkında aynı Yasanın 39. maddesinin uygulanmaması halinde 3 yıl hapis cezasına hükmedilmesi gerektiğinden, 08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasanın 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nun 231. maddesindeki hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanma olanağı bulunmadığı anlaşılmakla yapılan incelemede;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun sanıklar tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak,
5237 sayılı TCK’nın 53/1. maddesinin (c) fıkrasındaki, kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından yoksunluğun koşullu salıverme tarihine kadar süreceğinin gözetilmemesi suretiyle aynı maddenin üçüncü fıkrasına aykırı davranılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar … ve … müdafiinin temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla 1412 sayılı CMUK’nun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasından 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölüm çıkarılarak, yerine ‘‘53/1. maddesinde belirtilen ve 53/3. maddesindeki kendi alt soyları üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri dışındaki haklardan sanıkların mahkum olduğu hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar; 53/3. maddesi gözetilerek 53/1-c maddesi uyarınca kendi alt soyları üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ise koşullu salıverilme tarihine kadar yoksun bırakılmalarına’’ cümlesinin eklenmesi suretiyle, eleştiri dışında diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 07.05.2012 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.