Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2021/18400 E. 2021/5855 K. 30.09.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/18400
KARAR NO : 2021/5855
KARAR TARİHİ : 30.09.2021

MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi

Davacı Otoyol Yatırım ve İşletme A.Ş vekili Av…. tarafından, davalı … aleyhine 01/08/2019 gününde verilen dilekçe ile itirazın iptali istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; yetkili icra dairesinde takip başlatılmadığından dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddine dair verilen 24/12/2019 günlü karara yönelik Adalet Bakanlığı tarafından Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü tarafından kanun yararına bozma talep edilmesi üzerine dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
KARAR
Davacı vekili, davalıya ait aracın, müvekkili şirketin işlettiği otoyoldan ihlalli geçişi nedeniyle geçiş ücreti ve geçiş ücretinin 4 katı tutarındaki ceza tutarı toplamından ibaret alacağın tahsili amacıyla … 32. İcra Müdürlüğünün 2019/3479 sayılı dosyasından başlattıkları ilamsız takibe davalı/borçlu tarafından yetkiye ve borca itiraz edilmesi nedeniyle takibin durdurulmasına karar verildiğini belirterek vaki itirazın iptali ile takibin devamına ve davalının yüzde kırktan aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 6. maddesine göre genel yetkili mahkemenin davalının yerleşim yeri mahkemesi olduğu, ayrıca 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 73. maddesinin 5. fıkrası uyarınca tüketici davalarının tüketicinin ikametgahı mahkemesinde de açılabileceği, otoyol geçiş ihlalinden kaynaklı alacağın varlığının öncelikle sözleşmenin mevcudiyeti, daha sonra da davacının edimini yerine getirip getirmediğinin tespitinden sonra belirleneceği, dolayısıyla davanın konusunun münhasıran para borcuna ilişkin olmadığı, aksi halde tüm borç ilişkilerinden doğan borçların para borcu olduğu şeklinde bir sonuca ulaşılacağı, bu nedenle 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 89. maddesinin 1. fıkrasında düzenlenen yetki kuralının uygulanamayacağı, davalının … olan yerleşim yeri itibariyle usulüne uygun olarak yapılmış bir icra takibi bulunmadığı, itirazın iptali davasının görülebilmesi için yetkili icra dairesinde takip yapılması gerektiği gerekçesiyle, dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine kesin olarak karar verilmiştir.
Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir. Adalet Bakanlığı, kararın kanun yararına bozulmasını istemiştir.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun yetkiyi düzenleyen 50. maddesinin 1. fıkrasına göre, para ve teminat borçlarına dair icra takiplerinde yetkili icra dairesi, 6100 sayılı HMK’nın yetkiye dair hükümleri kıyas yoluyla uygulanmak suretiyle belirlenir. 6100 sayılı Kanun’un 6. maddesine göre genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın
açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir. Aynı Kanun’un “Sözleşmelerden doğan davalarda yetki” başlıklı 10. maddesinde ise sözleşmeden doğan davalar için, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinin de yetkili olduğu belirtilmiştir ki bu hüküm de özel yetkiye ilişkin bir düzenlemedir. Sözleşmenin yerine getirileceği yerin tarafların açık veya örtülü olarak belirlenmediği durumlarda, şayet borç bir para borcu ise sözleşmenin ifa edileceği yer 6098 sayılı Kanun’un 89. maddesine göre belirlenecektir. Bu maddeye göre, borç bir miktar paradan ibaret ise ödeme, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde yapılır. Para borçları kural olarak götürülecek borçlardandır. Aynı zamanda para borcunun kaynağı önemli değildir. Para borcunun kaynağı, sözleşme olabileceği gibi, haksız eylem veya sebepsiz zenginleşme veya başka bir neden de olabilir. Bu durumda, 6098 sayılı Kanun’un 89. maddesi uyarınca bir para borcunun alacaklısının kendi yerleşim yerinde dava açmasında (veya 2004 sayılı Kanun’un 50. maddesi belirlemesiyle icra takibi başlatmasında) bir usulsüz bulunmamaktadır. Diğer taraftan 6502 sayılı Kanun’un 73. maddesinin 5. fıkrasındaki yetki kuralı ise kesin yetki kuralı olmayıp, tüketiciye tanınmış seçimlik yetki kuralıdır.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; eldeki itirazın iptali davasına konu alacağın, davacı şirket tarafından işletilen otoyoldan davalının yaptığı iddia edilen ihlalli geçişten kaynaklı para alacağı olduğu anlaşılmaktadır. Takip, davacı/alacaklının seçimine göre hem genel ve hem de özel yetkili mahkemede açılabilir. Davanın dayanağı icra takibine konu para alacağı olup, talep edilen borç 6098 sayılı TBK’nun 89. maddesi uyarınca götürülecek borçlardandır. Davacının yerleşim yeri … olup, borcun ifa edileceği yer itibariyle … icra dairesi de yetkili olduğundan, davalının yetki itirazının reddi ile taraf delillerinin toplanıp işin esasına girilerek sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde yetkisiz icra dairesinde takip yapılması nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olduğundan, Adalet Bakanlığının kanun yararına temyiz isteminin kabulüne karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda gösterilen nedenle, Adalet Bakanlığının kanun yararına temyiz isteminin kabulü ile 6100 sayılı HMK’nın 363. maddesi uyarınca … 9. Tüketici Mahkemesinin 24/12/2019 günlü 2019/286 esas ve 2019/317 karar sayılı hükmünün, hukuki sonuçlarına etkili olmamak kaydı ile kanun yararına BOZULMASINA, dosyanın gereği yapılmak üzere Adalet Bakanlığı’na gönderilmesine 30/09/2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.