YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/10465
KARAR NO : 2021/8832
KARAR TARİHİ : 19.10.2021
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Sahte fatura düzenleme
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
I- Sanık … hakkında 2009 takvim yılında sahte fatura düzenleme suçundan verilen hükmün temyiz incelemesinde
Sanığa yüklenen “ 2009 takvim yılında sahte fatura düzenleme ” suçunun Kanundaki cezasının türü ve üst sınırına göre, 5237 sayılı TCK’nin 66/1-e ve 67/4. maddelerinde öngörülen olağanüstü dava zamanaşımının, 20.01.2009- 01.04.2009 tarihleri arası olarak iddianemede sınırlandırılan suç tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği ve bu itibarla sanık …’nın temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, diğer yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA; ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta, aynı Kanun’un 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan, sanık hakkındaki kamu davasının gerçekleşen olağanüstü dava zamanaşımı nedeniyle 5271 sayılı CMK’nin 223/8. maddesi uyarınca DÜŞMESİNE,
II- Sanık … hakkında 2009- 2010 takvim yıllarında sahte fatura düzenleme suçundan verilen hükümlerin temyiz incelemesinde
Sanığın yokluğunda verilen hükmün, sorgusunda bildirdiği bilinen en son adresine tebliğe çıkartıldığı, tebliğ yapılmaması üzerine bilinen adreslerinden birine daha tebligat yapıldığı, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 10/2. maddesine göre bilinen en son adreste tebligat yapılamaması halinde, muhatabın adres kayıt sisteminde yer alan adresi araştırılarak buraya tebligat yapılması, bunun da bulunmaması halinde, kendisine daha önce kanuni usullere göre tebligat yapılmış olması şartı ile aynı adrese anılan yasanın 35. maddesine göre tebligat yapılması, daha önce kendisine tebligat yapılan adresin de olmaması halinde ise, adres araştırması ile yeni adres tespitine çalışılıp, bulunamaması halinde ilanen tebligat yapılması gerektiği gözetildiğinde, sanığın yokluğunda verilen mahkumiyet hükmünün 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 28. maddesine göre yapılan ilanen tebliğ işleminin usulsüz olduğu anlaşıldığından, sanığın 07.07.2014 tarihli temyiz talebinin süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede:
Sanık hakkında “ 209-2010 takvim yılında sahte fatura düzenleme“ suçundan açılan kamu davasında; sanığın savunmasında, “15 gün bir iş yerinde temizlik işleri yaptığı telefona baktığını iş yerinde kimsenin bulunmadığı, … … isimli kişinin kendisini notere götürdüğünü ne derlerse tamam diyeceğini söylediği, burada kendisine bir kağıt imzaladığı,
…’ın kendisini tehdit etmesi nedeniyle vergi dairesine giderek olanları söyleyemediğini, sahte fatura düzenlenmesi konusunda bilgisinin bulunmadığını beyan etmesi, sanık …’nın savunmasında … isimli kişinin kendisini şirkete ortak ve müdür yaptığını karşılığında para verdiğini bildirmesi karşısında, maddi gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek biçimde belirlenmesi bakımından;
1) 2009-2010 takvim yıllarında Ba-Bs formlarının incelenmesinde 2009 takvim yılında mükelleften 12.559.170 TL, 2010 takvim yılında 1.862.326 TL miktarlı mal aldıklarının beyan edildiğinin tespit edilmesi karşısında; sahte fatura düzenleme suçunda suç tarihi, düzenlen son fatura tarihi olup; suça konu faturaların tarihlerinin ve mükelleften mal aldıklarına dair verilen Bs beyannamelerinin hangi aylara ilişkin oldukları tespit edilerek zamanaşımı hürkümleri uygulanmasına esas olmak üzere duraksamaya yer vermeyecek şekilde suç tarihinin belirlenmesi,
2)Temin edilecek faturaların sanığa gösterilerek yazı ve imzaların kendisine ait olup olmadığının sorulması, kendisine ait olmadığını ve … …’a ait olduğunu söylemesi halinde; ismi bildirilen kişinin açık kimlik ve adres bilgilerinin tespiti ile tanık olarak çağrılması, duruşmada çekinme hakkı hatırlatıldıktan sonra faturalar gösterilerek yazı ve imzaların kendisine ait olup olmadığının sorulması,
3) … …’ın da faturalardaki yazı ve imzaların kendisine ait olmadığını söylemesi halinde sanık bu kişinin temin edilecek yazı ve imza örnekleri ile faturalardaki yazı ve imzaların kime ait olduğu hususunda bilirkişi incelemesi yaptırılması,
4)Faturalardaki yazı ve imzaların sanığa ya da … …’a ait olmadığının anlaşılması halinde ise;
a)Faturaları kullandığı belirlenen mükellefler hakkında karşıt inceleme raporu düzenlenip düzenlenmediğinin ilgili vergi dairesinden sorulması, düzenlenmiş ise onaylı örneklerinin getirtilmesi,
b)Aynı mükellefler hakkında dava açılıp açılmadığının araştırılması, dava açılmış ise dosyalarının getirtilip incelenerek ilgili belgelerin onaylı örneklerinin dosyaya alınması,
c)Faturaları kullanan şirket yetkilileri veya kişilerin tanık sıfatıyla duruşmaya çağrılarak CMK’nin 48. maddesi uyarınca çekinme hakları hatırlatıldıktan sonra sözü edilen faturaları hangi hukuki ilişkiye dayanarak kimden aldıkları, sanığı tanıyıp tanımadıkları ve faturaların düzenlenmesi konusunda sanığın bir iştiraki bulunup bulunmadığının sorulması,
Sonucuna göre tüm deliller birlikte tartışılarak sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme ile mahkûmiyet hükmü kurulması yasaya aykırı,
5)Kabule göre de; 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık …’nın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca hükümlerin BOZULMASINA, 19.10.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.