YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/8165
KARAR NO : 2021/21110
KARAR TARİHİ : 17.11.2021
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : 6136 sayılı Yasaya aykırılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Sanık müdafinin, sanığın bilinen son adresine tebligatın yapılamaması nedeniyle Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesi gereği MERNİS adresine tebligat yapılması gerektiği gözetilmeden, aynı kanunun 35. maddesi gereği yapılan tebligat hukuka aykırı olduğundan bahisle talep ettiği eski hale getirme ve birlikte yaptığı temyiz başvurusu hakkında karar verme yetkisinin 5271 sayılı CMK’nın 42/1. maddesine göre hükmü temyizen incelemekle görevli Yargıtay’a ait olduğu ve temyiz isteminin reddine ilişkin 11.05.2016 tarihli ek kararın hukuki değerden yoksun olduğu anlaşılmakla; yokluğunda verilen kararın sanığa usulüne uygun tebliğ edilmediği, bu sebeple öğrenme üzerine yapılan temyiz isteminin süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 20.11.2020 tarih, 2019/2 Esas ve 2020/3 sayılı kararında da vurgulandığı üzere;
7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 10/2. maddesinin, “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsendiği, muhatabın bilinen en son adresine çıkartılan tebligatın iade edilmesi ve adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresinin bilinen adresten farklı olması hâlinde; adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine “MERNİS adresi” şerhi verilerek Tebligat Kanunu‘nun 21/2. maddesi uyarınca doğrudan tebligat çıkartılması yeterli olup, öncelikle bu adrese normal bir tebligat çıkartılması gerekmemektedir.
5271 sayılı CMK’nın 231/8. maddesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilmesi halinde sanığın beş yıl süreyle denetim süresine tâbi tutulacağı belirtilmiş olup, bu denetim süresi hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının usulüne uygun olarak kesinleşmesi üzerine başlamaktadır.
İncelemeye konu uyuşmazlıkta, sanık hakkında 31.12.2012 tarihli karar ile 6136 sayılı Yasaya muhalefet suçundan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, sanığın yokluğunda verilen bu kararın bilinen son adresi olan, ”…” adresine tebliğ edilmeden, doğrudan sanığın MERNİS adresine tebliğ edilerek kesinleştirildiği, sanığın bilinen son adresine tebligat yapılmadan, doğrudan MERNİS adresine yapılan tebligatın usule aykırı olduğu, bu nedenle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın kesinleştiğinden bahsedilemeyeceği, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 04.10.2018 tarihli ve 2017/8-952 Esas, 2018/403 sayılı kararında da açıklandığı üzere; verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleşmemesi nedeniyle zamanaşımının durmayacağı ve denetim süresinin başlamayacağı, denetim süresi başlamadığı için de denetim süresi içerisinde kasıtlı bir suç işlendiğinden bahsedilemeyeceği, açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanma koşullarının bulunmadığı cihetle, yerel mahkemece verilen hükmün açıklanmasına ilişkin kararın hukuki değerden yoksun olduğu, bu nedenle dava zamanaşımını kesen son işlemin, sanığın 15.11.2012 tarihli sorgusunun olduğu ve 5237 sayılı TCK’nın 66/1-e, maddesinde öngörülen 8 yıllık olağan dava zamanaşımının sorgu tarihinden inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmakla; sanık ve müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden sair yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta anılan Yasanın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan sanık hakkında açılan kamu davasının gerçekleşen dava zamanaşımı nedeniyle 5237 sayılı TCK’nın 66/1-e ve CMK’nın 223/8. maddeleri gözetilerek DÜŞÜRÜLMESİNE, adli emanetin 2012/4306 sırasında kayıtlı tabanca ve şarjörün TCK’nın 54/4. maddesi uyarınca müsaderesine, 17.11.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.