YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/9949
KARAR NO : 2021/10956
KARAR TARİHİ : 04.11.2021
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonucunda Mahkemece verilen davanın kısmen kabulüne ilişkin hükmün davalı Hazine vekili, davalı … ve davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 24.12.2020 tarihli ve 2016/9714 Esas, 2020/6348 Karar sayılı ilamı ile bozulmasına karar verilmiş olup, davacılar … ve arkadaşları vekili tarafından süresinde kararın düzeltilmesi istenmiş olmakla; dosya incelendi,gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, … İlçesi … Köyü çalışma alanında bulunan 101 ada 10 parsel sayılı 7400 metrekare ve 134 ada 28 parsel sayılı 5250 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduklarından söz edilerek, malik haneleri açık bırakılmak suretiyle tespit edilmişlerdir.
Davacı … Motorlu Araçlar ve … San. Tic. A.Ş. tarafından, davalılar Hazine ile … Köyü Tüzel Kişiliği aleyhine Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan tescil davası, davaya konu olan parseller hakkında tutanak düzenlenmiş olması nedeniyle Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. Yargılama sırasında müdahil … , tapu kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak; müdahil … ve arkadaşları ise, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak davaya katılmışlardır.
Kadastro Mahkemesinde, çekişmeli parsel tutanakları ile aktarılan dava dosyası birleştirilerek yapılan yargılama sonunda, davacı … Motorlu Araçlar ve … San. Tic. A.Ş. tarafından açılan davanın reddine, müdahil … ’in açtığı davanın feragat nedeniyle reddine, müdahil … ve arkadaşlarının açtığı davanın kabulüne, çekişmeli taşınmazların tutanaklarının diğer hanelerindeki kayıt ve tespitler aynı kalmak üzere Mudanya Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 1992/387 Esas, 1992/358 Karar sayılı veraset ilamındaki payları oranında … ve arkadaşları adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili, davalı … vekili, davalı … vekili tarafından temyiz edilmekle, Yargıtay (kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 24.12.2020 tarihli ve 2016/9794 Esas, 2020/6348 Karar sayılı ilamıyla, “Mahkemece, çekişmeli taşınmazlar üzerinde, … mirasçıları olan müdahil … ve arkadaşları lehine zilyetlikle edinim koşullarının oluştuğu gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, aktarılan dava dosyasının aslının dosya arasına alınmadığı, aktarılan davanın kapsamının kesin olarak belirlenmediği, çekişmeli 101 ada 10 parsel sayılı taşınmazın sınırında dere olduğu gözlemlenmesine rağmen, taşınmazın niteliği itibariyle dere yatağı vasfında olup olmadığı, dere yatağından kazanılıp kazanılmadığı ya da derenin aktif etki alanında bulunup bulunmadığı hususunda jeolog bilirkişiden rapor alınmadığı, uyuşmazlığın çözümünde hava fotoğraflarından yararlanılmadığı ve tek ziraatçi bilirkişi tarafından hazırlanan, taşınmazın niteliğine, imar-ihyasının tamamlanıp tamamlanmadığına, üzerinde sürdürülen zilyetliğin şekline ve süresine ilişkin somut verilere dayalı bilgiler içermeyen, bu konularda kanaat vermekten uzak zirai raporla yetinildiği belirtilerek, belirtilen hususlarda araştırma yapılması” gereğine değinilerek bozulmuş, bozma ilamına karşı davacılar vekili tarafından karar düzeltme isteminde bulunulmuştur.
Davacıların murisleri tarafından sınırları belirtilmek suretiyle 2 taşınmaz hakkında tescil davası açıldığı, komşu taşınmazlara ait bir kısım dava dosyalarının eldeki dosyanın ekinde bulunduğu ve tescil davasına ait dosya aslının da bu hüküm dosyaları arasında bulunduğu ve dava dilekçesinde, tescile istemine konu edilen taşınmazların, sınırlarında komşu maliklerin isimleri yazılarak belirtildiği, kadastro mahkemesince yapılan keşif sonucunda tescili istenen taşınmazların haklarında tespit tutanağı düzenlenen 101 ada 10 ve 134 ada 28 parseller olduğu hususunda tereddüt bulunmadığı anlaşılmaktadır. Her ne kadar keşif mahallinde mahkeme hakimi tarafından yapılan gözlemde, 101 ada 10 parselin sınırında sığ bir dere olup devamında tarla olduğu olduğu zapta geçirilmiş ise de, fen bilirkişisi tarafından taşınmazın geniş çevresini de gösterir şekilde haritasının sunulduğu, taşınmazların sınırında ya da yakın çevresinde dere gösterilmediği gibi, müzakere sırasında incelenen uydu fotoğraflarında da yakın çevrede dere bulunmadığı ve taşınmazın tarım arazileriyle çevrili olduğu gözlemlenmiştir.
Mahallinde yapılan keşif sonucu ziraatçi bilirkişi tarafından düzenlenen raporda, taşınmazların 60-90 cm toprak derinliğinde, % 3-8 arasında değişen eğimli olup, sınırlarının sabit olduğu, komşu parseller ile toprak yapısı bakımından bütünlük arz ettiği, yapılan tarımsal faaliyetler neticesinde jeolojik horizonların tamamen karıştığı, tekstürü, organik madde ve toprak rengi itibariyle taşınmaz üzerinde uzun yıllardır tarım yapıldığı bildirilmiş, rapor ekinde taşınmazların değişik yönlerden çekilmiş renkli fotoğrafları eklenmiştir.
Diğer yandan çekişmeli taşınmazların ve komşu taşınmazların 1937 tarihli vergi kayıtlarına dayalı olarak tespitlerinin yapıldığı, keşifte bu kayıtların uygulandığı, fen bilirkişisi tarafından düzenlenen raporda, vergi kayıtlarının harita üzerinde gösterildiği, çekişmeli taşınmazlara ait vergi kayıtlarının komşu taşınmazların maliklerini okuduğu gibi, komşu taşınmazların vergi kayıtlarının da dava konusu taşınmazların maliki olarak davacının bayiini okuduğu anlaşılmaktadır.
Orman bilirkişisi tarafından verilen raporda, 1943 tarihinde çekilen hava fotoğraflarına dayalı olarak üretilen 1958 tarihli memleket haritasında taşınmazların beyaz renk ile belirtilen tarım alanı içinde kaldığı bildirilmiş olup, dosya arasında bulunan komşu 101 ada 18 ve 9 parsel sayılı taşınmazlara ait dava dosyalarının incelenmesinde, davacı Hazine tarafından taşınmazların mera olduğu iddiasıyla dava açıldığı, yapılan yargılama sonunda taşınmazların ve çevresinin kadim tarım arazileri niteliğinde bulunduğu ve mera olmadığı gerekçesiyle davaların reddine karar verildiği ve bu kararların Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği görülmektedir.
Bu itibarla; çekişmeli taşınmazlar ve çevresinin 1937 tarihli vergi kayıtları kapsamında kalan kadim tarım arazisi niteliğinde olduğu ve davacıların murisleri … lehine zilyetlikle iktisap koşullarının gerçekleştiği anlaşıldığına göre, hükmün onanması gerekirken, sehven, yapılan araştırma ve incelemenin karar vermek için yeterli olmadığı gerekçesiyle bozulduğu anlaşılmaktadır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin karar düzeltme talebinin, 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla uygulanacak olan 1086 sayılı HUMK’un 442/3. maddesi gereğince kabulüne; Yargıtay (kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 24.12.2020 tarihli ve 2016/9794 Esas, 2020/6348 Karar sayılı bozma ilamının KALDIRILMASINA, Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca açıklanan gerekçeler ile ONANMASINA, peşin alınan karar düzeltme harcının istek halinde karar düzeltme isteyenlere iadesine, 04.11.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.