Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2021/13295 E. 2021/10343 K. 14.10.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/13295
KARAR NO : 2021/10343
KARAR TARİHİ : 14.10.2021

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, … İlçesi … Köyü çalışma alanında bulunan dava ve temyize konu 160 ada 14 ve 170 ada 1 parsel sayılı sırasıyla 343.900,00 ve 366.600,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduklarından söz edilerek, malik haneleri açık bırakılmak suretiyle tespit edilmişlerdir.
Davacı Hazine tarafından, davalılar aleyhine açılan el atmanın önlenmesi ve tapu iptali ve tescil davası, davaya konu parsellerhakkında tutanak düzenlenmiş olması nedeniyle Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır.
Kadastro Mahkemesince, çekişmeli parsel tutanakları ile aktarılan dava dosyası birleştirilmek suretiyle yapılan yargılama sonunda, davanın kısman kabulüne, çekişmeli 160 ada 14 parsel sayılı taşınmazın 10.05.2016 tarihli bilirkişi raporunda (A) harfiyle gösterilen 31.425,57 metrekarelik kısmının meri niteliğinde sınırlandırılarak özel siciline kaydına, çekişmeli 170 ada 1 parsel sayıl taşınmazın ve 160 ada 14 parsel sayılı taşınmazın 10.05.2016 tarihli bilirkişi raporunda (B) harfiyle gösterilen kısmının tarla vasfıyla … adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, davalıların dayandıkları tapu kayıtlarının çekişmeli taşınmazlara uyduğu, taşınmazlar hakkında mera tahsis kararı olmadığı ve davalılar lehine zilyetlikle edinim koşulları gerçekleştiği kabul edilerek, yazılı şekilde karar verilmiş ise de, yapılan araştırma, inceleme ve uygulama karar vermek için yeterli bulunmamaktadır. Şöyle ki; davacı Hazinenin dayandığı 1937/258 tahrir sayılı mera kaydı mahallinde uygulanmamış; hükme esas alınan tapu kayıtları hasımsız tescil ilamı ile oluştuğundan Hazineyi bağlamayacağı düşünülmeksizin, bu tapu kayıtlarına değer verilmiş; fen bilirkişi raporuna ek krokide çekişmeli taşınmazları komşularıyla birlikte gösterir birleşik kroki alınmaksızın uygulama yapılmış ve ayrıca dosya kapsamında yörede Toprak Tevzi çalışmaları yapıldığı anlaşıldığı halde, bu yönde bir araştırma da yapılmaksızın hüküm kurulması cihetine gidilmiştir. Bu şekilde eksik araştırma ve inceleme ile karar verilemez.
Hal böyle olunca; doğru sonuca varabilmek için Mahkemece öncelikle, çekişmeli taşınmazların bulunduğu bölgede yapılan toprak tevzii çalışmalarına ilişkin tüm evraklar dosya arasına getirtilmek suretiyle Toprak Tevzi Komisyonunca yapılan çalışmalar sırasında taşınmazlar hakkında ne tür bir işlem yapıldığı belirlenmeli, çekişmeli taşınmazlara komşu taşınmazların kadastro tutanakları, varsa dayanakları dosya arasına celp edilmeli ve bundan sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan, taşınmazların bulunduğu köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek 3’er kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile hayatta iseler belirtmelik tutanağında imzaları bulunan bilirkişiler, teknik bilirkişi ve 3 kişilik ziraat mühendisi bilirkişi kurulunun katılımıyla yeniden keşif yapılmalı ve yapılacak keşifte dinlenilecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, davacı Hazine’nin dayandığı 1937/258 sayılı mera kaydı usulünce uygulanmalı, ayrıca çekişmeli taşınmazların öncesinin ne olduğu, mera vasfında olup olmadıkları ya da mera niteliğindeki taşınmazdan kazanılıp kazanılmadıkları, mera vasfında değil iseler kime ait bulundukları, kimden kime nasıl intikal ettikleri, kim ya da kimler tarafından, hangi tarihten itibaren ve ne şekilde kullanıldıkları hususlarında maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı, beyanları arasındaki çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilmeye çalışılmalı; teknik bilirkişiden, keşif ve uygulamayı denetlemeye elverişli, kadastro paftası ile toprak tevzii paftasının ölçekleri çakıştırılmak sureti ile hazırlanmış ayrıntılı kroki ve rapor alınmalı; ziraat mühendisleri bilirkişi kurulundan, dava konusu taşınmazların öncesinin geleneksel biçimde kullanılan kadim mera olup olmadığını, toprak yapıları, eğimleri, bitki desenleri ve diğer yönlerden mera parselinden nasıl ayrıldıklarını, aralarında doğal ya da yapay ayırt edici bir sınır bulunup bulunmadığını, meradan açılan bir yer yada meranın devamı niteliğinde olup olmadıklarını, üzerlerinde sürdürülen ekonomik amaca uygun zilyetlik bulunup bulunmadığını ve ekonomik amaca uygun zilyetlik varsa hangi tarihten beri ve hangi tasarruflar ile sürdürüldüğünü açıklayıp, tarımsal niteliklerini belirten, taşınmazların değişik yönlerden çekilmiş fotoğrafları ile desteklenmiş, bilimsel esaslara ve somut verilere dayanan, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; taşınmazın dayanak mera kaydı kapsamında kaldığı anlaşılması halinde, meralar üzerinde sürdürülen zilyetliğin hüküm ifade etmeyeceği düşünülmeli; çekişmeli taşınmazların mera olmadığının anlaşılması halinde ise, davalılar lehine zilyetlikle edinim koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği tartışılmalı ve sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Mahkemece bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve inceleme ile yazılı olduğu şekilde hüküm kurulmuş olması isabetsiz olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar, müdahiller ve davalıların temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulüyle, yerel mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nın Geçici 3. maddesi yollamasıyla uygulanacak olan 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine 14.10.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.