Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2021/35389 E. 2021/10214 K. 11.11.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/35389
KARAR NO : 2021/10214
KARAR TARİHİ : 11.11.2021

İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Resmi belgede sahtecilik, bilişim sistemlerinin banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık

I-Sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne ilişkin temyiz incelemesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, sanığın diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir, ancak;
Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 22.04.2014 tarihli, 2013/11-397 E., 2014/202 K. sayılı kararında da belirtildiği üzere, 765 sayılı TCK ile 5237 sayılı TCK’nin “Kamu güvenine karşı suçlar” bölümünde düzenlenen ve belgenin gerçeğe aykırı olarak düzenlenmesi ile kamu güveninin sarsıldığı kabul edilerek suç sayılıp yaptırıma bağlanan sahtecilik suçlarının hukuki konusunun kamu güveni olduğu, suçun işlenmesi ile kamu güveninin sarsılması dışında, bir veya birden fazla kişi de haksızlığa uğrayıp, suçtan zarar görmesi halinde dahi, suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamının, diğer bir ifadeyle kamunun olduğuna dair kabulünün etkilenmeyeceği, eylemin belirli bir kişinin zararına olarak işlenmesi halinde bu kişinin mağdur değil, suçtan zarar gören olacağının kabulü gerekeceği de gözetilerek, açıklanan ilkeler doğrultusunda; sanığın birkaç gün arayla tamamen sahte olarak oluşturulmuş suça konu çekleri mağdur …’ya vermesi eylemlerinin bir suç işleme kararının icrası kapsamında işlenen zincirleme şekilde sahtecilik suçunu oluşturduğu gözetilmeden iki ayrı resmi belgede sahtecilik suçundan mahkumiyet hükmü kurulması;
II-Sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne ilişkin temyiz incelemesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, sanığın diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir, ancak;

1-Mağdur …’nın soruşturma aşamasında sanıktan suça konu çekleri vermiş olduğu araca karşılık aldığını ifade etmesi, kovuşturma aşamasında … … marka … plakalı aracı sattıklarını, aracı fiilen teslim etmediklerini, araç bedeli mukabili çek aldıklarını beyan etmesi; yine …’nın kardeşi …’in … … marka aracı çeklerin ödenmesi sonrasında satacağını, ancak çeklerin sahte olduğunu öğrenmesi üzerine aracı satmaktan vazgeçtiğini beyan etmesi karşısında, çeklerin verildiği sırada aracın sanığa fiilen teslim edilip edilmediğinin duraksamaya yer vermeyecek şekilde açıklığa kavuşturulması, sanığın eyleminin teşebbüs aşamasında kalıp kalmadığının karar yerinde tartışılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumun takdir ve tayini gerekirken, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
2-Kabule göre de;
a-5237 sayılı TCK’nin 43/1. maddesine göre; bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasının mümkün olduğu, buna göre sanığın, mağdur …’ya araç bedeli için verdiği sahte çek nedeniyle dolandırıcılık suçunun oluşacağı, sonradan aracın kalan bedeli için ikinci kez verdiği sahte çek nedeniyle yeni bir dolandırıcılık suçunun sonucu olarak menfaat temin edilmediği (ve/veya edilmeye çalışılmadığı) dikkate alındığında, gerçekleşme şekli ve eylem bütünlüğü içinde tek bir dolandırıcılık suçunun oluşacağının kabulünde zorunluluk bulunduğundan TCK’nin 43/1. maddesinin uygulama şartlarının oluşmadığı gözetilmeksizin, sanığın aynı mağdura iki kez sahte çek verdiği gerekçesiyle cezasının TCK’nin 43. maddesi gereği arttırılması,
b-TCK’nin 43. maddesi gereği 1/4 oranında artırım yapılırken hapis cezasının 3 yıl 1 ay 15 gün olması gerekirken 2 yıl 13 ay 15 gün olarak belirlenmesi,
c-Suç tarihinde yürürlükte olan 5237 sayılı TCK’nin 158/1-f-son maddesinde öngörülen hapis cezanın alt sınırının 3 yıl olduğu ve adli para cezasının elde edilen haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde belirlenmesi gerektiği gözetilmeksizin, temel cezanın 2 yıl 6 ay hapis ve 400 gün adli para cezası olarak belirlenmesi,
d-Suça konu çeklerin akıbeti hakkında karar verilmemesi yasaya aykırı,
e-5237 sayılı TCK’nin 53. maddesine ilişkin    uygulamanın  Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas, 2015/85  Karar sayılı kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca hükümlerin BOZULMASINA, aynı Kanun’un 326/son maddesi uyarınca ceza miktarı bakımından sanığın kazanılmış haklarının saklı tutulmasına, 11.11.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.