YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/1925
KARAR NO : 2021/5995
KARAR TARİHİ : 04.10.2021
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili; davalılardan…Yapı Ltd. Şti.’nin davacı şirkete yüklü miktarlarda borcu bulunduğunu, … 33. İcra Müdürlüğünün 2011/10957 Esas Sayılı, … 29. İcra Müdürlüğünün 2012/712 Esas Sayılı, … 25. İcra Müdürlüğünün 2012/7843 Esas Sayılı icra takip dosyaları ile çeke dayalı kambiyo yolu ile icra takiplerinin halen derdest olduğunu, davalılardan … Yapının iş bu çekleri müvekkili şirkete aralarında yaptıkları iş anlaşması gereği yapılan işlerden çok önce, dolayısıyla vade tarihlerinden çok zaman önce verdiğini, davalının bu çekleri ödememekte direndiğini ve mal kaçırdığını, çeklerin ödeme günleri gelmeden elinde bulunan birçok gayrimenkulü muvazaalı olarak elden çıkardığını, … ili … ilçesi, …, 1477 ada, 32 parselde kayıtlı bulunan A3-2 Zemin (bağımsız bölüm 1) olan bodrumda müştemilatı olan mesken ve A3-1/4 bağımsız bölümü diğer davalılara muvazaalı olarak devrettiğini belirterek; bu tasarrufların iptal edilerek dava konusu bu iki gayrimenkulün tapu kaydının davalı borçlu olan… Yapı Ltd. Şti. üzerine tescil edilmesini ve davacı tarafa icradan satış izni verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar; davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan delillere göre; davacılar aleyhine iptali istenen satış işleminden önce doğmuş bir alacak iddiasına dayanan kesinleşmiş bir icra takibi bulunduğunun davacı tarafından ispat edilemediği ve borçlunun borç ödemekten aczini ispat edemediği anlaşıldığından davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, İİK’nun 277 ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
İptal davasının koşullarından biri olarak alacaklının elinde kesin (İİK.143) veya geçici (İİK.105/2) aciz belgesinin bulunması gereklidir. Kesin veya geçici aciz vesikasının bulunması, iptal davası için ön koşul ise de bunun davanın açılmasından önce alınması
zorunlu değildir. Davanın açılmasından sonra alınabileceği gibi, temyiz aşamasında ve hatta bozmadan sonra karar düzeltme aşamasında bile alınıp ibraz edilmesi yeterlidir. Ayrıca borçlunun haczi kabil malının bulunmaması halinde durumu tespit eden haciz zaptı, geçici aciz belgesi niteliğinde kabul edilebilir.
Mahkemece; davacının davalı borçlunun borç ödemekten aczini ispat edemediği anlaşıldığından davanın reddine karar verilmiş ise de, varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir.
Dairemizin yerleşmiş içtihatlarına ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 02.03.2005 gün, 2005/15-100-119 sayılı kararına göre, borçlu hakkında aciz vesikası alınmamakla birlikte, borçlu kayıp ve adresi saptanamıyorsa, saptanan ve bilinen adreslerinde de icraca, borçlunun haczi kabil malının bulunmadığı tespit edilmiş ise, bu takdirde aciz hali gerçekleşmiş sayılır.
Somut olayda,davalı borçlu şirketin tespit edilen adreslerinde 19/02/2014 tarihinde haciz yapıldığı; haciz tutanaklarında da; borçlu şirketin ve borçlu şirkete ait haczi kabil malın bulunmadığının tespit edildiği anlaşılmaktadır. İİK’nun 105-2 maddesine göre haczi kabil mal bulunmaz ise haciz tutanağı İİK’nun 143.maddesindeki aciz belgesi hükmündedir. Ayrıca her ne kadar davalı borçlu şirkete ait taşınmazlara haciz konulmuşsa da; bu taşınmazlar üzerinde ipotek ve hacizlerin bulunduğu, böylece davacının alacağını karşılamaktan uzak olduğu da görülmektedir.
Bu durumda borçlu şirketin aciz halinin gerçekleştiğinin kabul edilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
2-Somut olayda davacının takibe koyduğu alacağının 30/08/2011, 13/10/2011, 16/11/2011, 19/11/2011, 23/11/2011 ve 30/01/2012 tanzim tarihli çeklerden kaynaklı olduğu anlaşılmaktadır. İptali istenen tasarruf ise 16/06/2011 tarihinde yapıldığından tasarrufun borçtan önce yapıldığı görülmektedir. Ancak uygulamada alacak- borç ilişkisi daha önce başlamasına rağmen alacak için düzenlenen bono veya çek gibi kıymetli evraka sonraki tarihlerin atıldığı sıklıkla görülmektedir. Bu nedenle davacı alacaklı, borcun doğumunun takip dayanağı çeklerin ve ilamsız takibe konu alacağın tanzim tarihinden önce gerçekleştiğini ileri sürerse mahkemece alacaklıya bu konuda kanıt sunma olanağı verilmeli, gerekirse davacı alacaklı ile borçlu isticvap edilerek senedin düzenlenmesine neden olan temel ilişki sorulmalı, gerektiğinde davacı ile davalı borçlunun ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak borcun gerçek doğum tarihi tespit edilerek koşulun gerçekleşip gerçekleşmediği saptanmalıdır.
O halde mahkemece, davacı vekiline icra takiplerinin konusu borcun doğumuna ilişkin temel ilişki konusunda delillerini sunması için süre verilmesi, sunduğu delillerin toplanması, davacı ve davalı borçlu, şirket olduğuna göre ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak borcun doğumunun tespiti; daha önce doğduğu ispatlandığı takdirde buna ilişkin dava koşulunun gerçekleştiği kabul edilerek işin esasına girilip iptal nedenlerinin oluşup oluşmadığı irdelenerek sonucuna göre karar verilmesi, aksi durumun tespiti halinde ise borcun doğumu tasarruf tarihinden sonra ise davanın ön koşul yokluğu nedeni ile reddine karar verilmesi gerekir. Mahkemece; bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmadan hatalı tespit ve eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde; davacılar aleyhine
iptali istenen satış işleminden önce doğmuş bir alacak iddiasına dayanan kesinleşmiş bir icra takibi bulunduğunun davacı tarafından ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 04/10/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.