YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/3797
KARAR NO : 2021/4440
KARAR TARİHİ : 13.09.2021
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davası üzerine, Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından davanın kabulüne ve İtiraz Hakem Heyeti tarafından davalı vekilinin itirazının reddine dair verilen kararın davalı vekili tarafından süresi içinde temyizi istenilmekle, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
– K A R A R –
Davacılar vekili; davalının trafik sigortacısı olduğu aracın davacı çocuğun yolcu olarak bulunduğu araca çarpmasıyla oluşan kaza sonucunda çocuğun % 14 oranında malul kaldığını belirterek, şimdilik 42.000,00 TL tazminatın avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş; 12.10.2017 tarihli artırım dilekçesiyle taleplerini 89.003,60 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı vekili; davadan önce yapılan ödemelerle sorumluluklarının son bulduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından; davanın kabulü ile 85.316,20 TL geçici ve sürekli işgücü kaybı tazminatı, 2.687,40 TL geçici bakıcı gideri ve 1.000,00 TL … sorumluluğunda olmayan tedavi giderleri olmak üzere toplam 89.003,60 TL. tazminatın 30.05.2017 tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline dair verilen karara davalı vekili tarafından yapılan itiraz üzerine, İtiraz Hakem Heyeti tarafından, davalı vekilinin itirazının reddine karar verilmiş; karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, trafik kazası sonucu oluşan bedensel zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
Davacı … kaza tarihinde 5 yaşında olup, adli tıp uzmanı bilirkişi heyeti raporuyla kazadaki yaralanması nedeniyle iyileşme süresi 3 ay olarak saptanmış; hükme esas alınan 09.10.2017 tarihli aktüer raporunda ise, 3 aylık süre için hesap edilen geçici işgöremezlik tazminatı da Hakem Heyeti’nce maddi tazminat içinde hüküm altına alınmıştır.
Davacının kaza tarihindeki yaşı itibariyle, kazanç getiren herhangi bir işte çalışması sözkonusu olamayacağı ve bu yönden mahrum kalınan bir kazançtan bahsedilemeyeceğine göre; davacı çocuk için hesaplanan geçici işgöremezlik tazminatına hükmedilmemesi gerekirken, bilirkişi raporu denetlenmeyip eksik incelemeyle, yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
2-Davacı taraf, aldıkları raporla maluliyet oranının % 14 olarak tespit edildiğini belirterek dava açmış; 05.10.2017 tarihli beyan dilekçesinde ise, davalı sigortacı davadan
önce % 5 maluliyet oranı üzerinden tazminat ödediği için, eldeki davada aradaki maluliyet oranı farkı olan % 9 için talepte bulunduklarını ve % 9 fark maluliyet derecesine göre değerlendirme yapılmasını istediklerini bildirmiştir.
Davalı sigortacının davadan önceki ödemesine esas aldığı % 5 oran belirleyen maluliyet raporunun, davacı çocuğun kaza nedeniyle yüzünde kalan kesi izlerine ilişkin olduğu; % 14 oran belirleyen maluliyet raporunun ise kazadan kaynaklanan psikolojik rahatsızlıklara (travma sonrası stres bozukluğu) ilişkin olduğu dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Bu itibarla; kazadan kaynaklanan farklı arazlar için maluliyet belirlendiği dikkate alındığında, davacının % 14 maluliyet oranı üzerinden tazminat talep hakkı bulunmakla birlikte, davacı vekilinin 05.10.2017 tarihli beyan dilekçesiyle talebini sınırladığı gözetilerek değerlendirme yapılmasının zorunlu olduğu gözetilmelidir. Anılan beyan dilekçesi dikkate alınmadan karar verilmesi ise, eksik inceleme niteliği taşımaktadır.
Açıklanan nedenlerle; davacı tarafın maluliyet oranı hususunda kendisini sınırladığı ve 6100 sayılı HMK’nın 26/1. maddesi gereği hakimin (hakemin) taleple bağlı olduğu; davacı için farklı arazlar nedeniyle maluliyet oranları % 5 ve % 14 olarak ayrı ayrı belirlendiğinden davalının %5 maluliyet oranı için ödediği bedelin eldeki davaya konu tazminat hesaplamasına etki etmeyeceği hususları gözetilerek, daha önce rapor düzenleyen bilirkişiden, % 9 maluliyet oranı üzerinden ve davalının önceki ödemesi tazminattan hiçbir şekilde düşülmeden hesap yapılması için ek rapor alınıp karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle ve davacı talebi (maluliyet oranı bakımından) aşılarak karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
3-5684 sayılı Sigortacılık Kanunu, Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmeliğin 16/13. maddesi ve karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT’nin 17/2. maddesi gereği, davacı yararına hükmedilecek vekalet ücretinin, tarifeye göre belirlenen nispi vekalet ücretinin 1/5’i tutarında (maktu ücretin altında kalmamak kaydıyla) olması gerektiği gözetilmeden, fazla vekalet ücretine karar verilmesi de doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1), (2) ve (3) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA; dosyanın, hakem kararının saklanması kararını veren … Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’ne GÖNDERİLMESİNE, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 13/09/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.