Yargıtay Kararı 13. Ceza Dairesi 2012/10451 E. 2012/14264 K. 18.06.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/10451
KARAR NO : 2012/14264
KARAR TARİHİ : 18.06.2012

Hırsızlık suçundan sanık …’nin, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142/l-b, 35/2. maddeleri gereğince 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanığın cezasının aynı Kanun’un 58. maddesi gereğince mükerrirlere Özgü infaz rejimine göre çektirilmesine dair… Asliye Ceza Mahkemesinin 19/09/2007 tarihli ve 2006/501 esas, 2007/155 sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığının 08.05.2012 tarih ve 2012/8077/27369 sayılı kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyasının Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 22.05.2012 tarih ve 2012/132593 sayılı ihbarnamesiyle Dairemize gönderilmekle incelendi
MEZKUR İHBARNAMEDE
5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 108/1-c maddesinde, tekerrür hâlinde işlenen suçtan dolayı mahkûm olunan süreli hapis cezasının dörtte üçünün infaz kurumunda iyi hâlli olarak çekilmesi durumunda, koşullu salıverilmeden yararlanılabileceği ve ancak aynı maddenin 2. fıkrasına göre, tekerrür nedeniyle koşullu salıverme süresine eklenecek miktarın, tekerrüre esas alınan cezanın en ağırından fazla olamayacağına dair hükümler içerdiği nazara alındığında, sanığın adlî sicil kaydında çok sayıda suç bulunması nedeniyle, hangi sabıkası sebebiyle tekerrür koşullarının oluştuğunun ve hangi kayıt dolayısıyla mükerrirlere özgü infaz rejimine tâbi tutulmasına karar verildiğinin hükümde gösterilmemesinde isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşılmış olmakla,
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNDÜ
Hükümlü … Gedikli’nin Adli sicil kaydında çok sayıda tekerrür uygulamasına yol açacak mahkumiyetlerinin bulunduğu, … Asliye Ceza Mahkemesinin 19.09.2007 gün ve 2006/501 esas, 2007/155 sayılı kararı ile hüküm kurulurken “TCK’nun 58. maddesi gereğince mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve sonrasında denetimli serbestlik tedbirinin 1 yıl süre ile uygulanmasına karar verilmiş ve bu karar temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir.
Aynı kararın infazına başlandıktan sonra eklenecek ceza miktarı itibariyle tereddüde düşülmüş olması nedeniyle … Cumhuriyet Başsavcılığı 17.01.2008 tarihli yazısıyla hükmü veren mahkemeye “5275 sayılı Yasanın 108/2. maddesi uygulaması için tekerrüre hangi adli sicil kaydının esas alındığı hususlarındaki duraksamanın giderilmesi için 5275 sayılı Yasanın 98. ve 101. maddeleri uyarınca karar verilmesi” yönündeki istemi üzerine, mahkeme 5275 sayılı Yasanın 101/1. maddesi uyarınca duruşma açmaksızın gerek görürse Cumhuriyet Savcısının ve hükümlünün yazılı görüşlerini alarak bir karar vermesi gerekirken Yasanın açık hükmüne aykırı olarak 21.01.2008 tarihli yazı ile …Asliye Ceza Mahkemesinin 18.04.2006 tarih ve 2005/161 esas, 2006/212 karar sayılı ilamın tekerrüre esas alındığını bildirmiştir. Daha sonra… Cumhuriyet Başsavcılığı 28.07.2011 tarihli yazı ile aynı hususta talepte bulununca mahkeme yukarıda sözü edilen cevabi yazısına işaret etmekle birlikte kararın belirtilen eksiklikle kesinleşmiş olması nedeniyle “yazılı emir yoluna” gidilebileceğini bildirmiş, 28.03.2011 tarihli kararı ile Yasa yararına bozma yoluna gidilmesi için infazın durdurulmasına karar vermiştir.
Sözü edilen kararda hükümlünün daha önceki mahkumiyetlerinden hangisinin tekerrür uygulamasına esas alındığı gösterilmemiş ve sırf bu eksiklik nedeniyle kanun yararına bozma yoluna başvurulmuştur.

5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 108/1-c maddesinde, tekerrür hâlinde islenen suçtan dolayı mahkûm olunan süreli hapis cezasının dörtte üçünün infaz kurumunda iyi hâlli olarak çekilmesi durumunda, koşullu salıverilmeden yararlanılabileceği ve ancak aynı maddenin 2. fıkrasına göre, tekerrür nedeniyle koşullu salıverme süresine eklenecek miktarın, tekerrüre esas alınan cezanın en ağırından fazla olamayacağına dair hükümler içerdiği nazara alındığında, sanığın adlî sicil kaydında çok sayıda suç bulunması nedeniyle, hangi sabıkası sebebiyle tekerrür koşullarının oluştuğunun ve hangi kayıt dolayısıyla mükerrirlere özgü infaz rejimine tâbi tutulmasına karar verildiğinin hükümde gösterilmesi gerekir.
Söz konusu eksiklik temyiz incelemelerinde infaz aşamasında tereddüde yol açılmaması için bozma nedeni yapılmaktadır.
Ancak, bu eksiklik Yasa yararına bozma isteminde bulunmaya neden oluşturabilir mi?
Yasa Yararına bozma 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun Üçüncü kısmında “Olağanüstü Kanun Yolları” başlığı altında 309. maddede düzenlenmiş olup, ancak “Hakim veya Mahkeme tarafından verilen ve istinaf veya temyiz incelenmesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümde HUKUKA AYKIRILIK bulunması” halinde başvurulacak bir yoldur. Olağan yasa yolu niteliğindeki temyiz incelemesi sırasında infazda tereddüde yol açan bir eksiklik hükmün bozulmasına neden olsa bile, bu eksiklik ayrıca hukuka aykırılık oluşturmuyorsa olağanüstü yasa yolu olan Yasa Yararına Bozma istemine neden oluşturamaz.
5237 sayılı TCK.nun 58/7. maddesinde mahkumiyet kararında, hükümlü hakkında mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirlerinin uygulanacağının zorunluluğuna işaret edilmiş, tekerrüre esas ilamın hangisi olduğunun belirtilmesi konusunda bir zorunluluk getirilmemiştir. Diğer bir deyişle tekerrüre esas ilamın karar yerinde gösterilmesi zorunlu bir koşul olarak belirtilmemiştir.. Elbetteki tekerrüre esas alınacak ilam hükümlünün infaz kurumunda kalacağı süre yönünden önem taşır. 5275 sayılı Yasanın 108/2. maddesinde belirtildiği gibi tekerrür nedeniyle koşullu salıverme süresine eklenecak süre tekerrüre esas alınan cezanın en ağırından fazla olamayacaktır.
Tekerrüre esas alınan ilamın karar yerinde belirtilmemesi şartla salıverme süresine eklenecek miktar yönünden tereddüde yol açacaktır. Bu durumda infazla ilgili Cumhuriyet Savcısı 5275 sayılı Yasanın 98/1.maddesi uyarınca hükmü veren mahkemeden bir karar isteyecektir. Aynı Yasanın 101/3. maddesi uyarınca bu karar itiraz yoluna tabi olacaktır. Eğer bu ek kararda hukuka aykırılık olup itiraz reddedilir veya itiraz yoluna başvurulmaksızın karar kesinleşirse bu halde Yasa Yararına Başvurulma yolu açık olacaktır.
Sonuç olarak yukarıda açıklandığı gibi Kocaeli 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 19.09.2007 gün ve 2006/501 esas, 2007/155 sayılı kararında hukuka aykırılık bulunmadığı, infazda tereddüde yol açacak ve 527 sayılı Yasanın 98 ila 101. maddeleri kapsamında çözümü mümkün bir eksiklik nedeni ile Kanun Yararına bozma isteminde bulunamayacağından, KANUN YARARINA BOZMA isteminin REDDİNE, 18/06/2012 gününde oybirliği ile karar verildi.