Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2021/5210 E. 2021/10033 K. 05.10.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/5210
KARAR NO : 2021/10033
KARAR TARİHİ : 05.10.2021

MAHKEMESİ : Antalya 6. Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Antalya 6. Asliye Hukuk Mahkemesince davanın reddine karar verilmiş olup, hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Yerel Mahkemece, davacı tarafından üresi içerisinde istinaf harç ve masrafları tamamlanmadığı gerekçesiyle davacının istinaf isteminden vazgeçmiş sayılmasına dair ek karar verilmiş, ek kararın istinaf edilmesi üzerine, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, bu kez davacı vekili tarafından Antalya Bölge Adliye Mahkemesi kararı temyiz edilmekle, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesinin 19.06.2020 tarihli ek kararı ile temyiz isteminin reddine dair ek karar verilmiş olup, bu ek karar davacı tarafından temyiz edilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü;
K A R A R
Uygulama kadastrosu sırasında, … İli … İlçesi Gaziler Köyü çalışma alanında ve tapuda … adına kayıtlı bulunan eski 613 parsel sayılı 2.329,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 28254 ada 64 parsel numarasıyla ve 2176,54 metrekare yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir
Davacı … vekili, 28254 ada 64 parsel sayılı taşınmazda vekil edeni olan davacının malik olduğunu, uygulama kadastrosu sonucunda taşınmazın yaklaşık 100 m²’ lik kısımının davalı tarafa ait 28254 ada 59 parsele kaydığını, davalı …’in sınırın hatalı olduğunu bildiği halde taşınmazı diğer davalı … ’ya 02.02.2008 tarihinde sattığını ileri sürerek, davalı adına kayıtlı bulunan taşınmazın davacıya ait kısmının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesi istemiyle dava açmıştır.
Mahkemece, davacının davalılardan …’e yönelttiği davanın pasif husumet yokluğundan reddine, davalılardan …’a yönelttiği davanın esastan reddine karar verilmiş, hükmün davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, İlk Derece Mahkemesince 24.10.2019 tarihinde, davacı tarafça süresi içerisinde istinaf harç ve masrafları tamamlanmadığından, HMK’nin 344-346 maddesi gereğince davacı tarafın istinaf isteminden vazgeçmiş sayılmasına karar verilmiş, iş bu ek kararın istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, bu kez Bölge Adliye Mahkemesince, kararın dava değeri itibari ile kesin olduğu gerekçesiyle davacının temyiz dilekçesinin reddine dair ek karar verilmiş ve iş bu ek karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Anayasa’nın 36. maddesinin 1. fıkrası uyarınca herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı ve davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Mahkemeye erişim hakkı, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün bir unsurudur. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesinde de herkesin kişisel hak ve yükümlülükleriyle ilgili her türlü iddiasını mahkeme önüne getirme hakkı güvence altına alınmıştır. Buna göre, mahkeme kararlarına karşı kanun yolu başvurusunda bulunma hakkı, adil yargılanma hakkı kapsamındadır.
28.07.2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 22.07.2020 tarihli ve 7251 sayılı Kanun’un 53.maddesi ile 3402 sayılı Kanun’a eklenen Ek 6. maddesi ile “Kadastro Mahkemesinin veya otuz günlük askı ilan süresinden sonra, kadastro öncesi nedene dayalı olarak açılan davalarda genel mahkemelerin verdiği kararlar ile orman kadastrosuna ilişkin davalarda bu mahkemelerce verilen kararlara karşı, miktar ve değere bakılmaksızın 12.1.2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine göre istinaf veya temyiz kanun yoluna başvurulabilir.” hükmü getirilmiştir. Hükmün gerekçesinde belirtildiği üzere, bu madde ile söz konusu davaların miktar veya değerine göre istinaf veya temyiz yoluna tabi olup olmadığıyla ilgili uygulamada oluşan tereddütlerin giderilmesi amaçlanmıştır.
Yukarıda açıklandığı üzere Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkeme kararlarına karşı kanun yolu başvurusunda bulunma hakkı, hukuk güvenliği ile hukuki belirlilik ilkesi, 28.07.2020 tarihli ve Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 22.07.2020 tarihli ve 7251 sayılı Kanun’un 53.maddesi ile 3402 sayılı Kanun’a eklenen Ek 6. maddesi karşısında, tereddüte yol açan usul kurallarının hakkaniyete halel getirecek kadar aşırı şekilci olarak uygulanmaması ve adalet duygusunun rencide edilmemesi gerektiği de gözetildiğinde Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf başvurusu neticesinde verdiği karar miktar itibariyle kesin nitelikte olmayıp temyizi kabil nihai karar niteliğinde olduğunun kabulü gerekeceğinden, temyiz talebinin reddine ilişkin usul ve yasaya aykırı Bölge Adliye Mahkemesinin 19.06.2020 tarihli ve 2019/1012 Esas, 2020/112 Karar sayılı ek kararının kaldırılmasına karar verilerek işin esasının incelenmesine geçilmiştir.
Dava, 3402 sayılı Kanun’un 22/2-a maddesi gereğince yapılan uygulama kadastrosuna itiraz ilişkindir.
6100 sayılı HMK’nin 344. maddesinde; “(1) İstinaf dilekçesi verilirken, istinaf kanun yoluna başvuru için gerekli harçlar ve tebliğ giderleri de dâhil olmak üzere tüm giderler ödenir. Bunların hiç ödenmediği veya eksik ödenmiş olduğu sonradan anlaşılırsa, kararı veren mahkeme tarafından verilecek bir haftalık kesin süre içinde tamamlanması, aksi hâlde başvurudan vazgeçmiş sayılacağı hususu başvurana yazılı olarak bildirilir. Verilen kesin süre içinde harç ve giderler tamamlanmadığı takdirde, mahkeme başvurunun yapılmamış sayılmasına karar verir. Bu karara karşı istinaf yoluna başvurulması hâlinde, 346 ncı maddenin ikinci fıkrası hükmü kıyas yoluyla uygulanır.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Somut olayda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine ilişkin kararın davacı tarafça süresi içinde istinaf edilmesine rağmen istinaf harcı yatırılmadığından, İlk Derece Mahkemesince HMK’nin 344. maddesi uyarınca davacıya muhtıra çıkarılmış ve eksik harcı tebliğden itibaren bir haftalık kesin süre içerisinde tamamlaması aksi halde istinaf isteminden vazgeçmiş sayılmasına karar verileceği ihtar edilmiştir. Ne var ki Mahkemece çıkarılan bu muhtıra usulüne uygun değildir. Şöyle ki; muhtıra içeriğinde posta giderinin de yatırılması gerektiği belirtildiği halde posta giderinin ne kadar olduğu gösterilmemiş, harç ve giderlerin mahkeme veznesine yatırılması yerine dosyaya yatırılması istenilmiştir. Mahkemece HMK’nin 344. maddesine dayanılarak çıkarılan muhtıra usulüne uygun olmadığından İlk Derece Mahkemesince verilen 24.10.2019 tarihli ek kararın kaldırılarak davanın reddine ilişkin 20.09.2019 tarihli hükmün esas yönünden istinaf incelemesine tabi tutulması gerekmektedir.
Bu durum karşısında, Bölge Adliye Mahkemesinin 19.06.2020 tarihli ek kararının kaldırılmasına ve 13.02.2020 tarihli istinaf isteminin esastan reddine ilişkin hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda yazılı nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi’nin 19.06.2020 tarihli ek kararının KALDIRILMASINA, 13.02.2020 tarihli kararının BOZULMASINA, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 05.10.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.