Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2021/4963 E. 2021/10626 K. 20.10.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/4963
KARAR NO : 2021/10626
KARAR TARİHİ : 20.10.2021

MAHKEMESİ : Mersin Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasında Mersin Kadastro Mahkemesinde görülen dava sonucunda verilen hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesi kararının Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince 28.09.2017 tarihli ek kararla davacı vekilinin temyiz dilekçesi reddedilmiş olup, iş bu ek karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
… İli … İlçesinde 3402 sayılı Kanun’un Geçici 8. maddesi uyarınca yapılan kadastro çalışmaları sırasında, … Mahallesi çalışma alanında bulunan 105 ada 219 parsel sayılı taşınmaz, karışık meyve bahçesi vasfıyla davalı adına tespit edilmiştir.
Davacı Hazine vekili, söz konusu taşınmazın evveliyatında devletin hüküm ve tasarrufu altındaki taşlık ve çalılık yerlerden olduğunu ileri sürerek, kadastro tespitinin iptali ile taşınmazın Hazine adına tescili istemiyle dava açmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne karar verilmiş, hükme karşı davacı Hazine vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına ve davanın kabulü ile 105 ada 219 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptal edilerek Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, taşınmaz üzerinde bulunan 20.10.2016 tarihli fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 1.260,15 m²’lik karışık meyve bahçesinin davalıya ait olduğunun 3402 sayılı Kanun’un 19. maddesi gereğince muhdesat olarak beyanlar hanesinde gösterilmesine karar verilmiş, bu karar, davacı vekilince temyiz edilmekle, Bölge Adliye Mahkemesince 28.09.2017 tarihli ek kararla davacı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinin reddine karar verilmiş verilmiş ve iş bu ek karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Anayasa’nın 36. maddesinin 1. fıkrası uyarınca herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı ve davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Mahkemeye erişim hakkı, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün bir unsurudur. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesinde de herkesin kişisel hak ve yükümlülükleriyle ilgili her türlü iddiasını mahkeme önüne getirme hakkı güvence altına alınmıştır. Buna göre, mahkeme kararlarına karşı kanun yolu başvurusunda bulunma hakkı, adil yargılanma hakkı kapsamındadır.
28.07.2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 22.07.2020 tarihli ve 7251 sayılı Kanun’un 53.maddesi ile 3402 sayılı Kanun’a eklenen Ek 6. maddesi ile “Kadastro Mahkemesinin veya otuz günlük askı ilan süresinden sonra, kadastro öncesi nedene dayalı olarak açılan davalarda genel mahkemelerin verdiği kararlar ile orman kadastrosuna ilişkin davalarda bu mahkemelerce verilen kararlara karşı, miktar ve değere bakılmaksızın 12.1.2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine göre istinaf veya temyiz kanun yoluna başvurulabilir.” hükmü getirilmiştir. Hükmün gerekçesinde belirtildiği üzere, bu madde ile söz konusu davaların miktar veya değerine göre istinaf veya temyiz yoluna tabi olup olmadığıyla ilgili uygulamada oluşan tereddütlerin giderilmesi amaçlanmıştır.
Dava, 3402 sayılı Kanun’un Geçici 8. maddesi uyarınca yapılan kadastro tespitine itiraza ilişkindir. Yukarıda açıklandığı üzere Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkeme kararlarına karşı kanun yolu başvurusunda bulunma hakkı, hukuk güvenliği ile hukuki belirlilik ilkesi, 28.07.2020 tarihli ve Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 22.07.2020 tarih, 7251 sayılı Kanun’un 53.maddesi ile 3402 sayılı Kanun’a eklenen Ek 6. maddesi karşısında, tereddüte yol açan usul kurallarının hakkaniyete halel getirecek kadar aşırı şekilci olarak uygulanmaması ve adalet duygusunun rencide edilmemesi gerektiği de gözetildiğinde, 12.05.2017 tarihli bölge adliye mahkemesi kararına karşı temyiz yoluna başvurulabileceği kabul edilmelidir. Bu nedenlerle, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi’nin 28.09.2017 tarihli ek kararı kaldırılarak temyiz itirazlarının incelenmesine geçildi.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere, hukuki ilişkinin nitelendirmesine göre temyiz itirazları yerinde görülmediğinden, temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nin 370. maddesi uyarınca ONANMASINA, Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, 20.10.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.