YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/34282
KARAR NO : 2012/9407
KARAR TARİHİ : 12.04.2012
Hırsızlık ve konut dokunulmazlığını ihlal suçlarından sanık …’ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142/1-b, 116/1, 62(2 defa) maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis ve 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, anılan Kanun’un 53/la-b-d-e. maddesinde belirtilen haklardan hapis cezasının infazı tamamlanıncaya, 53/1 -c maddesindeki haklardan koşullu salıverilme tarihine kadar yoksun bırakılmasına, Adana 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 15/06/2006 tarihli ve 2005/1669 esas, 2006/772 sayılı ilâmı tekerrüre esas teşkil ettiğinden sanığın cezalarının aynı Kanun’un 58/6 maddesi gereğince mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine dair Adana 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 12/05/2008 tarihli ve 2007/933 esas, 2008/394 sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığının 26.08.2011 tarih ve 2011/11185/45291 sayılı kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyasının Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 10.10.2010 tarih ve 2011/276207 sayılı ihbarnamesiyle Dairemize gönderilmekle incelendi.
MEZKUR İHBARNAMEDE
1-Sanığın tekerrüre esas alınan Adana 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 15/06/2006 tarihli ve 2005/1669 esas, 2006/772 sayılı kararına konu 440,00 yeni Türk lirası adli para cezasının, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu 305/1-son. maddesi uyarınca kesin olması karsısında, sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanamayacağı gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde,
2- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 53/3. maddesinde yer alan “Mahkûm olduğu hapis cezası ertelenen veya koşullu salıverilen hükümlünün kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından yukarıdaki fıkralar hükümleri uygulanmaz. Mahkûm olduğu hapis cezası ertelenen hükümlü hakkında birinci fıkranın (e) bendinde söz konusu edilen hak yoksunluğunun uygulanmamasına karar verilebilir.” seklindeki düzenleme karsısında, 2 yıl 6 ay hapis ve 5 ay hapis cezası verilen sanık hakkında kendi altsoyu üzerindeki velayet vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından hak yoksunluğunun uygulanamayacağının gözetilmediğinden 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşılmış olmakla;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Yokluğunda verilen 12.5.2008 tarihli kararın tebliğine ilişkin 20.05.2008 tarihli belgeye göre, sanığın 24.01.2008 günlü duruşmada bildirdiği son adresinde bulunmaması ve yeni adresinin de bilinmemesi nedeniyle tebligatın yapılamadığının belirtilmesi üzerine, anılan kararın sanığa 7201 sayılı Tebligat Kanununun 35. maddesine göre yapılması yerine koşulları bulunmadığı gibi anılan Yasanın 29. maddesine aykırı biçimde resmi gazetede ilanen tebliğ yaptırıldığından, gerekçeli kararın tebliğine ilişkin tebligat işleminin usulsüz olduğu; kanun yararına bozmanın hakim ve mahkemelerce gerekli işlemler veya yargılama yapılarak verilen ve yasa yoluna başvurulmaksızın kesinleşen karar ve hükümlere karşı istenebileceği, anılan kararın ise yukarda açıklandığı üzere henüz kesinleşmediğinden, bu aşamada kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, anılan kararın sanığa yöntemine uygun olarak tebliği hususunda gereğinin yapılması için dosyanın yerel mahkemeye iade edilmek üzere, Yargıtay C.Başsavcılığına GÖNDERİLMESİNE, 12.04.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.