YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/1911
KARAR NO : 2021/5627
KARAR TARİHİ : 28.09.2021
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
İLK DERECE
MAHKEMESİ : … 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün temyizen tetkiki davalılar vekilleri tarafından talep edilmiş; davalı … vekilince duruşma istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 22.12.2020 Salı günü davalı … vekili Av. … ve davalı … vekili Av. … geldi. Davacı adına gelen olmadı. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davalıların vekilleri dinlendikten sonra vaktin darlığından dolayı işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmış olup dosya incelendi, gereği düşünüldü:
– K A R A R –
Davacı alacaklı vekili, davalı borçlu … hakkında takip yaptığını, takibin semeresiz kaldığını , borçlunun mal kaçırma amacı ile dava konusu taşınmazını 18.03.2015 tarihinde davalı …’a devrettiğini belirterek, bu tasarrufun iptalini talep etmiştir.
Davalılar vekilleri, ayrı ayrı verdikleri cevap dilekçelerinde, müvekkillerinin birbirlerini tanımadıkların, satışın raiç bedelden yapıldığını, davanın haksız açıldığını belirterek reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, ivazlar arasında bedel farkı olmadığı, taraflar arasındaki uzak akrabalık ilişkisinin İİK’nun 280/2.maddesinde belirtilen kapsamda kalmadığı, bu hususun tek başına davalılar arasında yapılan işlem ve devrin muvazalı olduğunu göstermediği, davalıların alacaklıya zarar verme kastı ile hareket ettiklerinin ispata yeterli olmadığı, davalı borçlu tarafından taşınmazların satışı sonucu elde edilen bedel ile dava dışı … AŞ’ne olan kredi borcunun kapatıldığı olguları birarada değerlendirildiğinde davalıların birlikte fikir ve eylem birliği içerisinde alacaklıyı zarara uğratmak kastı ile muvazalı işlem ve devir yaptıkları hususu ispat edilemediğinden davacının davasının reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İstinaf mahkemesi, dosya kapsamında taşınmazlar borçlunun eşinin akrabası olan üçüncü kişiye satımdan 8 gün önce ipoteklerin kaldırılması amacıyla 145.000,00TL ödenmek suretiyle devredildiği, borçlunun da bu bedel ile kredileri kapattığı, taşınmazların ipoteklerin kaldırılması biçiminde devralındığı, yine davalılar arasında önceye dayalı ticari ilişkilerin olması, akrabalıkların bulunması, aynı yöreden bulunmaları dikkate alındığında tasarruf sırasında üçüncü kişi davalının, borçlunun aciz halinde olduğunu ve alacaklılarından mal kaçırma amacıyla devir yaptığını bilebilecek konumda olduğu, ayrıca davalı borçlu vekili,
14/11/2016 tarihli duruşmada müvekkilinin önce borç aldığını, ödeme yapamayınca taşınmazları devrettiği beyanı İİK 279 maddesi anlamında mutad dışı ödeme sayılması gerektiği,üçüncü kişi davalının taşınmazların tümünü kısa müddet sonra devretmiş olması nazara alındığında davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğinden, taşınmazların davalı üçüncü kişi tarafından 18/02/2015 tarihinde elden çıkarıldığı, davacı tarafça dördüncü kişiye dava yöneltilmediği dikkate alınarak İİK 283/2’inci maddesi gereğince üçüncü kişi davalının taşınmazları devrettiği tarihteki rayiç değeri kadar nakden tazmine mahkum edilmesi gerektiğinden bahisle davacının istinaf başvurusunun kabulü ile davanın kabulüne, … 3. İcra Dairesinin 2015/4685 esas sayılı dosyasındaki asıl alacak ve ferilerini geçmemesi kaydıyla 260.375,45TL tazminatın davalı üçüncü kişi …’dan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm davalılar … ve … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava İİK’nın 277 ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan tasarrufun iptali davasına ilişkindir.
Tasarrufun iptali davalarında davacı alacaklı tarafından kesin veya geçici aciz belgesinin ibraz edilmesi gerekir. Somut olayda davacılar tarafından dosyaya kesin aciz belgesi ibraz edilmemiştir. Mahkemece, borçlu adreslerinde yapılan hacizler aciz belgesi olarak kabul edilmiş ise de varılan sonuç dosya içeriğine uygun düşmemiştir. Davalı borçlunun adresine gidilerek haciz yapılmıştır. İİK’nin 105. maddesinde haczi kabil mal bulunmazsa haciz tutanağının İİK 143 üncü maddedeki aciz vesikası hükmünde olacağı ve icraca takdir edilen kıymete göre haczi kabil malların kifayetsizliği anlaşıldığı surette tutanak muvakkat aciz vesikası yerine geçerek alacaklıya 277 nci maddede yazılı hakları vereceği belirtilmiştir. Somut olayda borçlunun …ve … da taşınmazlarının olduğu bu taşınmazların bir kısmında davacı alacaklının alacağının birinci sırada yer aldığı anlaşılmıştır.
Bu durumda davalı borçlunun tüm taşınmazları üzerinde davacının takibinden önce mevcut hacizlere ilişkin takip dosyaları getirtilerek bu takiplerde kıymet takdirleri bulunup bulunmadığı araştırılmalı borçlunun taşınmazları üzerindeki takyidatlar ile taşınmaz kıymetleri gerektiğinde bir bilirkişi marifetiyle belirlenmeli ve bu şekilde aciz halinin mevcut olup olmadığı tespit edilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalılar … ve … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyize konu bölge adliye mahkemesi kararının sair yönler incelenmeksizin HMK 371. maddesi gereğince BOZULMASINA, HMK 373/2 maddesi gereğince dosyanın kararı veren … Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesine, kararın bir örneğinin ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 2.540,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davalılara verilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalılara geri verilmesine 28/09/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.