YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/12908
KARAR NO : 2012/18844
KARAR TARİHİ : 13.09.2012
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
5252 sayılı Yasanın 9/3 maddesi uyarınca, sanık yararına olan hüküm önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağından, 765 sayılı TCK’nın 493/1., 61., maddesindeki hırsızlık ve 5237 sayılı TCK’nın 142/1-b., 35., maddesindeki hırsızlık ile yakınma bulunduğu için uzlaşmaya tabi 151/1. maddesindeki mala zarar verme suçunu oluşturan eylem nedeniyle uygulama yapılıp, her iki yasaya göre denetime olanak sağlayacak şekilde uygulanan yasa maddeleriyle, verilmesi gereken cezalar ayrı ayrı tespit edilip, sonuç cezalar karşılaştırılarak lehe olan yasa belirlenip uygulama yapılması gerekirken, yazılı şekilde eksik ve denetime olanak vermeyecek biçimde hüküm kurulması; 5237 sayılı TCK’nın uygulanması halinde aynı Kanun’un 151/1. maddesindeki mala zarar verme suçu nedeniyle uzlaşmanın gerçekleştiği varsayılsa bile, 142/1-b., 35. maddeleriyle en lehe ceza uygulaması yapılması durumunda 765 sayılı TCK’ya göre yapılan uygulamanın her durumda sanığın lehine olması nedeniyle, sonuca etkili görülmediğinden ve sanık hakkında İzmir 3. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 1999/1380 E. ve 2000/1014 sayılı Kararıyla hırsızlık suçundan verilip, 28.12.2001 tarihinde yerine getirilen eski hükümlülüğü bulunduğu ve koşulları oluştuğu halde, hakkında 765 sayılı TCK’nın 81/2-3 maddesinin uygulanmaması ile cezasından aynı Kanun’un 522/3. maddesi uyarınca indirim yapılamayacağının gözetilmemesi karşı temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Adli sicil kaydına göre kasıtlı suçtan hükümlülüğü bulunan sanık hakkında, hükümden sonra 08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasanın 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 231/5-14. maddesinin uygulama olanağı bulunmadığı anlaşılmakla yapılan incelemede:
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;5252 sayılı Yasanın 9/3 maddesi uyarınca, önceki 765 sayılı TCK ile sonraki 5237 sayılı TCK’nın ilgili bütün hükümlerinin somut olaya ayrı ayrı uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle denetime imkan verecek şekilde karma uygulama yapılmadan gösterilmesi gerekirken lehe kabul edilen 765 sayılı TCK’nın uygulanmasına rağmen 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesi ile de uygulama yapılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasından ‘‘TCK 53. maddesinin” uygulanmasına ilişkin bölüm çıkarılmak suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 13.09.2012 gününde oy birliğiyle karar verildi.